Ana içeriğe atla

Kayıtlar

aşk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Penguenler Gibi Sev Beni

Sev beni. Öyle çok sev ki, sevgini gördükçe gülümsemeye başlayayım. Seni de sevgini de alıp sımsıkı sarmalamak için çıldırayım. Uğruna saçımın yarısını siyaha, yarısını beyaza boyatayım. Yeter ki penguenler gibi sev beni. Sev ki, düşmeden ben seni, penguenler gökyüzünü seyre dalabilsin.

Arzunun Bağlaç Hali

Uzun bir yolculuğun ardı ile yoğun temponun beklediği gün öncesi aralığında, otel odamdaki yalnızlığımın keyfini sürüyorum. O kadar ki, mini barın tutarını yarın sorgulamayacağımı bilsem minik şişelerin dibini göreceğim... İşte, tam da böyle bir andq deniz kokusunun tenimi okşadığı ilhamla kelimelere susuyorum. Ben bardağı dolduruyorum ama siz kime içirmek istersiniz bilmiyorum. Düşünüyorsun beni, düşlüyorsun, özlüyorsun hatta  kelimelerim bile heyecanlandırıyor  hücrelerini. Ama, korkuyorsun, korunuyorsun, kovuyorsun; ancak REM uykun açığa çıkarıyor bana olan hislerini. Çünkü, siniyorsun, yediremiyorsun, sevmiyorsun, uyanıkken zor geliyor karşımda büründüğün zafiyet hali. Kim bilir, hangi bedenleri severek kendinden saklıyorsundur, yanında olmam için her şeyi verebileceğin gerçeğini. Kelimeler bitti. Zaten bağlaçlar da yetmezmiş  bağlamaya   kopmuş cümleleri.

5 dakika

Beş dakikam var sadece. Yazıyla "beş", rakamla "5" dakika var sana olan hislerimi anlatmaya. Sonra kapatacağım şalterleri yeniden. Ne heyecanım kalacak sana karşı ne de arzum. Sadece 5 dakika. Sonrasında ben yokum. 5 dakika verdim sana "biz" olmaya, Ama sen yoktun. Şalterler kapandı. Yelkovanla akrep sallamıyor artık seni. Şimdi git. Zamanın geçti.

Tatlı Rüyalar

Odamızın kapısına bir çivi çaktım, üzerine de sarımsak astım!  (Gayrı uzak durmalıydı iblisler...) 01:43 Rüzgar homurdanmaya başladığında ürpermişti içim: "Ayrılığın uğultusu olabilir bu..." Ben de yalnız uyuyacağım bu gece için silahlarımı kuşandım. Yastığımın altında bir bıçakla, gece lambası ışığında dua ediyorum: bildiğim tüm dillerle, bilmediğim bütün dinlerde. 02:09 Belki pazarlık ederiz diye tüm birikimim komidinin üzerinde. Çırçıplak, gözlerim odanın kapısında, nöbette. Neyim var neyim yoksa vazgeçtim: sadece uyumak istiyorum. 03:22 Evin içinde tıkırtılar; kendimi yorganın altına saklansa tüm kötülüklerden korunacak küçük bir kız çocuğu gibi hissediyorum. Oysa hiç de sevimli gelmezdi zatıma bu gardını düşürmüş pozlar... 03:24 Sahi, çocukken daha mı kolaydı korkular? Bir de, büyüdükçe yalnız mı kalır tüm çocuklar?  03:30 Sarımsaklar kokar...  03:44 Ay ışığı görülmüyor; husuf var bu gece.  Peki ya ben ne yapacağım olu...

Rakkase

Evvel zaman içinde,  anason kokusu sinince... Bir rakkase çağrılmış meydana. Saçlarıyla kaparken ensesindeki parmak izlerini,  mest etmiş kadeh dolusu adamları bir bir, kadınca,  sinsi sinsi. Derken raksına başlamış Değince kıvrılan ince beline bir yabancının eli,  göğsüne sıkıştırılan paranın kokusuna takılmış ruhu,  ekşitmiş midesini. Devam etmek istemiş,  ama yapamamış. Göz göze de gelince çalgıcının kemanesiyle, biraz da devirdiği şişenin etkisiyle... Tutamamış daha fazla içinde, çıkarıvermiş ne var ne yoksa saten beyazı bir gömleğin üstüne. Ah! Rakkase, ah! Bir o ayak uydurmuşken bu dünyanın kirli düzenine, o da kapıldı bu meretin karşı konulmaz müziğine. ...Rakkase raksla coştururken aşksız meyhane içinde. Ben deyim şu şaraptan, siz deyin o zırnıktan, kapılıvermiş bir kemancının görmeyen gözlerine, " Belki " demiş, " Belki bir gün severim ben de... ". Bu da...

