Ana içeriğe atla

Kayıtlar

insanlar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Mini Sohbet - Ağzı Olan Konuşuyor

Seninle konuşmak istiyorum, olmuyor Benimle konuşmanı istiyorum, olmuyor Sana güvenmek istiyorum, olmuyor Bana güvenmeni istiyorum, olmuyor Sussunlar istiyorum, olmuyor Dedikodu ölsün diyorum, olmuyor Korumak istiyorum, olmuyor Korunmak istiyorum, olmuyor Temiz kalmak istiyorum, olmuyor Temiz kalsınlar istiyorum, olmuyor Büyüyelim istiyorum, olmuyor Barışalım istiyorum, olmuyor Unutalım istiyorum, olmuyor Affedelim istiyorum, olmuyor Affedilelim istiyorum, olmuyor Dostluk diliyorum, olmuyor Anlayış bekliyorum, olmuyor Hatasızlığa çalışıyorum, olmuyor Hata aramak kimin haddine diyorum, olmuyor ... Herkes kendi işine baksa keşke, ama o zaman da insanlar çok "düzgün" olmuyor...

Teşekkür Ederim

"Kendime yalan söylemeye başladığımdan beri kimseye güvenmiyorum" O.Wilde Değişim... Ben ne çok değiştim. Büyüdüm, yaşadım ve tecrübe ettim. Bugün bana hayatımdaki pişmanlıklarımı, keşkelerimi sorsanız hiç düşünmeden bir bir aklıma düşenleri anlatır size dilim. Kalemim ya da klavyem değil, dilim. Ancak, beni gören bir çift göze -bakan değil, gören- ve beni duyan, bir çift kulağa -duyan değil, dinleyen- anlatabilirim içimdekileri.  Kendimi bildim bileli iyi niyetime güvenir, en çok bu özelliğimden ötürü benliğimi severim. Ben insanları olduğu gibi kabul eden, yargılamayan biriyim. Nasıl da yalan,  Nasıl da kandırmaca. Şöyle bir geçmişe baktığımda ne çok eleştirmişim yersiz yere insanları. Destek olmaya çalışsam da ne çok yaralamışım düşüncelerimle onları. Dışarıdan bakınca ne de kolay gelmiş bana kalıplaşmış doğrulara sığınarak akıl vermek. Şimdi o zamanki düşüncelerimi gözden geçiriyorum da, nasıl da yanlışmış bir olayın içine girmeden fikir yürütmek....

Hata ve Huzur

Huzur bu defa oturduğum bahçede maruz kaldığım ılık esinti ve birbirine sürtünen palmiye yapraklarıyla uğramıştı bana. Derin bir nefes alarak gözlerimi kapadığımda tek istediğim uykuya dalmaktı: derin ve uzun bir süre hiçbir şeyin bana dokunamayacağı bir uyku. Kendimi rahat bırakıyor ve etrafımdaki sesleri dinlemeye başlıyorum. Köpekler, kuşlar, rüzgar çanları... Tam da havuzdan gelen devirdaim sesinin tınısına kapılmışken bilincimin bana açtığı savaşla bölünüyor meditasyonum. Uyku ile uyanıklık arasında-kabus ile düşüncelerle boğuşuyorum. Zor geliyor. Tadım kaçmışken huzur bulmak oldum olası bana zor geliyor.  Aramak değil, bulmak. Oysa insan ve psikolojisine dair ne de çok okuyorum. Bazen yeri geliyor okuduklarımla düşüncelerimi harmanlayıp kelimelere döküyorum. Belki de en sevdiğim, beni mutlu eden şey bir başkasına iyi gelmek olduğu için, anlamayı ve yardımcı olabilmeyi çok önemsiyorum.  Dinlemek, anlamak ve ruha iyi gelebilmek...  Dünyayı kurtarırmışcas...

