Ana içeriğe atla

Kayıtlar

hikaye etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gizli İtiraf

S enden kurtulduğum günden beri yeniden nefes almaya başladım. En çok da "ben" olabilmeye hasret kalmışım ki haftalardır sadece kendimle baş başayım. Ne çok acıtmışsın canımı, ne de çok çalmışsın karakterimden. İnsana kim olduğunu unutturmamalıydı oysa gerçekten seven!  Ç abuk toparlandım senden sonra, ama kolay oldu dersem yalan olur. Onca beraber geçen yıldan sonra yokluğuna alışmak elbet zor olur. Kök salmışsın bir kere içimde, budamak da yetmedi kestim attım seni bu defa.  Ö ldün belki ama köklerin hala toprağımın altında. Zerre pişman değilim, iyi ki de yoksun artık.  Leke lekeyken zaten çok bile dayandık. Endişelerim de çok yersizmiş, zaman geçtikçe anladım.  Donuk hayatıma yokluğunla sen renk kattın. İyi ki bitti, iyi ki de etkin altında değilim artık.  Müjdeler olsun ki gittin ve beni rahat bıraktın! Bazen nefretimiz ve sitemlerimiz farklı duygular barındırır kendi içinde. Çoğu kez kendimize bil...

Hayat Ağacı

   Kocaman kalabalığa tepeden bakan  kocaman binaların arasında,  kocaman beklentiler ve hayaller var gerçekleşmeyi bekleyen.  Bir de küçücük titrek kalbimiz  ve  kalbimizle köşe kapmaca oynayan beynimizle biz varız,  bir yılımızın aslında bir salise olduğu ömrümüzde... Sahi,  hayat bu denli kısayken, beyhude geçen yıllar, yıpranmalar niye? Ne dersin?  Bir hiç uğruna,  hiçlerimizi feda ederek hiçe dönüştüğümüzü itiraf edelim mi hep birlikte?  Bir adam tanıyorum, sevmişti bir kadını.  Öyle böyle bir aşk değil bu,  nam-ı diğer ibadetimsi aşktı yaşadığı.  Ama an geldi ve unutuverdi o çok sevdiği kadınını. Kandı  ve kapıldı simsiyah saçları belinin gamzesine değen dünyalar güzeli bir dilbere. Tek bir an,  tek bir saniyeyle değişti önündeki yıllar.  Sahi,  bu kadar kolay mıydı kendine çizdiğin geleceği saptıracak hislerle bir başka dala savrulm...

Tek Gecelik Aşk

tek gecelik aşk Keşke gitmek zorunda olmasaydın. Keşke sonsuza dek koynumda kalsaydın da bu kara kışta birbirimizi ısıtsaydık. Keşke yularlarımız başkalarının elinde olmasaydı da seninle dilediğimizce yaşayabilseydik. Ama olmadı, gitmek zorundaydın ve biz ayrıldık. Sen bir başkasının aşkıydın ve sadece soğuk bir kış gecesinde yanımda ısınıp benimle oyalandın. Şimdi ait olduğun yerdesin.  Bu gece bir insanın boynuna sokulacak ve göğsünde uyuyacaksın. Ben ise elimde keşkeler ve dün gecenin anısıyla kalacağım. Sen, tek gecelik aşkım. Kar fırtınasının ortasında buluştuğum, soğuktan donan bedenini kollarımla ısıttığımdın.  Sen, sadece küçük bir bakışma sonucunda hiç tereddüt etmeden evime aldığımdın.  Sen, ilk görüşte neyin nesidir; bana zarar verir mi diye sorgulamadan kapıldığım, sımsıkı sarıldığımdın. Sen benim sırrım,  herkesten gizli odama sızan ve havlularımla kurulanandın. Sen gideli saatler oldu ama o keskin kokun hala yastığımda, ...