"10 Kasım 1938" ertesi

Cenaze törenlerinden görüntüler                                         "10 Kasım 1938 Perşembe" gününden bu yana, bedenen aramızdan ayrılışının hüznünü akıl ve vefa sahibi olan milyonlarca insan taşıdı.  Yıl oldu bilmem kaç... Sadece hatıranın, yokluğunun içimizi titretmesi gerekirken; bunca yıldır biz, mirasçıların olarak bir Mustafa Kemal adımı atamamanın vicdan azabını çekiyor, bedelini ödüyoruz.  Senden sonra yaşadığımız birçok kirlenmiş yılla birlikte daha bir yalnız, daha bir kimsesiz hisseder olduk. Git gide umut kaybediyor, sana ait anıları kaptırıyoruz.  İyi düşünmeye çalışarak, er ya da geç senin izinden sapanların uyanabileceğini umut ediyorum.  10 Kasım 2011 Perşembe. 10 Kasım 2012 Cumartesi. 10 Kasım 2013 Pazar. ... Bu günlere dair söylenebilecek sözler satırlara sığmaz. Her sene de aynıları tekrarlanır. Okuyabile...

Mini Sohbet: Kor

Aşk bir harlama.  Yansan da adı aşk,  yanmasan da. Ama aşkta yanmak haz verir tutkuyla yaşayana. Aşk... Bensiz de olur lakin benimle bir başka! 

Pike

ne yastığa var ihtiyaç  ne de pikeye baza dahi olmasın, sen sokul yeter tenime. ister uyanık oluruz,  ister bulutlarda beden olmasa da olur ruh akar usulca damara. varlık mı bu, hiçlik mi? sahi hangimizde gizli  tanrı parçacığı   ? kafam pek karışık, anatomimde de sualler. oysa düşte ne de kolay cevapları: hele bi sen çekiversen  kokumu içine ah bi de inansa midem gitmeyeceğine... işte biz, tam da o düş günü kulluktan çıkıp  belki de pike olacağız

Ünzile Kaç Koyun ediyor?

Bazı zamanlar düşünürüm kendi kendime hayata dair. Kimi zaman insanlar; kimi zaman para; kimi zaman savaşlar, kimi zaman kutup ayıları… İtiraf etmeliyim ki bu düşünceler arasından en çok da “ aşk” uğrar zihnimin kapısına. Hatta yıllardır o kadar bir parçası oldu ki nöronlarımın, zile basmasına gerek yok, yedek anahtarı var bin bir gözlü bohçasında... Tüm bu süslü kelimelerimle anlatmak istediğim şey şu ki: aşk, yaşasam da yaşamasam da hep aklımda. Üst katımda, yan sıramda; filmlerde, kitaplarda; dostumda, düşmanımda; kafesteki muhabbet kuşlarımda... Sevgi kadar ömrü uzun olmasa da, “ aşk ” bu, yüzyıllardır hâkim insanlığa. Bu bir aşk yazısı, evet. Aşk hakkında ama aşk kokmayan . Aynı anahtarla zihnime konuşlanan fakat diğer akrabalarından farklı olan. Demiştim ya aşkın bin bir gözlü bohçası diye, işte belki de bu eksik kalmış bin ikinci göz. Bütün börtü böcekli; mutluluk ve ihanet arası emsallerinin arasında unutulan, çok fazla konuşulmayan.  Mesela ben, kendi ad...

