Ana içeriğe atla

Kayıtlar

aile etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hep Mutlu Olun!

Bazen çok şey hissettiğinde hiçbir şey yazamaz ya insan, işte tam da o sulardayım şu anda. Özel bir insana, benim için her biri özel olan 365 gününden birinde, ona layık olduğunu düşündüğüm hiçbir kelime bulamadığım için sadece sonsuz hayranlık, saygı ve sevgilerimle... Sana yazmaya kalksam kelime haznem yetmez.  İyi ki varsın ve hep yanımda ol lütfen! İçinde annelik taşıyan tüm kadınlara söylüyorum: hep mutlu olun! ve Canım annem ve fedakar anneannem,  dilerim ben sizin hep mutluluk sebebiniz olurum!

Çocukluk Anıları

Kafamda bambaşka bir yazı yazmak vardı. Sonra kendimi çocukluk anılarımı anımsarken buldum...   6 aylıkken emeklemeye başlamışım. İyi, güzel, hoş ama geri geri emeklemeseymişim daha iyi olurmuş. Annemler sırf doğru emekleyeyim diye en sevdiğim oyuncakları alır önüme koyarlarmış. Bense hiç istifimi bozmaz, küçük bir manevrayla popomu oyuncağa döner, yine geri geri oyuncağıma gidermişim. 2 yaşındayken annem, kızım da baya geç kaldı diyerek beni lazımlığa alıştırma konusunda riskli bir karar almış. Riskli diyorum çünkü hikayenin sonunda cehennemlik bir evlat oluyorum.(üzgün) Kadın, al sen beni lazımlığa oturt ve artık bez yok de! Sen misin onu diyen, çaaat! Anneme tokadı patlatmışım. Ah sevgili babam, tuvalet ile karakter, cinselliği şekillendiren insan (Freud) yaşasaydı bana ne derdi adım gibi biliyorum ama sizinle burada paylaşmayı reddediyorum.  Ben bebekken annem beni bir süreliğine anneannemlere bırakmış. -Bir süre dediğime bakmayın, iş için yurt dışı seyahatind...

Kirletilmiş Hayaller

 ...   koca adam telefonda birine ağlıyor; öğrendiklerinden, çaresizliğinden dem vuruyordu. aldatılmak, hayal kırıklığı gururunu ve hayallerini öyle incitmişti ki kapı aralığından koridora, her şeyi unutmak için gece boyunca tükettiği alkolün kokusu sızıyordu. kadın ise gecikeceğini bilmesine rağmen gözünü kırpmadan adamı beklemiş ve odasının önüne geldiğinde olan biteni duymuştu...  kapıyı araladı ve yatağın üzerinde arkası dönük oturan adama doğru yürüdü. kalbinin istediği eliyle adamın başını okşamaktı fakat mantığı ona "yapma" dedi, "yapma ki bildiğini bilmesin"... iki adım geriye gitti ve ellerini belinin arkasında kovuşturarak sordu:  "karnın aç mı?". adam ise arkasını dönmeden cevapladı: " yorgunum, uyuyacağım". kadın gülümseyen ve sıcak bir ses tonuyla "peki, iyi uykular" diyerek odadan çıktı...  kapıyı kapatmasıyla  yere çömelmesi bir oldu.o birkaç dakika içerisinde kendini öyle sıkmıştı ki, çıktığında adeta dizler...

zararlı arkadaşa bir başka bakış

 ebeveynlerin, çocuklarının arkadaşları için sık kullandığı bir sıfattır "zararlı arkadaş" sıfatı. ne olduğuna dair hepimizin bir fikri var zaten. hep konuşulur, bilinir ve onlar hakkında uyarır, uyarılırız. çünkü tehlikelidirler, çünkü kendi kimliğini oturtamamış, genç bir birey ya da büyüme evresindeki çocuklar için risk taşırlar. çünkü bir arkadaş, sırf ona güvendiğiniz, uyduğunuz için hayatınızı elinizden alabilir. yalanlar  ufak ufak ve masumca başlar, ebeveynler yanlış ve yetersiz davranırsa, yapılanlar kontrolden çıkar.  ancak böyle durumlar haricinde, bir de ailelerin yersiz taktığı  "zararlı arkadaş" sıfatı vardır. her rahatsız oldukları durumda kullanırlar. oysa ki çoğu kez, ya bilmezler ya da bilmemezden gelirler ki, o zararlı arkadaş aslında yoktur.  söylemeye çalıştığım şey şu: çocuklar ergenlikle beraber birçok dönemden geçiyorlar. uzatmadan örneklendiriyorum: çocuğunuz eve sarhoş geldiğinde çoğunlukla kendisi de istemiştir, sandığınız kadar ...