Onunla Tek Bir Gün

Belki yıllar geçti üzerinden,                                      yıllarla birlikte bedenler de. Ama ben son bir defa olsun onu görmek istiyorum,                                      devamının olmayacağını bile bile...                                                     Konu o olunca mantık arayamıyorum düşüncelerimde. Zaten arasam da onu tanıdığım günden beri aradığımı bulamıyorum yerinde. Yeniden karşıma çıkmasını, onunla dolu dolu bir gün geçirebilmeyi diliyorum sadece. Onu öyle içimde yaşattım, öyle çok yeniden beraber olacağımıza dair hayaller kurdum ki; bir günüm -sadece tek bir gün- olsa onunla, bütün bu özlem ve hayallerimden kurtularak kendimi az...

Çamur (Kısa hikaye)

...dün gece bedenimi kış evimin arka bahçesindeki çamurlu arazide bıraktım.  her adımımda biraz daha gömüldü bataklığa ayaklarım. havanın soğukluğu iliklerime kadar işlerken kalbimin atışları normal dışı seyir etmeye başlamıştı. göz kapaklarım gittikçe daha da ağırlaşıyor, kıl köklerimde sinsi sızılar kol geziyordu. bir an için duraksadım ve yutkunup biraz daha ilerleme kararı aldım. ...yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm. ben diyeyim 2 kilometre, siz diyin 3! yorulunca yeniden durdum ve ardımda bıraktığım izlere baktım. ben diyeyim15, siz diyin 20 adım! aslında, hala ne kadar da evimin yakınındayım. yorgun vücudum zihnimi ve sanrılarımı da ele geçirmişti. zamanımın dolduğunun farkına vardığım her saniye  bir başka uzvum daha işlevini yitirdi. son bir şans diledim içimden, yüzleşebilirim dedim. evet, demesine aynen böyle dedim ama vicdanıma dinletemedim. çok geç olmuştu benim için artık. kaslarımın son eforunu da sarfederek yüzümü göğe doğru kaldırdım, hiç yıldız yoktu. bir...

Ayrılık Tanrısı Bana Aşık

Uzun zamandır kapımı çalmamıştı ayrılık... Ben de bundan sebep boş bulunup, varlığını ve onun favorilerinden biri olduğumu unutuverdim... Şimdi düşünüyorum da: ben farkına varamamış ya da kabullenmeyi reddetmiştim ama ayrılık bir yerlerden gözlerini bana diktiğini ve yeniden karşılaşmak üzere olduğumuzun sinyallerini çok önceden vermeye başlamış. Başlamasına başlamış ama insan üzüntüden kaçmaya çalışıp da, yüzleşmeyince ne fayda...  Aşkı dolu dolu yaşarken insan, mutluluğu hiç bitmeyecek sanıyor. Çünkü sevdiğini kaybetme korkusu taşırken bile, her zaman sevileceğine ve mutlu olacağına inanmak istiyor. Sonrada farkında olmadan içten içe buna şartlanıyor. Gel zaman git zaman aşkınıza alışmış yaşarken, bir neden gelip ilişkinizi buluyor ve prrr! tüm o mutluluk uçtu gitti... Bazen düşünüyorum "acaba sorun bende mi? " diye. Neden hep ilişkilerim kötü sonlanıyor? Neden hep ya vazgeçilen oluyorum ya da gururu ağır basıp vazgeçen... Aşk, mutluluk yalan desem, o da olmuyor, çü...

Sizi Affetmiyorum! (Murder of Kitty Genovese Case)

Soğuk, çok üşüyorum...  Gözlerimi açmak istiyorum ama nafile, aralayamıyorum bile. Ürkütücü, çok karanlık...  Kendimi yalnız hissediyorum, hem de çok yalnız! Neden bana yardım etmediniz, beni niye yalnız bıraktınız? ...   Buraya kapatılmadan önce hepinizi gördüm, her birinize seslendim! O adam üzerimdeyken, her yeni bıçak darbesiyle oluk oluk kanımı akıtırken gözlerim sadece çığlıklarımla ışıkları yanan evlerinizdeydi. Siz de beni gördünüz, sesimi duydunuz.  Çırpındım, yardım dileyerek yalvardım sizlere. Bunca yıllık hukukumuz bir yana, hiç mi vicdanınız sızlamadı, hiç mi bir insan için endişelenmediniz?  Git gide zayıf düşen bedenimle son gücüme kadar savaş verirken, neden biriniz bile yanıma koşmadınız, polise haber vermediniz? ...  Yarın benim doğum günümdü.  Buradaki birkaç dostum ve siz, kapı komşularım, hepiniz davetliydiniz. Gördünüz mü olanları, bütün hazırlıklarım boşa gitti. Şimdi bu soğuk, karanlık yerde yapayalnızım. Ko...