Duvar

... , çünkü sen benden, ben senden, biz ise bizden uzaklaşalı çok oldu. Başlangıçtaki büyü ile eş gördüğümüz benliklerimiz, zaman geçtikçe aramıza duvar ördü. Büyüttüm, büyüttün, büyüdü. Duvar yükseldi; göremez olduk birbirimizi. Sen dedin ki "neden yaptın bunu?". İndirdin balyozunu  bizi kurtarabilmek için  aramıza giren duvarın kalbine. Ben ise "dur" dedim, "durmazsan molozların altında ezileceğim/z". Sen vurdun, ben ezildim. Üstelik duvara asıl sebep de sendin.  ... Vurabilirdim ben de elimde balyoz olmaksızın var gücümle o duvara. Ama yapmadım. Kanasam da, üstüne kanımın sinmiş olduğu moloz parçacıklarını solusan da * durmazdım bir dakika. Ama yapmadım.  Senin duvar diye lanetlediğin aramızdaki son hudutun da yıkılışına seyirci kalamadım. ... Bu yüzden artık dur. Y orma,  yorulma, d ur!   ... Artık sıva zamanı.  Aramızdaki haklı duvarı kabullenip, h angimiz usta diye düşünmeden,  bizimle son bir kez biz olarak barışm...

Mini Sohbet: O şarkı

Sırasını bekleyen herkese ithafen,                              sevgi dolu gülücüklerimle... Aşk? Çeşit çeşit, renk renk, deli dolu bir ton aşk... Hepsi de özeldir sahiplerine, ama bence bu şarkı daki en çılgını, sevimlisi! Aşkına bu denli sadık olmaktan var mıdır ötesi? Kaç "aşık" bu şekilde sabırla şans verir kendine ve sevgisine? Ne istediğini bilmek ve sevdiğine özgür bir hayat sunabilmek... Yaşamak istediğin ne varsa git yaşa, doy ve benim olacağın zaman geri gel demek. Sana mutluluk getirir ya da getirmez, yaşamadan bilinmez. Kesin olan tek şey: bu aşk marjinalliği. Hani derler ya " oldies but goldies " diye; işte bu şarkı tam da o kıvamda. Çağrışımları da en özel gençlik* anılarım arasında... (gülücük) Aşktaki en kötü haliniz "Sıramı Bekliyorum " coşkusunda  olsun.  Ve, dilerim ki bir diğer şarkı olan " Hadi Git ",  hayatınızda sadece tınısından dolay...

Gizli İtiraf

S enden kurtulduğum günden beri yeniden nefes almaya başladım. En çok da "ben" olabilmeye hasret kalmışım ki haftalardır sadece kendimle baş başayım. Ne çok acıtmışsın canımı, ne de çok çalmışsın karakterimden. İnsana kim olduğunu unutturmamalıydı oysa gerçekten seven!  Ç abuk toparlandım senden sonra, ama kolay oldu dersem yalan olur. Onca beraber geçen yıldan sonra yokluğuna alışmak elbet zor olur. Kök salmışsın bir kere içimde, budamak da yetmedi kestim attım seni bu defa.  Ö ldün belki ama köklerin hala toprağımın altında. Zerre pişman değilim, iyi ki de yoksun artık.  Leke lekeyken zaten çok bile dayandık. Endişelerim de çok yersizmiş, zaman geçtikçe anladım.  Donuk hayatıma yokluğunla sen renk kattın. İyi ki bitti, iyi ki de etkin altında değilim artık.  Müjdeler olsun ki gittin ve beni rahat bıraktın! Bazen nefretimiz ve sitemlerimiz farklı duygular barındırır kendi içinde. Çoğu kez kendimize bil...

Bachata

^ okurken sana eşlik etsin ^ Müziğe kapılasım var, içinde kendimi kaybedene kadar. Savrulmalıyım esintisinde rüzgârın, sen gelip de beni kolumdan çekene kadar.  Ateşi görüyor musun sen de, söylesene kaynadı mı kanın benimki gibi? Hadi! Gel öyleyse yanıma, Bizi bu tutkuyla yakıp serinletelim! ... Gözlerim kapalı, başım omzunda izliyorum sizi:  bedeninle çalan şarkının ahenkle beni yönlendirmesini. Dinle bak, ne diyor:   "mira, como estoy sufriendo me quemo por dentro, por sentir tu amor..." Sence, yakamozda aşığıyla buluşan denizkızını; bence, bana olan inatçı sevgini tasvirliyor. ... Bize dair cevaplar arama kafanda, formül bongonun sesinde gizli. İki kişilik bir aşk resitalidir Bachata'nın 4/4'lük ritmi. Sorgulamayı bırak da kendi adımlarında hisset beni, Gözlerine baktığımda dansa değil, aşka davet ettim seni! . Şimdi o gözleri kapat ve şarkı bitene dek benimle dans et.... "mira, como estoy sufriendo ...

