Ana içeriğe atla

Kayıtlar

mini sohbet etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Mini Sohbet: Takvim

Hayatı dolu dolu yaşamak güzel fikir de tıpası açık kalmış gibi dibimin; çabalasam da dolamıyorum. Hele ki son zamanlarda hep bitiğim ya da yarım. Kendime kuşbakışı baktığımda iki ana başlıkta her şey yolunda. Geriye kalanı ya kötü ya da bulanık. Önümü göremiyorum. Neye ya da nereye varacağımı bilemiyorum. Hani yolunda giden şu iki şey var ya, işte ben onlardan birinin bile bozulmasına nasıl tahammül ederim? Düşünemiyorum. Melankoli değil bu. Hayır. Melankoli olsa buraya yazmam, kendi kendime yaşarım. Öylesini seviyorum. Hareket eden her şeyi kendince analiz eden benden, kişisel bir durum değerlendirmesi bu sadece. Ne olduğunu ve neye ihtiyaç duyduğunu bilmeli ki insan huzura erebilsin demiş biri. Aslında o biri de benim ama böyle söyleyince daha anlamlı geliyor kulağıma. Nedense hep bir başkasının söylediği daha anlamlı gelir ya kulağa... Oysa ki değil. Bu toplum bizi çok yanlış yetiştirdi. Asıl anlamlı olan senin düşündüğün, hissettiğin... Ben şu an ne olduğumu biliyorum. N...

Mini Sohbet - Ağzı Olan Konuşuyor

Seninle konuşmak istiyorum, olmuyor Benimle konuşmanı istiyorum, olmuyor Sana güvenmek istiyorum, olmuyor Bana güvenmeni istiyorum, olmuyor Sussunlar istiyorum, olmuyor Dedikodu ölsün diyorum, olmuyor Korumak istiyorum, olmuyor Korunmak istiyorum, olmuyor Temiz kalmak istiyorum, olmuyor Temiz kalsınlar istiyorum, olmuyor Büyüyelim istiyorum, olmuyor Barışalım istiyorum, olmuyor Unutalım istiyorum, olmuyor Affedelim istiyorum, olmuyor Affedilelim istiyorum, olmuyor Dostluk diliyorum, olmuyor Anlayış bekliyorum, olmuyor Hatasızlığa çalışıyorum, olmuyor Hata aramak kimin haddine diyorum, olmuyor ... Herkes kendi işine baksa keşke, ama o zaman da insanlar çok "düzgün" olmuyor...

Mini Sohbet - Huzur

ben burada olmak istiyorum.  stresten, işten, kalabalıktan, internetten, haberlerden, matkap sesinden, topuklu ayakkabıdan, ailemden, kavgadan, sevgilimden, dostumdan, dedikodudan... her şeyden uzakta. şimdi sen bunu okuyorsun ya, ben burada olup senden de uzak kalmak istiyorum. sevdiğim-sevmediğim ne varsa düşsün 5 dakikalığına yakamdan. söz güneşi batırıp geri döneceğim bensiz sahteliği eksik kalacak dünyaya ama şimdilik bi destur! müzik bile benimle olmasın bu defa. sadece rüzgar, dalga ve yengeçlerin ayak sesleri... kıyafetlerimi de atayım ki kenara, esintiyle üzerime bulansın kum taneleri. ...    1... ...2... ...3... ...4... ...5 . (Bkz.  beyaz yatak )

Mini Sohbet: Anarşist Benlik

Lafa gelince herkesin bir benliği var. Peki, gerçekten öyle mi/sözlük anlamı yerine getirilmekte mi? Bazı şeyleri teoride biliyor olsak da, pratik zamanı gelince hepsi puf! Uçtu bütün akilane düşüncelerimiz. Neden? Çünkü koşullar da, yapımız da negatifliğe müsait. Koyun sürüsü misali ezbere yürüyen bu duyguların arasında ne yapmalı değişiklik için? Elbette geçmiş dönemlerin "kabusu": Anarşizim! İyidir bazı bazı tu kaka insan olmak. Cesarettir, onurdur, meziyettir! Alıvermeli sabrımız taşınca yularlarımızı kendi ellerimize. İsyan etmeli, üstüne bir de bizi geren kişilerin suratına grafitiyi döşeyebilmeliyiz vs.  Ama en önemlisi: kendimiz için "ben" olabilmek! Kendi dünyamızın anarşisti olabilmek! Hoşumuza gitmeyen rutinimize dur demek! Gelgelelim "ben"e! Nedir bu " ben " dediğimiz? Çeşit çeşit, türlü gibi bir şey midir bu kendi kendimize yedirdiğimiz?  İçine biraz patron, biraz mahalle, biraz sevgili, biraz aile,  biraz...

