Ana içeriğe atla

Mini Sohbet - Ağzı Olan Konuşuyor

Seninle konuşmak istiyorum, olmuyor
Benimle konuşmanı istiyorum, olmuyor
Sana güvenmek istiyorum, olmuyor
Bana güvenmeni istiyorum, olmuyor
Sussunlar istiyorum, olmuyor
Dedikodu ölsün diyorum, olmuyor
Korumak istiyorum, olmuyor
Korunmak istiyorum, olmuyor
Temiz kalmak istiyorum, olmuyor
Temiz kalsınlar istiyorum, olmuyor
Büyüyelim istiyorum, olmuyor
Barışalım istiyorum, olmuyor
Unutalım istiyorum, olmuyor
Affedelim istiyorum, olmuyor
Affedilelim istiyorum, olmuyor
Dostluk diliyorum, olmuyor
Anlayış bekliyorum, olmuyor
Hatasızlığa çalışıyorum, olmuyor
Hata aramak kimin haddine diyorum, olmuyor
...

Herkes kendi işine baksa keşke,
ama o zaman da insanlar çok "düzgün" olmuyor...


Yorumlar

  1. Dünya döndükçe olanla olmayan bir arada olacak.

    Biz ise bir kabullenen bir isyan eden olacağız..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bozbek,
      düzen bu diyorsun... doğru ama acı söylüyorsun.

      Sil
  2. ah nini aah! keşke herkes kendi işine baksa...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. pia_set,
      ah pia, keşke ama sen, ben de dahil kim becerebilir oldu ki bunu.

      Sil
  3. Adsız15:50

    ooooowwwwwww çok sert, hatta bu ivana sert

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. toprak,
      az bile aslında, ah şu ağzımı bozmama felsefemi bir aşabilsem:)

      Sil
  4. bazan olmuyor işte.hiçbir şey istediğin gibi gitmiyor. :(
    herkes kendi işine baksa stres çok azalırdı herhalde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. shirin serkan,

      kesinlikle. bir de huzur olurdu. şimdi yok yere sürekli bir stres-kaos hali

      Sil
  5. olur olur ki, insanlardan uzak durursan oluuur.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. deep,
      olmuyor işte öyle de:) ben uzak duramam insanlardan, hamurumda yok maalesef.

      bu arada çok fazla post yayınlamışsın, gördüm. geniş bir zamanda sadece kaçırdıklarımı okumak için geleceğim sayfana. girip girip çıkıyorum, gözüm korkuyor:)

      bir de tebrik ederim^^

      Sil
    2. haftasonu tüm şiirlerimi, öykülerimi, müzik, sinema, kitap yazılarımı toplamıştım.
      onları okumasan da olur.
      ama bilmem belki şiir ve öyküleri sevebilirsin.
      :)
      toplu yazılar bitti zaten.
      yine normal yazıyorum.
      günde 1-2 yazı.
      zaten bi yazıyı onbeş dakkada yazıyorum.
      yani günde yarım saat işte.
      :)

      Sil
  6. Ben bunlara "kötü ruhlu insanlar" diyorum. Hatta "kötü ruhlu sinsi insanlar" diyorum. Her yerde ve her şeklide insanların karşısına çıkarlar. Hemde bazen en yakınındakiler. Sen olduğunca iyisindir ama onlar kötülük yaparlar, senin işine karışırlar. Neden? Çünkü asıl sebep senin "iyi olmanı hazmedemezler", kendileri iyi olamadıkları için.Ve senin işine kötülük yaparak karışırlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evren,

      içimdekileri döktün:) teşekkür ederim yorumun için

      Sil
  7. Oysa azıck empatiyle bu olmazların ve çıkmazların yarısı çözülecek!

    YanıtlaSil
  8. Hayatın diyalektik bir düzlemde olduğunu net biçimde ortaya koyar.Her şey varoldukça zıttını üretir.Tez ve anti tezin sonsuz devinimi.Bu teknik felsefesi tabi.Bir de işin insani ve duyumsal yanı var.O da şu ki; acı veriyor.Bu kadar.Bir de şu var.Schopenhauer der ya;dünya kolay ve harika olsa,her istediğimize her ulaşsak,çeşmelerden bal aksa dünya çekilmez olur ve insanlık sırf bunun için bile kavga edecek bir şey bulur der.İnsan da aslında bu döngünün içinde olduğundan neresinden tutsak elimizde parçalanıyor sanki.Bağlanacak bir noktası da yok,maalesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rodolfo,
      maalesef...
      bakış açın için teşekkür ederim

      Sil
  9. olmuyorsa oluruna bırak olacaklara bak :)

    YanıtlaSil
  10. Biz elimizden geleni yaptiktan sonra gonlumuz rahat olmali bence.
    Ve cidden olmayacaksa da zorlamayacaksin..

    YanıtlaSil
  11. İçinde bulunduğun durum nasıl bir dilammadır Nini :) Kaç bu tür duygulardan insanı esir eder yorar!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bolat,
      kaçıyorum da kovalıyorlar. sıkıntı burda:)

      Sil
  12. Boşveeerrrrr... olduğu kadar. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...