Kıyamet Günü Geldi!

kıyamet günü fırtına yutmuştu her birimizi toz bulutunun körelttiği gözlerimiz görememişti etrafta çaresizce çırpınan diğer bedenleri ardından uğultuların zihnimizi sarmasıyla kulaklarımız da sağırlaştı, artık ne kendi çığlığını ne de çevresindeki acı dolu feryatları duyamaz oldu insan evladı inananın kıyamet günü gelip de çalmıştı kapıyı sorgulamaya başladı sondan başa tüm günahlarını bedeni tuzla buz oldu her bir hücresi çamura bulandı dünya üzerinde tek bir insan bile o mikro saliseden sonra nefes alamadı dünya artık yok yerinde inanana kıyamet; inanmayana sönmüş enerji dediler adına son, herkese aynı son! insanlık çalıştı ve  kazandı tükenmeyi cennet diye bir yer varsa şayet, kapısından girecek kul kalmadı  ömrünü oraya adayanların bile sessiz kaldıkları için cehennem olmuştu artık yeri kötüysen zaten şaşırmazsın, iyiysen de neden diye sorma senin dünyanda kötülükler olurken sen sadece kendi ...

Hachiko ve Hikayesi

Hachi Sevgi... Kendi adıma, hayatım boyunca en ama en çok önem verdiğim, düşkün olduğum ve vazgeçilmezim olan kavram. Her zaman saygının da, vefanın da, sadakatin de sevgiden geçtiğine inanmışımdır. İnsanların varoluş tarihlerinden bu yana birbirlerinin güvenini kıracak çok şey yaptıklarından olsa gerek, bugün birçok kişi, herhangi bir canlıya besledikleri sevgiyi 10, 100, hatta 1000 insana bedel görebiliyor... Hachiko ... Hachi, kelime anlamı sekiz olan Japonca bir isim. İnanca göre kutsal, göğe eren rakam olarak kabul ediliyor. 1924 yılında, Tokyo Üniversitesi'nde görev yapan Japon profesör Hidesaburo Ueno, evine dönerken istasyonda rastladığı saf Akita cins köpeği sahipleniyor. Kısa süre içerisinde aralarında oluşan bağ, Hachi'nin akıllı ve kolay öğrenen bir hayvan olmasıyla birleşerek bize çok önemli bir "hayat dersi" olan bu gerçek hikâyeyi sunuyor hachiko  Her sabah üniversiteye gitmek üzere istasyona yürüyen sahibine bir sabah Hachi de eşli...

Hayat Ağacı

   Kocaman kalabalığa tepeden bakan  kocaman binaların arasında,  kocaman beklentiler ve hayaller var gerçekleşmeyi bekleyen.  Bir de küçücük titrek kalbimiz  ve  kalbimizle köşe kapmaca oynayan beynimizle biz varız,  bir yılımızın aslında bir salise olduğu ömrümüzde... Sahi,  hayat bu denli kısayken, beyhude geçen yıllar, yıpranmalar niye? Ne dersin?  Bir hiç uğruna,  hiçlerimizi feda ederek hiçe dönüştüğümüzü itiraf edelim mi hep birlikte?  Bir adam tanıyorum, sevmişti bir kadını.  Öyle böyle bir aşk değil bu,  nam-ı diğer ibadetimsi aşktı yaşadığı.  Ama an geldi ve unutuverdi o çok sevdiği kadınını. Kandı  ve kapıldı simsiyah saçları belinin gamzesine değen dünyalar güzeli bir dilbere. Tek bir an,  tek bir saniyeyle değişti önündeki yıllar.  Sahi,  bu kadar kolay mıydı kendine çizdiğin geleceği saptıracak hislerle bir başka dala savrulm...