Mini Sohbet: Dırdır

Agu ile başlar her şey, ardından dır gelir.  Sonra dır'a bir dır daha eklenir ve olur insanlığa  dırdır.  Fenadır da dırdır. Yapan çekilmez, yapılanı yer çekimi bile dünyaya geri çekemez.  Ah bir de benim dırdırım yok mu?  Tadından yenmez.   Yeme de yanında yat denir ya, onu burada uyarı babında kullanabilirim işte,  zira yiyecek olursan oturur midene.  İyisi mi sen çok konuşturma beni.   Tamam!  Evet!  Biliyorum ki başladığımda beni susturmak büyük mesele.  Öyle her yiğidin harcı değil  ama  kelime dağarcığım ve vereceğim enerjinin kutbunu belirlemek senin elinde.  Malum bakarsan bağ olur bakmazsan dağ olur.  Yani olay şu ki: öyle ya da böyle bir şey olacak, doğamın ve östrojenimin kanunu bu.  En iyisi biz iyi geçinelim ki adı gevezelik olsun.  Yok kızdıracağım dersen dırdırım senin olsun.  Şansın yaver gitmezse bir de geveze dırdırıma denk gelirsin, ...

Mini Sohbet: Tanıştır Benimle

Uzun zamandır dolduramamıştı satırları kelimeleriyle. Ne telefonunu açtı ne de gelen mesajları yanıtladı. Yüzü desen hafızalarda silik bir simadan ibaret. Öyle uzun zamandır yoktu ki artık özlenmez olmuştu sesi. Ona beslenen özlem duygusu yerini alışılmış, kabullenilmiş bir uzaklaşmaya bıraktı. Arada adı geçtiğinde herkesin aklında soru işaretleri belirir, ancak birkaçının içinde yoksunluk hissi uyanırdı. Uzun zamandır dökemez olmuştu içindeki hisleri satırlara. Ne çalan telefonun sesi, ne de gelen mesajların döndürebilmişti onu hayata. Kimbilir en son ne zaman bakmıştı aynadaki suretine. Öyle uzun zamandır kendini kapamıştı ki iki göz evine, şimdi geri dönmek istese de dönemezdi kendininkinden başka ayakların yürüdüğü caddelere.  Diyelim ki şansın yaver gitti ve rastladın ona: bana söyler misin kim bu gördüğün karşında? nileud@gmail.com

Mini sohbet: Arabesk nedir?

 Arabesk kültür denilen bir gerçek var ülkemizde. 1980'li yıllarla birlikte köyden kente göçün artmasıyla ortaya çıkan, Orhan-Müslüm-Ferdi babalarla yaygınlaşan oryantal bir müzik türü sebeptir buna. Notalardan doğan müzik türü olmasının haricinde, doğu ve batı kültürlerinin sentezi ışığında şekillenen; İstanbul gibi büyük şehirlerdeki varoş bölgelerin yaşam tarzını ve dünyaya bakışını özetleyen alt kültürdür arabesk. Aslında bu Arabımsı şarkı şeklinin kökeni 1940'lara dayanır ve 1948'de yasaklanmışlığı vardır. Fakat bu müziğe karşı olan ihtiyaç ve benimseme duygusuyla arabesk şu anki haline gelmiştir. Arabesk denilince akla hep duygusal ve melankolisi yüksek şarkı sözleri ile ezgiler; isyan; mutsuzluk; haksızlık ve umutsuzluk gelir. Buna hem köyden kente göç etmelerinin sonucunda yaşadıkları mağduriyet ve yoksullaşmaları, hem de o yıllardaki askeri darbe ile oluşan lekeli ve baskılı dönem sebeptir. Gitgide artan günlük sıkıntılar da arabesk furyasının yayılmasında ve ...