Kirletilmiş Hayaller

 ...   koca adam telefonda birine ağlıyor; öğrendiklerinden, çaresizliğinden dem vuruyordu. aldatılmak, hayal kırıklığı gururunu ve hayallerini öyle incitmişti ki kapı aralığından koridora, her şeyi unutmak için gece boyunca tükettiği alkolün kokusu sızıyordu. kadın ise gecikeceğini bilmesine rağmen gözünü kırpmadan adamı beklemiş ve odasının önüne geldiğinde olan biteni duymuştu...  kapıyı araladı ve yatağın üzerinde arkası dönük oturan adama doğru yürüdü. kalbinin istediği eliyle adamın başını okşamaktı fakat mantığı ona "yapma" dedi, "yapma ki bildiğini bilmesin"... iki adım geriye gitti ve ellerini belinin arkasında kovuşturarak sordu:  "karnın aç mı?". adam ise arkasını dönmeden cevapladı: " yorgunum, uyuyacağım". kadın gülümseyen ve sıcak bir ses tonuyla "peki, iyi uykular" diyerek odadan çıktı...  kapıyı kapatmasıyla  yere çömelmesi bir oldu.o birkaç dakika içerisinde kendini öyle sıkmıştı ki, çıktığında adeta dizler...

Kajin ve Kemal - Van Depremi

... bir an için afalladım ve "neden" diye sordum... " neden mi? Kajin benim arkadaşımdı, buraya taşındığımızdan beri hep beraberdik. ama artık ayrıyız çünkü o gitti! uzun zamandır yoktu ama dün gece rüyamda beni ziyarete geldi. uzaklarda bir yerden bana sesleniyordu.  duyamıyorum seni Kajin, bir daha söyle dedim ama sesim çıkmadı. birden omzuma eliyle dokundu. başta korktum ama sonra sevindim, iyi görünüyordu. "şimdi duyabiliyor musun beni Kemal?"   duyuyordum ama şaşkındım, cevap vermedim, sustum. "üşüyor musun?"  diye sordu gülümseyen gözlerleriyle. sonra teker teker yeni oyuncaklarıma dokunarak polis arabamı bir ileri bir geri sürdü durdu. bir ara kafasını kaldırıp yüzüme baktı ve yine gülümseyerek sordu: "sirenleri çalışıyor mu bunun?" hayır, sirenleri yok hem sessiz ol herkes uyanacak  diyecektim ama diyemedim. şaşkındım, cevap veremedim, sustum. kırmızı, mavi ışıklarla aydınlandı çadırın karanlığı....

Heyecanlı Randevu

 Bu gece istediğim tek şey kusursuz olmak; zarif, güzel ve alımlı bir kadın olarak karşına çıkmak! Sonra da beni gördüğün an duyacağın heyecanı salondaki herkesle beraber hissetmek...  Anladım ki sana karşı olan hislerimi dizginlemem, onlardan sıyrılmam imkansız. Kendimi kendimden saklamak yerine sana göstermeli ve kanına işlemeliyim. Doğru anı uzun zamandır bekliyordum ki, ortak arkadaşımızın telefondan gelen sesine tereddüt etmeden yanıt verdim: Evet, elbette nişan yemeğinize geleceğim!  Dün gece neredeyse hiç uyuyamadım. Gardırobun başında tüm kıyafetlerimi denerken sabahladım. En son bir kaç kombinimi kenara ayırdım. Sanıyorum ki kararımı da verdim, kırmızı olan. Üzerime oturan, sırtı açık, diz boyu elbisem en uygunu. Altına da yüksek ökçeli şık bir siyah topuklu. Hem sade hem de çekici. Senin için yaptığım bu telaşa inanamıyorum ama önce duş almam gerek. Zira tüm gece boyunca söndürdüğüm izmaritlerin haddi hesabı yok. ...Üzerimden akan su zerreleri ...

