Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Çocuk İstismarı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ünzile Kaç Koyun ediyor?

Bazı zamanlar düşünürüm kendi kendime hayata dair. Kimi zaman insanlar kimi zaman para; kimi zaman savaşlar kimi zaman kutup ayıları… İtiraf etmeliyim ki bu düşünceler arasından en çok da “ aşk” uğrar zihnimin kapısına. Hatta yıllardır o kadar bir parçası oldu ki nöronlarımın, zile basmasına gerek yok, yedek anahtarı var bin bir gözlü bohçasında. Tüm bu süslü kelimelerimle anlatmak istediğim şey şu ki: aşk, yaşasam da yaşamasam da hep aklımda. Üst katımda, yan sıramda; filmlerde, kitaplarda; dostumda, düşmanımda; kafesteki muhabbet kuşlarımda... Sevgi kadar ömrü uzun olmasa da, “ aşk ” bu, yüzyıllardır hâkim insanlığa. Bu bir aşk yazısı, evet. Aşk hakkında ama aşk kokmayan . Aynı anahtarla zihnime konuşlanan fakat diğer akrabalarından farklı olan. Demiştim ya aşkın bin bir gözlü bohçası diye, işte belki de bu eksik kalmış bin ikinci göz. Bütün börtü böcekli; mutluluk ve ihanet arası emsallerinin arasında unutulan, çok fazla konuşulmayan.  Mesela ben, kendi adıma ...

Çocuk İhmal ve İstismarı: Velayet

Her zaman dile getirdiğim bir şey vardır: doğumuna sebebiyet vermek bir çocuğu senin "malın" yapmaz. Annesi de olsan, babası da olsan önemli değil. Bakamadığın ya da çocuğun için tehlike oluşturduğun anda ne aranızdaki genetik bağ ne de velayet denilen şey önemli gelir. Gönül isterdi ki bu düşüncemi devlet; hak-hukuk kuklacısı adalet ve herkes benimsesin, fakat ne mümkün?  Hiçbir yasanın yeterli ve akılane olamadığı; düzgün olan yasaların da sağlıklı bir şekilde yorumunun yapılamadığı ülkemizde bu oldukça ütopik kaçacak bir istek. Bunu biliyorum. Biliyorum ama kendimi sitem etmekten alıkoyamıyorum. çocuk ihmal ve istismarı Küçücük bir kız çocuğu, bundan 1 sene önce annesini kanserden kaybediyor. Tam 1 sene boyunca kemoterapi seansı sonralarında annesinin çöküşüne, eriyişine şahit oluyor küçücük aklı ve kalbiyle. 1 sene boyunca annesinin tedavisi için geldikleri başka bir şehirde, teyzesinin evinde, babası ve kendisinden sadece birkaç yaş büyük olan abisinden uzak y...

Çocuk İstismarı

Çocuk İstismarı   Yetişkin insanların bile kendilerini korumakta başarılı olamadığı dünyamızda, ülke hukukumuza göre 18 yaşına dek her birey çocuk kabul ediliyor. Çocukların saptanmış ezbere bir kıstas olan reşitlik evresine kadar yetişkin olmadıkları yönündeki negatif genellemeye karşın, özellikle de içinde bulunduğumuz topraklarda, bir anda "yetişkin"e dönüştü(rüldü)ğüne şahit oluyoruz. Küçük bireylerin maruz kaldığı fiziksel, duygusal, cinsel, sağlıksal, eğitimsel vb. ihmallerin yanı sıra; bir de çocuk istismarı denen ve evrensel çapta sık örneklerine rastlanan bir gerçek vardır ki, bu istismarlardan haberdar olan insanda insanca söz söyleyebilme yetisi kalmaz. Çocuk istismarı denen hadiseyi kendi içerisinde ayırmak gerekirse fiziksel, duygusal ve cinsel istismar başlıkları altında irdeleyebiliriz. Bu yazımda asıl değinmek istediğim nokta istismar farkındalığı olduğu için her birinden kısa kısa ve yüzeysel bahsedecek, daha sonraki zamanlarda da ana başlıklar altın...

