Ana içeriğe atla

Kayıtlar

müzik etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yatak Muhabbeti

Bazı zamanlar, -hedef göstermek gibi olmasın ama özellikle de bu zamanlar- insanın yataktan çıkası gelmiyor. Bilindik fantezinin anahtar kelimeleri vardır ya: Pijama, battaniye, film, kitap, müzik, sıcak şarap ya da çikolata... -hatun kişi isen bir de ev topuzunu ekle onlara- Hepsiyle bütünleşmek istersin dışarıda yağmur yağarken yatağında. İşte, bu tembel halet-i ruhiyeni sürdürürsen fazlasıyla, klinomanik * kişi diyorlarmış beyaz önlüklü odalarda adına. *Yataktan çıkmama isteği/takıntısına sahip olan kişi clinomania hakim mi nöronlarıma bilmiyorum ama, şahane adamdan pek güzel bir şarkı armağan ediyorum yataktan çıkmayan ruhlara:

99 Problems

Otursam sabaha kadar aralıksız yazarım. Haftalardır bu geceyi, bu modu beklemiş gibiyim. Nitekim 5-6 tane taslak kaydettim bile. Çok kelimem var paylaşmayı istediğim ve de çok kelimem var paylaşmaya cesaret edemeyeceğim. Şimdi ise düşünmeden sıralanıyor bütün kelimelerim ardı ardına. Düzeltmek için bile tekrardan okumayacağım bir yazı yazmak; sabah uyandığımda byorumlara rastlayıp ne yazdığımı çıkarabilmek istiyorum. Size bir şey itiraf edeyim mi. Ben aslında çok şey değil, sadece soğuk meyveli yoğurt ve huzur istiyorum. Mümkünse güzel bir müzik eşliğinde.    99 Problems Parçalı bulutlu, kendime zorla yıldızları gösterebildiğim gecelerden birinde dedim ki yanımdakine: "sıcak değil aslında bizi bunaltan, sıcağın varlığını fırsat bilip de bedende asalaklık yapan nemdir aslında insana düşman olan" Sonra bir an için sustuk ve elimizdeki kadehlere baktık. Kafamızı kaldırıp da göz göze geldiğimizde ise dudaklarımızdaki büküklük yerini kahkahalara bıraktı. İşte tam da o anda...

Yastıklara Sarılıp Yatar mıydın?

bana sorarsan "ne düşlüyorsun?" diye, aşk anlayışım da aşka dair sorularım da  kendim yazmış ve söylemişim gibi  bu şarkıda. tabii burada önemli olan sorman. sordun mu? peki, dinle o zaman...

Mini Sohbet: O şarkı

Sırasını bekleyen herkese ithafen,                              sevgi dolu gülücüklerimle... Aşk? Çeşit çeşit, renk renk, deli dolu bir ton aşk... Hepsi de özeldir sahiplerine, ama bence bu şarkı daki en çılgını, sevimlisi! Aşkına bu denli sadık olmaktan var mıdır ötesi? Kaç "aşık" bu şekilde sabırla şans verir kendine ve sevgisine? Ne istediğini bilmek ve sevdiğine özgür bir hayat sunabilmek... Yaşamak istediğin ne varsa git yaşa, doy ve benim olacağın zaman geri gel demek. Sana mutluluk getirir ya da getirmez, yaşamadan bilinmez. Kesin olan tek şey: bu aşk marjinalliği. Hani derler ya " oldies but goldies " diye; işte bu şarkı tam da o kıvamda. Çağrışımları da en özel gençlik* anılarım arasında... (gülücük) Aşktaki en kötü haliniz "Sıramı Bekliyorum " coşkusunda  olsun.  Ve, dilerim ki bir diğer şarkı olan " Hadi Git ",  hayatınızda sadece tınısından dolay...

Haziran

Bugün Cumartesi! Yani Cuma'nın ertesi, Pazar'ın  bir öncesi. Bir de  7 cüce günler içinde en sevimlisi Şu sıra tatsızdım ya hep, bu gün keyfim yerinde. Oysa ne cüzdanımda bir değişiklik var ne de rutin gündemimde.  Sanırım mevsimsel ironinin haftalardır bize öğrettiği alışılmış çaresizlikten sebep, Haziran ayında güneş açtı diye nüksetti sevincim. Olan bitenler canımızı sıkıyor evet ama, ben bugün Cumartesi diye tatildeyim. Bu da şarkımız olsun, içimden geldi^^

Tom ve Misha . Maviye Dönüş (Back to the Blue)