kağıttan gemiden sana mektup var

kağıttan gemi merhaba. ben bilmediğin bir insanım ve canım sıkıldıkça bilmediğim insanlara mektup yazarım. sonra sokağa çıkar bilmediğim bir binanın, yine bilmediğim bir posta kutusunun içine bırakırım. neden mi? bilmediğim sen, benim kendimce bildiğimi okursun belki diye. şansına hangi tecrübelerim denk gelirse...  yok. arama boşuna, zarfta isim, adres, iz bulamazsın. çünkü yok. lazım değiller. yine de çok istersen sen bana kısaca kağıttan gemi diyebilirsin. ama haberin olsun, kağıttan gemiyim dediysem suda ıslanan ama ıslatılamayan cinsindenim. ve ben bu mektupla birlikte senden, içinde yer etmiş olan bir olaya, kişiye tüm nefreti kovmanı istiyorum.  mutsuz kağıttan gemiler  ben, yani senin 'gizemli, tek zarflık mektup arkadaşın olan kağıttan gemi',  kişilere karşı olan nefretimi uğurlarken aslında kendimi azad ediyorum. karşında olsam ve bana sorsan "peki sana yaşatılanları affettin mi?" diye, hayır derim. çünkü affettim desem, ...

en keyifli ayrılık melankolisi

ne kadar olabilir ki? 3 santim. belki de 4... sadece ama sadece 3-4 santimlik bir araklıktan sızan güneş ışığıyla bile kışkırıyorum sana karşı. bu perdeler dün gece sımsıkı kapanmıştı oysa, gitmeden önce sen mi açtın? sana soruyorum, sana söyleniyorum. hem de evde olmadığını bile bile. alışkanlık fena şey, dırdırım geldi bak yine...  uyanmak için çok erken. gömüyorum yastıklara yüzümü. hepsi benim, bütün yastıklar benim. kollarım bacaklarım açık, kar meleği gibi yatıyorum yatakta. yine de dolduramıyorum. bir gecede büyümüş, kocaman olmuş sanki. ya da ben sonunda zayıfladım.  fayda etmiyor pofuduk yastıklar, o 3-4 santim yetti bana, uyandım! saat kaç?  ... kışın tek güzel yanı soğuk, buz gibi bir su çarpıyor her sabah suratıma. bir o, bir de koyu kahve. ha tabii bir de senle başlar(d)ım her güne. sen neyse de, o muhteşem ikili bana lazım yine:  1, 2, 3 ve 4 su çarpışı yüzüme. 4 soğuk su darbesi. aklıma gelmişken; resmen 3-4 santimlik bir aralık uyandırdı...

Bir Adam ve Yalnızlığı

bu kızı alıp duvardan duvara kafasını çarpmak istiyorum! garip garip bakan gözleriyle bana ettiği lafa bak hele! neymiş "ayrılmanız iyi oldu ya, zaten sen çok yıpratıyordun kızı, şimdi keyfi yerinde, bir daha bulaşma" !!! bak sen şunun ettiği lafa. nasıl da hoşuna gitmiş ayrılmamız. biliyorum ben, bu şimdi yememiş, içmemiş arkadaşlarıyla da tanıştırmıştır seni. kendi kafasına uyacak sevgili arıyor ya sana aklınca. canına minnet benden kurtulmak. hata bende, ne  diye selam verdim. çok bayılıyormuşum, seviyormuşum gibi bir de yolumu çevirip, peşinden gittim. ne diye yaptıysam! hay aklımı... ulan başka yol mu kalmadı, ne diye bu sokağa ben! ... günlerdir iyiydim, yerindeydi kafam ne güzel. aklımı aldı resmen, aklımı! sahiden unuttun mu beni be güzelim? iyi mi oldu benden kurtulman? öyleyse de ne diyebilirim ki sana? yüzüm mü var nasıl benden vazgeçersin demeye. az çektirmedim sana ben. az sabretmedin sen saçmalıklarıma. az susmadın ben karşında hayvan gibi anırırken....