Rimelleri Akmayan Adamlar

İlişkiler gizemli bir yolculuk, bile bile lades... Başlarken nereye varacağını bilmeden başlıyor insan. Biter mi?  Biterse içini ezer mi? Bitmemesi seni  üzer mi? ... Bitti, üzüldün mü? Bitmesi yüzünü güldürdü mü? ... Toz kondurmadığın ruhun büzüşüp kalıveriyor birisinin karşısında. Düşünüp duruyor ama varamıyorsun bir sonuca:  acaba hangi ara kapılmıştın bu kadar "o"nun varlığına? ...derken ayrıldınız. Bu gece kendini sokaklara vurup kafanı dağıtmak varken, hatta özlediğin yabancı tenlere özgürce doyabilecekken evindesin. Evinde ve bu halde... Yakışır mıydı bunlar senin gibi "adam" birine? Yakıştı, çok da şık durdu.  Duygularını yaşamak da bir erdemdir; bu yüzden  ne sorgula ne de gocun. Giden sevgilinin ardından olabilecek hallerden birisinin içerisindesin sadece. Biraz giden babanın ardından ağlayan annen;  biraz da bugün terk edilmiş tanımadığın insanlar kıvamı diptesin. Tek eksik yüzündeki a...

Platonik Aşk Hikayesi

Bazı sabahlar yüzümde bir tebessümle uyanıyor,   rüyamda benimle olan o adamın mutluluğu ile güne başlıyorum. Bazı şeylerin sadece söylenmesi dile kolay gelir ya,  işte, bu da öyle bir şey. Söylenmesi kolay, yaşanması değil.  Tıpkı yıllardır ayrıldığım adama tükenmek bilmeyen bir özlem duyduğum gerçeği gibi. Biz, iki eski sevgili... Genç yaşımızda yan yana gelip,  en masum şekilde geçirdik bir bedenin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki günlerimizi. Şimdi ise o,  benim uzaktan uzağa, ara sıra sohbet ettiğim ve çok sevdiğim bir arkadaşım. Arkadaşım... Dün gece yine onu rüyamda gördüm.  Birbirimize sarılıp, televizyon karşısında sımsıcak uzanmıştık.  Ekranda bir film.  Hangi film bilmiyorum, ki zaten umurumda da değil. Tek unutamadığım kokusu...  Rüyada saçlarıma sinen kokusu. Bu mümkün mü?  Rüyada koku sinmesi değil,  bir insanın kokusunun yıllar boyu unutulmaması mümkün mü? Uyand...

Aşk ve Bilim

bilim · Hayattaki her şey gibi aşkta da kesinliğe yatırılabilecek tek şey bilimsel boyutu. Onun da net sonuçlanmış bir doğrusu yok, hala araştırma konusu. Yine de bilimsel açıdan aşkı birkaç anekdotla anlatmak istersek:     Dünya tatlısı Türk filmlerimizin meşhur hastalığını hepimiz biliriz; Karasevda. Genç aşık çok hastadır ve iyileşmesinin tek yolu sevdiğiyle  evlenmesidir. Bu senaryo nereden türemiştir dersek: İbni Sina sevginin en önemli belirtisinin (kanıtının) fizyolojik değişikler olduğuna inanır ve bunu kanıtlamak için birçok çalışma yapar. Bu çalışmaları sırasında Horasan’da bir gencin karasevda adını verdiği bir hastalığa yakalandığının tanısını koyar ve iyileşmesi için sevdiği kızla evlenmesi gerektiğini öğütler. Aşk ve sevginin hormonlardan kaynaklandığı kanıtlanmıştır fakat henüz aşk hormonu tanısı konulan tek bir hormon bulunamamıştır.      Yapılan çalışmalarda bir deneğe aşık olduğu kişi gösterilince kanında m...