Gelecekteki Doğmayacak Bebeğime Mektup

Çocuk sahibi olmak en güzel hayaller, sevgi dolu beklentiler içinde alınan bir karardır çoğu zaman. Sonu mutluluktur. Bu yazıyı yazmama, senin de okumana sebep olan düşüncelerim, annelerimiz ya da anne olmak isteyen adaylarımıza ithafen değil, farkındalık adına yazıldı. Bu sebeple dile geldi dünyaya bir çocuk daha getirmenin ne denli zor ve önemli, sorumluluk isteyen bir karar olduğu. Bunu layığıyla yerine getiren herkese imrenerek, umarım  5 yıl sonra fikirlerim, güvencem ve dünya değişir de, ben de bu duyguyu reddetmeyi bir kenara bırakıp yaşamsal döngünün, annelik saatinin sesini duyarım diyerek bu kasvetli yazıyla seni baş başa bırakıyorum. -Tüm anne olan ve olmayı isteyenlere en içten iyi dileklerim ve her şeyin hep yolunda gitmesi temennisi eşliğinde.-   İstemiyorum seni bebeğim. Senin ne kadar güzel ve muhteşem bir varlık olabileceğini bilmediğimden değil. Bir bebeğin, bir çocuğun küçücük dünya tatlısı burnunu, parmaklarını, ağlarken büzdüğü o dudaklarını ...

Canım Anneannem Benim!

Canım canım canım canım! Her zaman bilge, her zaman nasihat sever. Bayılır sizi karşısına alsın ve hayatınızın güzelleşmesi namına sohbet etsin. Doğrulardan bahsetsin, hatalara karşı uyarsın. Yer yer karamsar ve iç sıkıcı da olsa, aklı ve kalbindeki mutluluğu saçsın. Hele ki konu torunuysa... Bugün gözümü onun heyecanla kız kardeşim MID'ı sorguladığı sesiyle açtım:  "Bu kitap senin mi? Sehpada buldum, ben çok sevdim bunu, benim olsun bu. Bunu yazan kimse benim gibi düşünmüş"  Resmen neyin nesi bu heyecan diye kalktım. Ne göreyim! Anneannemin elinde Montaigne/Denemeler kitabı. Tutmuş kollarının arasında, kitaba ve yazara övgüler yağdırıyor. (Tatlım benim!) Ben de uyku sersemi "o kadar sevdiysen al, sende kalsın, oku" dedim. Bir sevinç ki sormayın! "Okurum tabii, yanımdan da ayırmam. Gerektiğinde açar gösteririm bak burada da böyle yazıyor diye"  (gülücük) anneannemi temsilen gözlüğü ve Montaigne   Onun bir kitap karşısındaki bu çocuksu s...

EV

Domenico'nun en tanınmış çalışmalarından birisi  Yaşlı Adam  ve  Çocuk   Çocuk esirgeme kurumları ve huzur evleri... Elden geldiği kadar gönüllü olup, oradaki insanlarla zaman geçirmenin yeri doldurulamaz önemine inanıyorum. Zira onlara ayırılacak az bir zaman, b ugüne kanmamayı, yarını şimdiden düşünmeyi öğretebilir insana, ki bu en bencil faydasıdır. Asıl duygu ise, karşı tarafa hissettirebileceğin mikro saniyelik de olsa önemsenmiş olma hissiyatıdır. Benim "EV" hayalim,  ciddi anlamda kuvvetli bir sermaye ve emek gerektiriyor. Emekten yana sıkıntı duymuyorum da, sermaye sıkıntı. Şimdi benimle oldukça büyük bahçesi olan, kocaman bir ev düşle: Bu evde, huzur evine gitmek zorunda kalan yaşlılar ve kimsesiz çocuklar beraber yaşayacak. Birbirlerinin yalnızlıklarını yine kendileri; birbirlerine destek olarak giderecekler.  Personeli, bakıcıları, gönüllüleriyle beraber sıcak bir aile ortamı olacak. Bu iki uzak kuşağın birbir...

