Ana içeriğe atla

Kayıtlar

güzel insanlar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kelime Oyunu

Yarıda kalmış bir kitap, ihmal edilmiş bir blog; evet, girizgâhta günah çıkaran var!  Bütün gün ekran karşısında parmaklarımı klavyeden ayıramazken, kendim için bırakın yazmayı, iki tweet bile atamaz oldum. Ama bu yazının konusu bu değil. Hıfzı Topuz, Şafak Pavey, Aydın Boysan vs. Bana ya da bloguma aşina olanlar bu isimlerin ne anlama geldiğini bilir.  Biri için bir günde 15 saat yol çektiğimi bilirim, diğeri için bütün gün sağa sola koşturduğumu. Ama bu defa kendimi bile şaşırttım! Ali İhsan Varol TV'de izlediğim tek program olan Kelime Oyunu 'nun sunucusu; ekranda karşılaşmaya çok alışkın olmadığımız türde; naif, zarif ve bilgili adam.  O kadar uzun zamandır izliyorum ki onu ve bu sıcak yarışmayı; aklımda yarışma fikri yokken, sırf tanışabilmek ve o atmosferi solumak için bir gece birkaç kadehten cesaret alıp yarışmaya başvurdum.  Sonra ne mi oldu? Tabii ki birinciliği almama rağmen  Silkelenasyon :) Sıra İhs...

Nazım Hikmet Ran Sevgisi

Nazım Hikmet'in son zamanlarından... &  Vera Tulyakova & Bedri Rahmi Eyüboğlu *** Bedri Rahmi Eyüboğlu , onu bırakıp da giden can dostu Nazım'ın ardından şöyle der:  "Yiğidim aslanım burda yatıyor..." şu sılanın ufak tefek yolları ağrıdan sızıdan tutmaz elleri tepeden tırnağa şiir gülleri yiğidim aslanım burda yatıyor. bugün efkarlıyım açmasın güller yiğidimden kara haber verirler demirden döşeği taştan sedirler yiğidim aslanım burda yatıyor. ne bir haram yedim ne cana kıydım ekmek kadar temiz su gibi aydım hiç kimse duymadan hükümler giydim... yiğidim aslanım burda yatıyor... mezar arasında harman olur mu onüç yıl hapiste derman kalır mı azrail aç susuz canın alır mı yiğidim aslanım burda yatıyor... *** Nazım Hikmet'in annesi Celile Hanım'ın yaptığı  ve  daha sonra  Bedri Rahmi Eyüboğlu'na armağan ettiği  "oğul" portresi...

Aydın BOYSAN

Aydın Boysan & Nini Nasıl da tatlı bir insan! Kendi kanımdan olsa daha fazla sevemezdim, o derece vurgunum üstadımıza! Büyük, küçük demeden herkesin karşısında saygıdan önünü ilikleyen bir insana vurgun olmamak zaten neyime! Hele ki bu devirde. Kitapları, kitaplarında yer verdiği anıları... Ne de güzel anlatıyor bir bir her şeyi. Okurken kendimi onun doğduğu yıllardan, bugüne kadar seyahat halinde buluyorum. Anıları anılarım, annesi annem, oynadığı oyunlar oyunum, yediği dayak dayağım oluyor... (Tabii ki Abanoz anılarına sadece seyirci kalıyorum :)) Anı demekle geçmemek lazım, her biri tarih dersi kıvamında okuruna bir şeyler öğretiyor, veriyor. Hele ki günümüzün gençlerinden biri olarak ben o zamanları hayretle okuyorum. Bir de hayata bakış açısı ve görüşleri; başarıları ve sitemleri... Herkesin, özellikle de genç neslin tanıması gereken biri. Ve, Rakı. Aydın Boysan deyip de onun sohbetinden, rakı tutkusundan bahsetmemek olur mu hiç? En büyük hayallerimden ...

Hıfzı TOPUZ

Hıfzı Topuz & nini Hıfzı Topuz... Onu ve yaptıklarını-başarılarını düşündüğümde, bugün "ben  iletişimciyim- gazeteciyim" diyen bazı insanlar adına çok üzülüyorum. Ya ondan bi haberler ya da kendilerinden... Elbette hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığı dünyamızda her şey çok zor. Fakat konu gazetecilik, iletişim, araştırma, özgünlük  ise; bugün bir Hıfzı Topuz olabilmek elimizdeki imkanlardan ötürü çok daha kolay. Yasaksa yasak, tehditse tehdit... İsimler-sebepler farklı olsa da her şey geçmiş yıllarla aynı. Üstüne bir de teknoloji  ve ulaşım kolaylığı girdi hayatımıza, bunu da düşününce iletişimciyim demek daha da kolay olmalıydı günümüzde.  Ama maalesef. Olmuyor. Buradan da anlıyoruz ki Hıfzı Topuz olabilmek için, onun kadar insani kaliteye sahip olunması gerekiyor... Ben kendisini Afrika çalışmalarıyla duymuş ama daha çok kitaplarıyla bilirdim. Kıvrak zekası, kültür birikimi, tarih merakı ve elbette mesleğine duyduğu saygı ile birlikte çok güzel eserlere...