Meczup

 Kafalarımız karışık, yorgun ve saçmalamaya müsait haller içerisindeyiz. Her birimizin kişisel yaşantısı yeterince problemli değilmiş gibi, bir de etrafımızda olup bitenlerden nefes alamaz duruma geldik. Bir gün otobüste yanımızda oturan adamın kafatasını cama vurarak kırmak isterken; bir başka gün markette çocuğunu kolundan sürükleyen kadını saçlarından et reyonuna asmak isteyebiliriz. Gelin görün ki bu uçuk fantezilerimize rağmen aslında havlayan köpekten hiçbir farkımız yok. Biz sadece adalet, insanlık ve sevgiye olan özlemlerimizin çizdiği yolda, sıyırmak üzere koşar adımlarla sek sek oynuyoruz. 8 adım ileri, 8 adım geri. Lanetlenmesi gereken insanlar yanımızdan bisikletle geçerken, biz olduğumuz yerde zıplayıp duruyoruz. Ne de olsa meczubuz... Bize meczup diyorum ama Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kimse * olanından değil; şahit olduğumuz çirkinlikler sayesinde dengesini kaybetmiş olanlardanız biz. Her gün haberleri okuduğunda kendini camdan atmak isteyen; "bundan bet...

Uzaylılarla İşbirliği

Hepsi onun kadar şanslı değil Geçen gün öyle bir şeyle karşılaştım ki, içim yandı; canım çok acıdı...   Neden mi?  Sahil kenarında yürürken önümde bir adamla kadın yol alıyordu. Adamın elinde parlak ve simsiyah tüyleriyle kocaman bir köpek. Öyle büyüktü ki, köpekle aynı pozisyonu alsam ebatlarımız eşitlenirdi. Yanındaki kadın da tasmayla dünya tatlısı, diğerine nazaran daha küçük bir köpek gezdiriyordu. Zavallının arka bacakları tutmadığı için ona tekerlekli bir düzenek kurmuşlar ve o şekilde diğerleri gibi hayatını, zor ya da eksik de olsa, idame ettirebilmesini sağlamışlardı. Engelli insanlar ve onların nahoş koşullarına olan özel ilgim nasılsa, aynı şekilde yol boyunca o köpek için de kara kara düşündüm. Bir kaza geçirdiği çok açıktı ve bu kaza sonucu doğasının getirdiği hiçbir hissiyatını dilediği gibi yaşayamıyordu. Koşamıyor, oyun oynayamıyor... Köpek bu, insana muhtaç. Anlatmak istedikleri varsa bile anlatamıyor, sadece çırpınıyor. ...  Onlar önümde...

Stanford Prison Experiment (Stanford Hapishane Deneyi)

Hayatımızda iyi insanlar olduğu kadar kötü insanlar da var. Peki, bireyin annesinin rahmine düşerken kötü bir karaktere sahip olması mümkün mü? Yoksa onu zamanla içinde bulunduğu koşullar mı kötü yapar? Örneğin, normal şartlar altında zararsız, kendi halinde, iyi huylu olan 2 adet yetişkini bir hapishaneye yerleştirir ve birine üstünlük sağlayacağı bir statü ile, karar-ceza verme gücü; diğerine ise aşağılayıcı bir ortamda, emirlere itaat etme ve mahkumiyet sunarsanız, ikisi de olduğu kimlikten sıyrılıp, zamanla değişir mi? Değişir ise bu değişimleri nasıl şekillenir?   Peki  reelde, ıslah edilmesi için hapishanelere yerleştirilen insanların maruz kaldığı hapishane koşulları, onları iyi yapmaya mı elverişlidir, yoksa onları daha da kötü kılmaya mı sebeptir ?  Daha önce bahsettiğim  Milgram  ve  Little Albert  deneylerinden sonra, şimdi size yine etik dışı olduğuna dair yankı uyandıran, fakat bilim adına oldukça fayda sağlayan Stanford Hapishane ...