Bir Kadın ve Yalnızlığı

 bilsen seni nasıl özledim eski sevgili. boşluğunu dolduracağım diye yaptıklarımla aslında hiçbir şeyi olduramaz oluyorum. unutmak için attığım her adımda kaldırım taşları yine seni hatırlatıyor. yetmezmiş gibi bir de, yolda karşılaştıklarım  bana seni soruyor, "onu unuttun mu?" diyor. ben mi? "unuttum" diyorum. diyorum ama yalan söylediğimi, beni en az tanıyanı bile gözlerimden anlıyor. sonra bir panik, iyi gözükmeye çabalıyorum. sahte bir neşeye bürünüyor, yalandan gülümsüyorum. sen de bilirsin, ne zaman zorla gülümsesem dudaklarım sadece sağa açılır...

Bir Kadının Ayrılık Gecesi

 Ağlamaktan nefret ediyorum!  Bana yaşattıkların için senden nefret ediyorum. Sana aşık olduğum için kendimden nefret ediyorum. Bana aldığın saatten, seni hatırlayan beynimden, yoksun diye üzülen kalbimden nefret ediyorum. İyi ki bitti, iyi ki kurtuldum senden. Meğersem ben ne aptalmışım da senin gibi birini sevmişim. Meğer sen ne inanılmaz, ne güvenilmez bir insanmışsın! Keşke seni hiç tanımamış olsaydım. Seni tanımama neden olduğu için en yakın dostumdan bile nefret ediyorum! "Aaa neden ayrıldınız ki, siz çok yakışıyordunuz" diyen arkadaşımdan, "iyi ki de ayrılmışsın kızım, o adam seni çok üzüyordu" diyen annemden nefret ediyorum.  Bana bunları neden yaşatıyorsun?  Hiç mi sevmedin beni? Kimbilir ne yapıyorsundur şimdi. Evinde bile değilsindir sen, kesin dışarı çıkarmıştır o arkadaşların seni. Sen gezip, eğlenirken ben burada evdekilere duyurmadan ağlamak için yüzümü yastıklara gömüyorum. Yatağımın üstündeki yastıklarım var ya, hepsi sırılsıklam. Bir tek kuru o...

Gezgin

- Bu bir hikaye, uzunca ama okuyan için ruhunun derinliklerinde. Hiçbir engelin hayatı köreltmemesi dileği ile... - Her zaman güne aynı yerde başlarım; nereden gelmiş olursam olayım… Sadece ortasını aralık bıraktığım perdeden, güneş odama sızar ve göz kapaklarım aralanır. Bu sabah da benim için aynı böyle başladı: Güneş geldi ve yeni güne uyandım. Gerinmeye başlarken; aklıma çocukluğumdan kalma bir şarkı düştü... Günümün gidişatı belli olmuştu, bir şeyler atıştırıp, bu günkü yolculuğum için hazırlık yapmalı. Peki, nereye? Bilmediğim neresi kaldı ki? Görmediğim surlar, karşılaşmadığım hayatlar ya da tatmadığım tropik meyve kaldı mı?  Son birkaç sabahtır böyle heyecanlı başlamamıştım güne. Belki de günün sonunda çıkacağım yolculuktu beni böyle yapan. Her ne kadar daha karar verememiş olsam da elbet bir yer vardır bilincimin derinliklerinde kalan... B abam ünlü bir yazar ve gezgindi, bu yüzden k üçüklüğümden beri çok yer gezdim ben. Babamın seyahatlerine dair yazdı...