Mini Sohbet - Gece Gevezeliği

"Bu gece nasılsın?" dersen, "bir dalda iki kiraz, biri al biri beyaz" derim.  "Genel olarak ruh halin şu sıra nasıl?" dersen "çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane derim" Mesajın alındığını umarak doğaçlama saçmalamaya devam ediyorum ve tüm sıralamalarımın saat 01.00 sonrası laptop kucağımda, ara ara, mevcut bulunan ruh halime göre yaptığımı belirtmek istiyorum. Bir meyve olacak olsaydım çilek ; sebze olacak olsaydım patates; hayvan olacak olsaydım köpek (golden) olmak isterdim. Tarihte yer alan sarışınlardan birine benzeme şansım olsa Grace Kelly olmayı seçerim. Friends dizisinin tüm karakterleriyle aynı evde yaşamak istiyorum. Bir de Joey&Chandler&Ross bana aşık olsun istiyorum. (aralarından seçemiyorum, çok zorlansam Ross'u eliyorum ama diğer ikiliden asla vazgeçemiyorum. evet! hayat bana zor) Şu an Assos ya da Seferihisar'da olup, denize ayaklarımı sokup cup cup yapmak istiyorum. Tabii bundan önce havanın da y...

Mini Sohbet: zararlı arkadaşa bir başka bakış

ebeveynlerin, çocuklarının arkadaşları için sık kullandığı bir sıfattır "zararlı arkadaş" sıfatı. ne olduğuna dair hepimizin bir fikri var zaten. hep konuşulur, bilinir ve onlar hakkında uyarır, uyarılırız. çünkü tehlikelidirler, çünkü kendi kimliğini oturtamamış, genç bir birey ya da büyüme evresindeki çocuklar için risk taşırlar. çünkü bir arkadaş, sırf ona güvendiğiniz, uyduğunuz için hayatınızı elinizden alabilir. yalanlar  ufak ufak ve masumca başlar, ebeveynler yanlış ve yetersiz davranırsa, yapılanlar kontrolden çıkar.  ancak böyle durumlar haricinde, bir de ailelerin yersiz taktığı  "zararlı arkadaş" sıfatı vardır. her rahatsız oldukları durumda kullanırlar. oysa ki çoğu kez, ya bilmezler ya da bilmemezden gelirler ki, o zararlı arkadaş aslında yoktur.  söylemeye çalıştığım şey şu: çocuklar ergenlikle beraber birçok dönemden geçiyorlar. uzatmadan örneklendiriyorum: çocuğunuz eve sarhoş geldiğinde çoğunlukla kendisi de istemiştir, sandığınız kadar canavar...

Mini Sohbet: biraz matrak biraz ciddi, bir karasinek bin düşünce!

Sinekler intihar eder mi? bazı bazı, düşüm düşüm düşünüyorum yerli yersiz bir şeyleri. ne öyle memleket meselesi ne de sonucuna varamadığım bir formül çözümlemesi...  bir anda saçma bir şey geliyor aklıma ve ben ona takılıp kalıyorum.  takıldıkça bir yenisi daha ekleniyor. sonra kafamdan onları şekillendirip bir karara varıyorum ve adeta çok önemli bir şey yapmışımcasına huzura eriyorum. böyle anlarda gugul* benim en iyi dostum. çünkü gugula sorunca illa ki benim gibi saçma bir konuya sapıklık yapıp, kafasını takarak forumlarda ya da sitesinde paylaşmış insanlara rastlıyorum. mesela, bugün  yatakta doğrulduğum an gözüme duvara kendini vurup duran bir karasinek çarptı. bunu neden yapıyor ki? cama toslayıp dursa, dışarı çıkmak istiyor der camı açardım. "kendini öldürmeye mi çalışıyor yoksa" diye düşündüm ve merak ettim. hı hı.  evet, merak ettim. öncelikle neden böyle düşündüğümü size açıklamam lazım:  çok eskiden 2 tane muhabbet kuşumuz vardı. bera...

Mini Sohbet: Sana ne?

fiskos fiskos A' nın çok para harcamasından sanane B 'nin çok gezmesinden sanane C' nin bütün gün Facebook'ta olmasından sanane Ç' nin onu aldatan sevgilisine dönmesinden sanane D' nin bekar hayatını sevmesinden sanane E' nin hafif kız olmasından sanane F' nin kaç para kazandığından sanane G' nin babası dolandırıcıysa sanane Ğ' nin gay olmasından sanane H' yi en yakın arkadaşın sevmiyorsa sanane I'  nın hep aynı öpücük pozunu vermesinden sanane İ'  nin girdiği işle seni şaşırtmasından sanane J'  nin yağlarını aldırmasından sanane K' nin sevgilisini aldatmasından sanane L' nin çakma çantasından sanane M'nin erkek arkadaşını boğmasından sanane N' nin evden çıkmamasından sanane O' nun senin gibi düşünmemesinden sanane Ö' nün bu gün çok rüküş gözükmesinden sanane P' nin erken evlenmesinden sanane R' nin süslü olmasından sanane S' nin tek taşından sanane Ş' nin aldığı...