İnsanlar ve İroni (Alfred Nobel)

 Yazılarımda çok sık bahsettiğim ya da kullandığım bir kavramdır ironi. Bugün okuduğum " Fransızlar yeni bombasını Libya üzerinde denedi ve onlarca kişi hayatını kaybetti" haberi ile aklıma şu bomba denen şey, arkasından da savaş denen olgu ve türevleri geldi... Ne kadar büyük bir aptallık tüm bunlar hepimizin adına... Güya evrende aklı olan tek canlı türüyüz. Vallahi yalan... Bütün beyin eforunu bu yönde, insanlık dışı çıkarlar için harcayanların yerinde olacağıma mavi-yeşil alg olurum daha iyi... kız kaçıran Bir kere biri bana açıklasın, vatandaş dediğimiz canlı, vatandaş olmayan canlıya göre neden daha kıymetli oluyor? Düşman ya da rakip ülkenin topraklarında doğmak, kime beni öldürme hakkını veriyor? Sanmayın ki ütopik ya da hayal boyutunda iyilik diliyorum tüm dünya adına. Dünyanın düzeni bu, bunlar yaşanması gereken bir hal haldı günümüzde. Hatta gayet iyi biliyorum ki güç savaşı ve insanlar arasındaki çatışmalar çok olağan. Yaşamın, yaşayabilmenin bir ...

Sizi Affetmiyorum! (Murder of Kitty Genovese Case)

Soğuk, çok üşüyorum...  Gözlerimi açmak istiyorum ama nafile, aralayamıyorum bile. Ürkütücü, çok karanlık...  Kendimi yalnız hissediyorum, hem de çok yalnız! Neden bana yardım etmediniz, beni niye yalnız bıraktınız? ...   Buraya kapatılmadan önce hepinizi gördüm, her birinize seslendim! O adam üzerimdeyken, her yeni bıçak darbesiyle oluk oluk kanımı akıtırken gözlerim sadece çığlıklarımla ışıkları yanan evlerinizdeydi. Siz de beni gördünüz, sesimi duydunuz.  Çırpındım, yardım dileyerek yalvardım sizlere. Bunca yıllık hukukumuz bir yana, hiç mi vicdanınız sızlamadı, hiç mi bir insan için endişelenmediniz?  Git gide zayıf düşen bedenimle son gücüme kadar savaş verirken, neden biriniz bile yanıma koşmadınız, polise haber vermediniz? ...  Yarın benim doğum günümdü.  Buradaki birkaç dostum ve siz, kapı komşularım, hepiniz davetliydiniz. Gördünüz mü olanları, bütün hazırlıklarım boşa gitti. Şimdi bu soğuk, karanlık yerde yapayalnızım. Ko...

Milgram Deneyi

deneyin orjinal ilanı  Bir deneyde olduğunuzu düşünün, karşılığında hem bilime katkıda bulunacak hem de para kazanmış olacaksınız. Kimi kandırıyorum, çoğunluk bunu sadece para için yapacaktır, neyse... Bu deneyde aynı sizin gibi etten kemikten bir başka insana elektrik şoku uygulamanız ve git gide bu şoku arttırmanız emrediliyor. Ve siz de bu emre itaat ediyor ve "elbette bilim" adına duyduğunuz bin bir çığlık sesini, "kalbim rahatsız, dur acı çekiyorum" diye duvarları yumruklayan kurbanı önemsemeden, kendi itaat güdünüz, para ve ego tatmininizden ötürü bu deneye devam ediyorsunuz.  Neden? Çünkü itaat ederken sorumluluk sizden çıkıyor, siz sadece emirlere uyuyorsunuz... İşte böyle beyin oyunlarıyla kendisini kandırdığını sanıyor insanoğlu. Emri veren de, itaat eden de, kurban olan da yine insan. Bu deneyin etik dışı olan ve katılımcılarının sonraki hayatını etkileyen bir rolü olduğu da aşikar. Fakat burada ben sadece deneye ve sonuçlarına değineceğim....