Bachata

^ okurken sana eşlik etsin ^ Müziğe kapılasım var, içinde kendimi kaybedene kadar. Savrulmalıyım esintisinde rüzgârın, sen gelip de beni kolumdan çekene kadar.  Ateşi görüyor musun sen de, söylesene kaynadı mı kanın benimki gibi? Hadi! Gel öyleyse yanıma, Bizi bu tutkuyla yakıp serinletelim! ... Gözlerim kapalı, başım omzunda izliyorum sizi:  bedeninle çalan şarkının ahenkle beni yönlendirmesini. Dinle bak, ne diyor:   "mira, como estoy sufriendo me quemo por dentro, por sentir tu amor..." Sence, yakamozda aşığıyla buluşan denizkızını; bence, bana olan inatçı sevgini tasvirliyor. ... Bize dair cevaplar arama kafanda, formül bongonun sesinde gizli. İki kişilik bir aşk resitalidir Bachata'nın 4/4'lük ritmi. Sorgulamayı bırak da kendi adımlarında hisset beni, Gözlerine baktığımda dansa değil, aşka davet ettim seni! . Şimdi o gözleri kapat ve şarkı bitene dek benimle dans et.... "mira, como estoy sufriendo ...

Meczup

 Kafalarımız karışık, yorgun ve saçmalamaya müsait haller içerisindeyiz. Her birimizin kişisel yaşantısı yeterince problemli değilmiş gibi, bir de etrafımızda olup bitenlerden nefes alamaz duruma geldik. Bir gün otobüste yanımızda oturan adamın kafatasını cama vurarak kırmak isterken; bir başka gün markette çocuğunu kolundan sürükleyen kadını saçlarından et reyonuna asmak isteyebiliriz. Gelin görün ki bu uçuk fantezilerimize rağmen aslında havlayan köpekten hiçbir farkımız yok. Biz sadece adalet, insanlık ve sevgiye olan özlemlerimizin çizdiği yolda, sıyırmak üzere koşar adımlarla sek sek oynuyoruz. 8 adım ileri, 8 adım geri. Lanetlenmesi gereken insanlar yanımızdan bisikletle geçerken, biz olduğumuz yerde zıplayıp duruyoruz. Ne de olsa meczubuz... Bize meczup diyorum ama Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kimse * olanından değil; şahit olduğumuz çirkinlikler sayesinde dengesini kaybetmiş olanlardanız biz. Her gün haberleri okuduğunda kendini camdan atmak isteyen; "bundan bet...

Benimle Dans Et

"Benimle dans eder misin?" Ne de güzel bir soru değil mi, bir de düşünsene tanımadığım sana, birine benim ağzımdan döküldüğünü. Komik mi olur yoksa çekici mi bilemiyorum ama bence çok eğlenceli... Bu teklifim her ne kadar yurdum kültüründe kabul görmese de, tamamen masumca. Ama itiraf etmeliyim ki genç bir kadın olarak, aklım karşı cinsten hoşlanmaya erdiğinden beri en büyük hayalim, ilgimi çeken adamı dansa kaldırmak. Sanmayın ki öyle tango, vals, romantizm vb. Basbaya coşmak, eğlenmek, gülüşmek.Hem iddialı hem de heyecan verici, dominant bir hareket (gülücük) Dans bana sadece aşk meşk flört çağrıştırıyor gibi durdu ama aslında öyle değil. Ben çok sevip ısındığım kadın ya da adam, herkesle dans etmek isterim. Annem ve onun lise arkadaşlarıyla da içip deli gibi dans ettiğimi; hiç tanımadığım biriyle dans ederken tanışıp, sonradan onu kendime dost edindiğimi de (nam-ı diğer Beatrice) bilirim. Mesela şimdi bunları okuyorsun ve ben senin gerçekte kim olduğunu bilmi...

ben sana hiç aşık oldum mu?

sen hiç benim tarafımdan sevildin mi? bilir misin benim aşık olduğum adam olmak ne demek? baksan tanır mısın benim gözümde gördüğün kendini?  tenimle tanıştıktan sonra inanabilir misin benden önce sana dokunan ellere? saatin işlevini yitirmez mi bana sarıldığın saniyelerde? sesim kulaklarını, kokum burnunu esir almaz mı gitsem bile? sessizsin... ben seni hiç öptüm mü? bilir misin seni öptüğüm an dudakların neyi haykıracak? sanır mısın üstünden zaman geçse de zihnin beni unutacak? gözlerime gözlerini bir diksen, ah! ayırabilir misin onları yeniden gözlerimden? izin verir misin senden vazgeçmeme, becerebilir misin git demeyi şefkat bulduğun bu gözlere? konuşmuyorsun... sen hiç bana sahip olabildin mi? yaşadın mı benim gözümde yek olma garantisini? olabildin mi her şeyim? döndürebildin mi dünyamı kendi etrafında? her şeyi bırak ve şunu söyle, sen hiç bilir misin benim uğruna sayfalarca yazı yazdığım insan olmak ne demek? söylesene, habe...