Mini Sohbet: Hepimiz İnsanız

Bizli konuşmama, hepimizi aynı 'insan' kalıbına koymama kızmayın.  İ şin gerçeği bu. Belki sen eline silah alıp kan döken biri değilsin ya da yardım tırlarını yağmalayan... Belki sen oto yıkama açtığında arabalar rahat girsin çıksın diye binanın 3 kolonunu kesen adam da değilsin. Ama sen, kansere sebebiyet verensin; onu genlerinlede kuşaktan kuşağa aktaransın. Sen kürk giymek isteyen;  ozon tabakasını delensin. Sen vücuduna horman enjekte edensin.  Sen kendini en üstün gören ve hiç ölmeyecek zannedensin. Sen farkında olmadan yine bir yerlerde, birilerinin ölümüne göz yuman katilsin. Sen insanlık kavramını kavramaktan uzakta, üstünlüğünü dünyayı yok etmek için kullanansın. Ben, sen, biz, onlar... Hepimiz farklı ölüm ve yıkım senaryolarına farkında olmadan sebebiyet verenleriz. Kuru Burunlular Benim için herkes insan, herkes aynı, herkes insanın wikipedia'daki karşılığıdır. (lütfen tıklayın  ve hepsini inceleyin) Herkesin içindeki iyilikle tanı...

Mini Sohbet: Zayıflığımın sırrı

Zayıf, daha doğrusu normal kiloda, orantılı gözüken biriyim. İçerisinde asla "düzen" barındırmayan bir beslenme düzenim var. Ne kahvaltı saatim bellidir ne de herhangi diğer bir öğünüm. Yani öyle örnek, sağlıklı bir birey profili çizemeyeceğim sana. Peşin peşin söylüyorum ki burada yazacağım şeyler seni kızdırabilir. Sitem ve takıntılarım sana şımarıklık olarak da gelebilir. Ama unutma ki herkesin derdi de kilosu da kendine mesele. Çok yemek yemiyorum ama yaşamak için değil, yemek için yaşıyorum. Yemek yerken mutlu oluyorum; sevdiğim bir yemekse eğer zevkten çıldırıyorum. Bazı zamanlar kahvaltı ederken akşam ne yesem diye düşünmeye başlıyorum. Doyduğum anda bırakamıyorum elimden çatalı. Beynime gelen "doydun artık bırak yemeği" sinyalini damağımdaki zevk susturuyor. Sıkı bir karın hedefliyorum ama  maalesef favori yemeklerim ne kadar zararlıysa bir o kadar lezzetliler. Bu da hedefimi baltalıyor! Fena halde kızartma delisiyim. Patates kızartması ve ...

Mini Sohbet: Şerefe

"Merhaba, naber?" dediklerinden kelime; "Dostum, anlat dinliyorum" dediklerinden " düşünce " kaparsın. Siz siz olun arkadaşlarınızı yakın, dostlarınızı daha da yakın tutun. Çünkü dost dediğiniz, kalbinize ettiği kadar aklınıza da eşlik eder.  İnsan bu, içinde aşırı bir hainlik taşımıyorsa zaten, derdin olduğunda seninle beraber derdine içerleyecektir.  Güzeldir ama herkesin dost olabildiğine delalet değildir. Zaman geçirmek, bir şeyler paylaşmak için elbette referansa gerek yok. Ama siz yine de düşüncelerinizin yanında git gide büyüdüğü kişilerle olmaya gayret edin. Sizinle çaresizliğinize eşlik edenin, ağlayanın değil; çaresizliğinize üzülmeyi kenara bırakıp çarenize çare eklemeye çalışanın dostunuz olduğunu bilin. Zira sağduyunuzu kaybetmemeniz sizin olduğu kadar, yanınızdakilerin de elindedir. Bunlar arkadaşım Chebis'in söylediği bir aforizma sonucu aklıma düşenlerdir.  Kim olduklarını seçmeniz ve kıymetlerini bilmeniz dileği ile, şeref...