Kirletilmiş Hayaller

 ...   koca adam telefonda birine ağlıyor; öğrendiklerinden, çaresizliğinden dem vuruyordu. aldatılmak, hayal kırıklığı gururunu ve hayallerini öyle incitmişti ki kapı aralığından koridora, her şeyi unutmak için gece boyunca tükettiği alkolün kokusu sızıyordu. kadın ise gecikeceğini bilmesine rağmen gözünü kırpmadan adamı beklemiş ve odasının önüne geldiğinde olan biteni duymuştu...  kapıyı araladı ve yatağın üzerinde arkası dönük oturan adama doğru yürüdü. kalbinin istediği eliyle adamın başını okşamaktı fakat mantığı ona "yapma" dedi, "yapma ki bildiğini bilmesin"... iki adım geriye gitti ve ellerini belinin arkasında kovuşturarak sordu:  "karnın aç mı?". adam ise arkasını dönmeden cevapladı: " yorgunum, uyuyacağım". kadın gülümseyen ve sıcak bir ses tonuyla "peki, iyi uykular" diyerek odadan çıktı...  kapıyı kapatmasıyla  yere çömelmesi bir oldu.o birkaç dakika içerisinde kendini öyle sıkmıştı ki, çıktığında adeta dizler...

kağıttan gemiden sana mektup var

kağıttan gemi merhaba. ben bilmediğin bir insanım ve canım sıkıldıkça bilmediğim insanlara mektup yazarım. sonra sokağa çıkar bilmediğim bir binanın, yine bilmediğim bir posta kutusunun içine bırakırım. neden mi? bilmediğim sen, benim kendimce bildiğimi okursun belki diye. şansına hangi tecrübelerim denk gelirse...  yok. arama boşuna, zarfta isim, adres, iz bulamazsın. çünkü yok. lazım değiller. yine de çok istersen sen bana kısaca kağıttan gemi diyebilirsin. ama haberin olsun, kağıttan gemiyim dediysem suda ıslanan ama ıslatılamayan cinsindenim. ve ben bu mektupla birlikte senden, içinde yer etmiş olan bir olaya, kişiye tüm nefreti kovmanı istiyorum.  mutsuz kağıttan gemiler  ben, yani senin 'gizemli, tek zarflık mektup arkadaşın olan kağıttan gemi',  kişilere karşı olan nefretimi uğurlarken aslında kendimi azad ediyorum. karşında olsam ve bana sorsan "peki sana yaşatılanları affettin mi?" diye, hayır derim. çünkü affettim desem, ...

Mini Sohbet: Sana ne?

fiskos fiskos A' nın çok para harcamasından sanane B 'nin çok gezmesinden sanane C' nin bütün gün Facebook'ta olmasından sanane Ç' nin onu aldatan sevgilisine dönmesinden sanane D' nin bekar hayatını sevmesinden sanane E' nin hafif kız olmasından sanane F' nin kaç para kazandığından sanane G' nin babası dolandırıcıysa sanane Ğ' nin gay olmasından sanane H' yi en yakın arkadaşın sevmiyorsa sanane I'  nın hep aynı öpücük pozunu vermesinden sanane İ'  nin girdiği işle seni şaşırtmasından sanane J'  nin yağlarını aldırmasından sanane K' nin sevgilisini aldatmasından sanane L' nin çakma çantasından sanane M'nin erkek arkadaşını boğmasından sanane N' nin evden çıkmamasından sanane O' nun senin gibi düşünmemesinden sanane Ö' nün bu gün çok rüküş gözükmesinden sanane P' nin erken evlenmesinden sanane R' nin süslü olmasından sanane S' nin tek taşından sanane Ş' nin aldığı...