Tek Gecelik Aşk

tek gecelik aşk Keşke gitmek zorunda olmasaydın. Keşke sonsuza dek koynumda kalsaydın da bu kara kışta birbirimizi ısıtsaydık. Keşke yularlarımız başkalarının elinde olmasaydı da seninle dilediğimizce yaşayabilseydik. Ama olmadı, gitmek zorundaydın ve biz ayrıldık. Sen bir başkasının aşkıydın ve sadece soğuk bir kış gecesinde yanımda ısınıp benimle oyalandın. Şimdi ait olduğun yerdesin.  Bu gece bir insanın boynuna sokulacak ve göğsünde uyuyacaksın. Ben ise elimde keşkeler ve dün gecenin anısıyla kalacağım. Sen, tek gecelik aşkım. Kar fırtınasının ortasında buluştuğum, soğuktan donan bedenini kollarımla ısıttığımdın.  Sen, sadece küçük bir bakışma sonucunda hiç tereddüt etmeden evime aldığımdın.  Sen, ilk görüşte neyin nesidir; bana zarar verir mi diye sorgulamadan kapıldığım, sımsıkı sarıldığımdın. Sen benim sırrım,  herkesten gizli odama sızan ve havlularımla kurulanandın. Sen gideli saatler oldu ama o keskin kokun hala yastığımda, ...

ben sana hiç aşık oldum mu?

sen hiç benim tarafımdan sevildin mi? bilir misin benim aşık olduğum adam olmak ne demek? baksan tanır mısın benim gözümde gördüğün kendini?  tenimle tanıştıktan sonra inanabilir misin benden önce sana dokunan ellere? saatin işlevini yitirmez mi bana sarıldığın saniyelerde? sesim kulaklarını, kokum burnunu esir almaz mı gitsem bile? sessizsin... ben seni hiç öptüm mü? bilir misin seni öptüğüm an dudakların neyi haykıracak? sanır mısın üstünden zaman geçse de zihnin beni unutacak? gözlerime gözlerini bir diksen, ah! ayırabilir misin onları yeniden gözlerimden? izin verir misin senden vazgeçmeme, becerebilir misin git demeyi şefkat bulduğun bu gözlere? konuşmuyorsun... sen hiç bana sahip olabildin mi? yaşadın mı benim gözümde yek olma garantisini? olabildin mi her şeyim? döndürebildin mi dünyamı kendi etrafında? her şeyi bırak ve şunu söyle, sen hiç bilir misin benim uğruna sayfalarca yazı yazdığım insan olmak ne demek? söylesene, habe...

Onunla Tek Bir Gün

Belki yıllar geçti üzerinden,                                      yıllarla birlikte bedenler de. Ama ben son bir defa olsun onu görmek istiyorum,                                      devamının olmayacağını bile bile...                                                     Konu o olunca mantık arayamıyorum düşüncelerimde. Zaten arasam da onu tanıdığım günden beri aradığımı bulamıyorum yerinde. Yeniden karşıma çıkmasını, onunla dolu dolu bir gün geçirebilmeyi diliyorum sadece. Onu öyle içimde yaşattım, öyle çok yeniden beraber olacağımıza dair hayaller kurdum ki; bir günüm -sadece tek bir gün- olsa onunla, bütün bu özlem ve hayallerimden kurtularak kendimi az...

Othello Sendromu (Patolojik Kıskançlık)

"Neden, ruhum, aklımdan çıkmamalı, neden. Siz el değmemiş yıldızlar söyletmeyin beni! Nedeni önemli. Ama kanını akıtmayacağım yine de; Yara izi bırakmayacağım onun kardan beyaz cildinde, O ak mermerden yapılmış heykeller kadar pürüzsüz teninde. Işık sönsün, sonra da – sönsün ışığı! Ama ölmeli, yoksa baştan çıkarır başka erkekleri."                                         ( Shakespeare'in Othello'sundan bir alıntı)   Hepimiz birilerini sevdik, seviyoruz, seveceğiz. Bütün bu duygu yoğunluklarımızın arasında bazen, bazı sebepler ya da korkularımızdan ötürü, sevdiğimizi kıskanırız. Çoğu zaman bir sebebimiz olur, zaman zaman da duygusal davranır ve yanlış anlarız. Her koşulda sağlıklı düşünebilen bir insan için bu kıskançlık hissi sonlanır. Ortada yanlış kurulmuş bir ilişki varsa beraberliğe son verilir; yanılgıysa da üstesinden gelinir. Othello ve ...