İki Baba

Bir baba var bildiğim;  Kızının her anında yanında. Bir gün çocuğunu görememiş olsun, bütün günü  onu özlemek , görmeyi beklemekle geçiyor. Bir hayat boyu görmemek mi? Düşüncesi bile ona en ağır küfür oluyor... O bir baba. O çınar ağacı gibi. Öyle ki, insan çıplak gözle görüyor onun koca dallarını, heybetini, kuvvetini. Uzaktan şahit olurken bile kendini güvende hissediyorsun. Sanıyorsun ki ağacın gölgesindesin, mis gibi bir serinlik vuruyor yüzüne... Zannetme ki  şeklinden ya da imkanından geliyor büyüklüğü, sevgisi ve düşkünlüğünden geliyor ağacının özü. Ve, Bir baba daha var hiç bilmediğimden dolayı bilebildiğim;  o ise bir süs bitkisi bile değil.

Küçük bir kızdan protest şiir

- Kız kardeşim M.I.D'in 13 yaşında okulda yazdığı şiir. Hiçbir noktasına dokunmadan yayınlıyorum- İNSANLAR Siz parayla Dünya’yı düzeltebileceğinizi sanıyorsunuz, Oysa Dünya’mız ölmek üzere , haberiniz yok, Tek haberinizin olduğunuz şey,alışveriş mağazalarının indirimleridir. Siz ormanları yangınlardan, Tuttuğunuz adamlarla kurtaracağınızı sanıyorsunuz, Haberiniz yok ki asıl nedeni sizlersiniz, Dünya’yı bu hale sizler ve bizler getirdik, Hepimiz zehirledik Dünya’yı, “ Ben yapsam ne olur sanki ” diye kestirip, Attınız Dünya’mızı bir çöp gibi sokağa,unutup,gittiniz onu orada. Siz küresel ısınmayı rüşvet vererek, Durduracağınızı sanıyorsunuz, Siz kendinizden başkasını düşünmezsiniz, O kadar cimrisiniz ki,bahçenize bir ağaç dikemiyor, İki adım ötenizdeki çöp kutusunu gitmeye üşeniyor, Geri dönüşümlü çöplerinizi ayrı koymayı bile beceremiyor, Pikniklerde ateşlerinizi söndürmeyi bile beceremiyorsunuz. Siz geçinmeye çalışan insan...

Bencil Olamıyor İnsan

Siz hiç kaçtınız mı, kaçmak istediniz mi? Gerçekten ama gerçekten, arkanıza bile bakmadan koşmak, uzaklaşmak.  Aslında hep olmanız gereken, olmanız gerektiğine inandığınız bir yerden vazgeçmek, noktalamak...  İstemeyin olur mu?  Çok zor çünkü, çok imkansız. Ucunda bazı şeylerden kurtulmak olsa da vazgeçmesinin bedeli olan büyük bir yükü, vicdanı, özlemi taşıyamaz insan. Ve bunu bildiği için, doğruyu bildiği için, kaçmak istese bile kaçmayı hayal edemez. Bırakın koşmayı, emekleyemez! Çünkü insan için asıl olan ailedir. Ne olursa olsun her şeyi ailesidir. Her kıymetli şey gibi bununda bir külfeti vardır. Her şeyi terk edebilirsin zora girince ama senin yanında olan, seni yanında isteyen aileni asla. Ruhun bir yerlere kaçsa da bedenin her koşulda olması gereken yerde, sevdiklerinin yanında olmalıdır. Her şey elbet bir gün düzelir ve o güne kadar ruh kaçışının bıraktığı boşluğu yüzündeki gülümseme doldurmalıdır.  Birlikte çok daha güzel olacak yakın günlere...

Cevo

-Bu bir anı yazısıdır- Abi-kız kardeş ilişkisi, deli dolu ama çok özel bir ilişkidir...  Doğduğumda abim beni hiç istememiş: Bu nee, kız bu, ben top oynayamam bununla; istemiyorum bunu ben!  Akıllı ebeveynlerimizden "baba" olan abime şu şekilde yaklaşmış: Bak yavrum, sen şimdi bu kızı istemiyorsun ama o büyüyecek, çok güzel olacak. Sonra Kel Mahmut gelecek, kardeşinle evlenmek isteyecek. Biz de başlık parası isteyeceğiz ve ne istersen sana alacağız. - Neden Kel Mahmut bilemiyorum ama bildiğimiz "Kel Mahmut" değil,  onu biliyorum (gülücük) -  -Uçak da alacak mıyız?  -Tabii! Bir süre düşünen sevgili abim tüm isteklerine benim üzerimden sahip olacağına kanaat getirip beni sevme kararı almışken, akıllı ebeveynlerimizden "anne" olan abime şöyle der:  Peki, ya kardeşin Kel Mahmut'u beğenmezse; ben evlenmem bununla diyerek fakir biriyle evlenirse? İşte sonrası tam bir dram. Yerinden adeta füze misali fırlayan abim, daha birkaç günlük olan ...