Şafak Pavey: Sarılmak

Şafak Pavey ve nini   Şafak Pavey ... Ondan bahsetmeye başlarken  "Uluslararası Cesur Kadınlar" ödülü sahibesi olan CHP Milletvekili diyerek son dönemin yüzeysel özetini geçebilirim ya da saatler ve sayfalar harcayarak adım adım tüm meziyetlerini seve seve sıralayabilirim. Ondan daha önce defalarca bahsettim (bknz:  Benim Şafak Pavey'im ), gün gelecek yine bahsedeceğim ama bugün size farklı bir şeyi, ona sarılmanın bana verdiği mutluluğu anlatmak istiyorum. Okuyacaklarınızın içinde siyasal ya da ciddi meseleler aramayın. Bu kelimelerim tamamen genç bir kızın duvarında asılı olan postere bakarak daldığı hayallerle; fanatik bir futbolseverin galip geldikleri maç sonrasındaki coşku edasını taşıyor. (gülücük) İçimden geldikçe ya da söylemek istediğim bir şey oldukça  Şafak Pavey'e bir yol bulup ulaşıyordum. O da mutlaka, geç de olsa, nazik bir yanıtla geri dönüş yapıyordu. Günlerden 23 Mart 2012, Cuma - Sarılmam mümkün müdür? Şafak'ın* internet üzerind...

Erdal Eren - Sinan Süner

Hatırlamayalım da unutalım mı? Her şeyin yerle bir olmaya başladığı dönemlerden birinde ölen gencecik delikanlılar... Onların hikâyeleri değil mi tüm ülke tarihinin silinmeyecek kara lekesi ve kabuğun altında aralıksız kanayan yarası. Ne yapalım? Hatırlamayalım da unutalım mı? O Sinan Süner   O , Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği  (Y.D.G.D.)  üyesi ve ODTÜ öğrencisiydi.   O ,  SSCB'nin (Sovyetler Birliği) Afganistan işgalini protesto etmek amacıyla bir gece duvar        yazısı yazmak üzere toplanan öğrenciler arasından en şanssız olandı. Çünkü o, duvar yazısı ve                  afişlerle uşraştığı sırada, oradan arabasıyla geçmekte olan dönemin MHP'li bakanı Cengiz Gökçek 'in koruması Süleyman Ezendemir'in silahıyla defalarca vurulan ve daha sonra kan kaybından ölene kadar başkent sokaklarında arabayla gezdirilip işkence gören, öldüğü anlaşılınca da hastane kapısına atıl...

09:05 - Onunla 1 dakika

dün yine acı ve hayal kırıklığı dolu haberler aldık, üzüldük bütün gece baş ağrısı ve stres çektim, anca sabah 05:00 civarı uyuyabildim saatimi 08:55'e kurdum ki o siren sesini, o 1 dakikalık saygı duruşunu kaçırmayayayım. "alkış kıyamet, bravo" bana diye değil, 1 dk önünü ilikleyemeyenlere misal olsun diye şu an bulunduğum ilçeden hep umutluyum biliyorum ki isminin anımsattığı kadar ruhunda da barındırıyor bu semt sevgilimizi saat 09:00 balkondayım esiyor karşımda vızır vızır geçen arabalar ve kulağımda gürültüleri  beklediğim tek bir ses karşı apartmanda evin camlarını silen temizlik yardımcısı Atatürk ve Salvadore Allande heykellerine ev sahipliği yapan parkta oturan insanlar, spor aletlerinde sabah sporunu yapanlar, zabıta binası yol, ... saatim yok yanımda kornaların aralıksız çığlıklarıyla anlıyorum siren sesi yaklaşıyor 09:05 içim titriyor soğuktan değil oldum olası alt üst eder bu "ses" beni bir o kadar da isterim her sene ...

Şafak Pavey

Şafak Pavey Şafak Pavey'i çoğunluk 12 Haziran 2011 seçimlerinde, CHP İstanbul Milletvekili seçilmesi ve fiziksel engellerine rağmen dik ve güler yüzlü duruşuyla tanıdı. Oysa daha nice saygı duyulacak, ayakta alkışlanacak özellikleri var bu tatlı kadının. Hayatında başardıkları ve başaracaklarına dair kronolojik ve doğrudan bilgi için onun adıyla açılan siteye bakabilirsiniz:   http://www.safakpavey.com/ "İmdat doğa" Şafak Pavey Hakkında Her Şey: Nasıl engelli oldu? 17 yaşında yurt dışına çıkan, hayalleri ve eğitiminde seçtiği dallar sanat olan, dansa çok ilgi duyan ve sinemacı olmayı isteyen bir genç kızdan; Geçirdiği kaza sonucu  tren altında kalarak sol kol ve bacağını kaybeden; bütün hayallerini bir kenara bırakmak zorunda kalmasına rağmen, kendine ve insanlara yeni hayaller çizebilen bir kadına kadar uzanıyor hikâye. -O ve azmi, Zürih Üniversitesi Hastanesi'nde tez konusu oluyor- Ne içinde duyduğu iyilikten, ne çalışkanlığın...