biri bana anlatsın

insan olan biri bana söylesin; Allah, peygamber inancı olan, özellikle de müslüman olan biri bana anlatsın lütfen. tanıtsın bana dinini de, inancını da. sanıyorum ki benim bildiğim, anladığım, benimsediğim yanlış bir inanç. iyi bir kalbe sahip olmak, diğer tüm canlılara iyi niyetle yaklaşmak, dürüst olmak değil önemli olan. bunu Allah korkusuyla ve din maskesi altında yapıyor olduğunu vurgulamak mesele. o da nasıl eğreti duruyorsa dursun sanıyorum ki prim yapıyor. zaten yalandan yaşayanlara göre de, yukarıdaki prime bakıyor...  inancı diline pelesenk, devlet işine-her şeye dahil olmuş;  kendisine uymayan herkesi Allah'ından izin almadan katletme hakkına sahip olmuş. ama sorsan bu bir müslüman, bir insan. yazık! istiyorum ki biri bana  bu haberi  açıklasın. o da olmazsa, Kaddafi'nin linç edilişi ve bedenine sokulan demir boruyu açıklasın. o da olmazsa hoşgörü dini olarak lanse edilen müslümanlığa mensup kişilerin saldırdığı gayrimüslümleri anlatsın. öldürülen masum...

Gelecekteki Doğmayacak Bebeğime Mektup

Çocuk sahibi olmak en güzel hayaller, sevgi dolu beklentiler içinde alınan bir karardır çoğu zaman. Sonu mutluluktur. Bu yazıyı yazmama, senin de okumana sebep olan düşüncelerim, annelerimiz ya da anne olmak isteyen adaylarımıza ithafen değil, farkındalık adına yazıldı. Bu sebeple dile geldi dünyaya bir çocuk daha getirmenin ne denli zor ve önemli, sorumluluk isteyen bir karar olduğu. Bunu layığıyla yerine getiren herkese imrenerek, umarım  5 yıl sonra fikirlerim, güvencem ve dünya değişir de, ben de bu duyguyu reddetmeyi bir kenara bırakıp yaşamsal döngünün, annelik saatinin sesini duyarım diyerek bu kasvetli yazıyla seni baş başa bırakıyorum. -Tüm anne olan ve olmayı isteyenlere en içten iyi dileklerim ve her şeyin hep yolunda gitmesi temennisi eşliğinde.-   İstemiyorum seni bebeğim. Senin ne kadar güzel ve muhteşem bir varlık olabileceğini bilmediğimden değil. Bir bebeğin, bir çocuğun küçücük dünya tatlısı burnunu, parmaklarını, ağlarken büzdüğü o dudaklarını ...

N.Ç. - Rızasıyla alıkoymak suçu

Şimdi empati zamanı, benimle beraber yaşa: Sen   daha 13  sün. 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25, 26 kişi sen istemeden senin bedenine  sahip olsun. Bakire olmandan dolayı ters ilişkiye zorlasınlar seni. ... Üstüne, aralarında  kadın bulunmayan 3 yeni dönem 2 kıdemli yargıtay üyesi olan   5 kişinin imza attığı rezil bir kararla bir kez daha tecavüze uğra. Sen o aşağlık 'insan'ların leş kokularını,  insanlık dışı fantezilerini senin üzerinde gerçekleştirmelerinin günahını ne bedeninden ne de zihninden silemeyecekken, bir de sığındığın hak-hukuk çatısı altından neredeyse 11   yıl boyunca ruhsal işkence gör. Dile kolay, yıllardan bu yana senin ve ailenin acısını, nefretini birazcık dahi olsa hafifletecek bir karar, yaptırım bekle dur yargıdan. Sonra, kararla yüzleş: Meğer senin kendi rızan varmış! Totalde 32 sanığın, "zorla alıkoymak" suçu yokmuş ortada. "Rızasıyla alıkoymak suçu" işlenmiş. " 15 ...