Mini Sohbet: Hepimiz İnsanız

Bizli konuşmama, hepimizi aynı "insan" kalıbına koymama kızmayın. İşin gerçeği bu. Belki sen eline silah alıp kan döken biri değilsin ya da yardım tırlarını yağmalayan... Belki sen oto yıkama açtığında arabalar rahat girsin çıksın diye binanın 3 kolonunu kesen adam da değilsin. Ama sen, kansere sebebiyet verensin; onu genlerinlede kuşaktan kuşağa aktaransın. Sen kürk giymek isteyen;  ozon tabakasını delensin. Sen vücuduna horman enjekte edensin.  Sen kendini en üstün gören ve hiç ölmeyecek zannedensin. Sen farkında olmadan yine bir yerlerde, birilerinin ölümüne göz yuman katilsin. Sen insanlık kavramını kavramaktan uzakta, üstünlüğünü dünyayı yok etmek için kullanansın. Ben, sen, biz, onlar... Hepimiz farklı ölüm ve yıkım senaryolarına farkında olmadan sebebiyet verenleriz. Kuru Burunlular Benim için herkes insan, herkes aynı, herkes insanın wikipedia'daki karşılığıdır. (lütfen tıklayın  ve hepsini inceleyin) Herkesin içindeki iyilikle tanışması d...

Steve Jobs ve Tenzile Erdoğan

Başlık kafanızda (?) mi yarattı? Haklısınız, ben de yan yana yadırgamadım değil... Şu sıra can sıkıntısından fazla takip ediyor bulunduğum "sosyal medya", gazetelerdeki okuyucu yorumları, sözlük- benzer platformlarda bulunan ve kafamda duracağına, burada dırdırım olsun dediğim iki konum var. Okumak ve dırdırımı çekmek isteyenler yazının devamına buyursunlar... Yapım gereği birisinin ölmüş oluşuna yoğun bir şekilde üzülürüm. Ölüm doğal bir döngüdür, kabul. Fakat genel olarak insanlar kayıplara istemdışı empati kurarlar ve üzülürler diye düşünüyorum. Yanılıyor muyum, olabilir.. Ama böyle paylaşımcı olduğumuza inanmak hoşuma gidiyor.   Neyse, sataşma amacı gütmeden belirtiyorum ki: Steve Jobs 'un hastalığı döneminde ve arkasından gelen ölümüne üzülenlerden biriyim.  O nunla hiçbir alakası-çıkarı olmayan insanların "neden" üzülüyor olduklarına anlam veremeyen kişilere saygı duyuyorum. Saçma bulan kişilere ise anlatmaya çalışmak gibi  boş bir uğraş içeri...

Küçük bir kızdan protest şiir

- Kız kardeşim M.I.D'in 13 yaşında okulda yazdığı şiir. Hiçbir noktasına dokunmadan yayınlıyorum- İNSANLAR Siz parayla Dünya’yı düzeltebileceğinizi sanıyorsunuz, Oysa Dünya’mız ölmek üzere , haberiniz yok, Tek haberinizin olduğunuz şey,alışveriş mağazalarının indirimleridir. Siz ormanları yangınlardan, Tuttuğunuz adamlarla kurtaracağınızı sanıyorsunuz, Haberiniz yok ki asıl nedeni sizlersiniz, Dünya’yı bu hale sizler ve bizler getirdik, Hepimiz zehirledik Dünya’yı, “ Ben yapsam ne olur sanki ” diye kestirip, Attınız Dünya’mızı bir çöp gibi sokağa,unutup,gittiniz onu orada. Siz küresel ısınmayı rüşvet vererek, Durduracağınızı sanıyorsunuz, Siz kendinizden başkasını düşünmezsiniz, O kadar cimrisiniz ki,bahçenize bir ağaç dikemiyor, İki adım ötenizdeki çöp kutusunu gitmeye üşeniyor, Geri dönüşümlü çöplerinizi ayrı koymayı bile beceremiyor, Pikniklerde ateşlerinizi söndürmeyi bile beceremiyorsunuz. Siz geçinmeye çalışan insan...