İnsomnia Şarkısı

Şşşh! küçük harflerle... gece yarısından sabahın körüne bağlanırken alır beni bazen yersiz düşünceler. tavana bakarım bazı bazı, kucağımda defterim düşündüklerimi beğenirsem not alırım. bazen de aklıma içi dolu kirli sepeti takılır. o saatte gidip çamaşır makinesini çalıştıramamak, bana kendi hayatımı kim için yaşadığımı sorgulatır... sahi, kim gerçekten kendisi için yaşayabiliyor? bazen de bir kitaba dalarım, gözlerimin acısı harfleri seçmemi engeller. bilir misin sen göz yaşı yoksunluğu nasıl bir şeydir? o kuruluk hissi, sızısı, cehennem azabını burnunun dibine getirir. işte, o an bir inatlaşma başlar benim için: ya gözlerimden cayacağım ya da okunmayı bekleyen sayfalardan. sonra ilk aşkım yetişir imdadıma: müzik. onun sesi, onun dokunuşu ayrı bir huzur verir bana. uykunun kapatamadığı gözlerim onun için kapanır. kitabımdaki düşler de, çalıştıramadığım çamaşır makinesi de o müzikle dans eder. uzandığım yatağımda başım, elim, ayağım ritim tutar. ister keyifli o...

en keyifli ayrılık melankolisi

ne kadar olabilir ki? 3 santim. belki de 4... sadece ama sadece 3-4 santimlik bir araklıktan sızan güneş ışığıyla bile kışkırıyorum sana karşı. bu perdeler dün gece sımsıkı kapanmıştı oysa, gitmeden önce sen mi açtın? sana soruyorum, sana söyleniyorum. hem de evde olmadığını bile bile. alışkanlık fena şey, dırdırım geldi bak yine...  uyanmak için çok erken. gömüyorum yastıklara yüzümü. hepsi benim, bütün yastıklar benim. kollarım bacaklarım açık, kar meleği gibi yatıyorum yatakta. yine de dolduramıyorum. bir gecede büyümüş, kocaman olmuş sanki. ya da ben sonunda zayıfladım.  fayda etmiyor pofuduk yastıklar, o 3-4 santim yetti bana, uyandım! saat kaç?  ... kışın tek güzel yanı soğuk, buz gibi bir su çarpıyor her sabah suratıma. bir o, bir de koyu kahve. ha tabii bir de senle başlar(d)ım her güne. sen neyse de, o muhteşem ikili bana lazım yine:  1, 2, 3 ve 4 su çarpışı yüzüme. 4 soğuk su darbesi. aklıma gelmişken; resmen 3-4 santimlik bir aralık uyandırdı...

Go To Heaven

               cennete... ...eğlenmeye, ...huzura,       aşka... yani   mavi ' ye ...

The Pierces

'Thirteen tales of love and revenge' albümünden beri tanıyıp çok severek takip ettiğim, son albümleri olan `you&i` ı da git gide daha çok sevdiğim, aslında aylardır aralıksız her fırsatta dinlediğim grup. Müzikal kaliteleri,sesleri ve tarzları oldukça etkileyici. Klipleri özellikle `Catherine Pierce` ın (sarışın) tiyatral tavrı ve şahane mimikleriyle izlenmeye değerdir. Bu iki kız kardeşten diğerinin adı ise Allison.  -favori şarkım : `we are stars`  -favori klibim : seçemiyorum,hepsini tavsiye ederim.çünkü hepsinin bir hikayesi oluyor.  -`alejandro ` cover ı şarkıyı sevmeme neden oldu. -   http://www.thepiercesmusic.com/  sitesi takip edilesi... - şu an `love you more` u dinliyorum. ülkemizdeki canlı performanslarını* kaçırdığım için çok üzülüyorum ve en kısa zamanda gelmelerini ya da benim onlara gidebilmemi diliyorum. Amin. (gülücük) *30.04.10 Roxy konseri.