Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Devlet etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Seyyar Satıcı ve Zabıta

Bazı zamanlar mutfakta otururken karşıdaki zabıta binasına kamyon kamyon taşınan seyyar satış araçlarını, el arabalarını görüyorum. Bazı zamanlar dediğime bakmayın, ayda en az 1-2 defa denk geliyorum. Düşünün ki bu sayı sadece benim denk geldiklerim... O ezberlediğim sahneleri her izleyişimde hep aynı hislere kapılıyorum. Ne mantığım, ne adalet duygum, ne hijyen tasam; hiçbiri umurumda olmuyor. Sadece ve sadece, üç kuruşunu yatırıp da 4-5 kuruş kazanabildiği ekmek teknesi elinden alınan o insanların neler hissedeceğini; şimdi ne yapacaklarını sorguluyorum. Derken gözüm dalıyor müdürlüğün önündeki dizlerinin üzerine çökmüş satıcıya. Dedem olacak yaşta. Ağlıyor. ... Haberlerde sık sık denk geldiğimiz bir manşet: "Seyyar satıcı atletlere taş çıkarttı"  Sırtlanmış ekmek teknesini, var gücüyle koşuyor-kaçıyor. Arkasından aracıyla zabıta peşine düşüyor. Tam da belki kurtulurum dediği anda karşısına çıkan bir başka zabıta onu durduruyor. Sonrasındaki manzara ise parampa...

Vatan Haini

Düşündüm de, benden iyi bir vatandaş olmaz. Ne verilen vergiye saygım var, -istemiyorum lalelerle bezenmiş süslü kaldırımlarda gezmeyi- ne de vatanı kollamamıza inancım.  Fırsatım olsa ne kardeşimi, ne sevdiğimi, ne de dostumu yollarım askere. Öyle de yersiz geliyor artık bana "vatan sağolsun"lar, öyle de sahte geliyor "sınırı tehdit eden komşu"lar, öyle de pis akan bir kan var ki damarlarımda:  vatan hainiyim ben. Dedim ya, benden iyi bir vatandaş olmaz. Bunun suçunu da kimse bende arayamaz, zira  iyi vatandaşlar iyi devletlerde yetişir. Nazım Hikmet'in de dediği gibi: "Yazın üç sutun üstüne kapkara haykıran puntolarla: Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala."

Mini Sohbet: Anti Sempatizan

Seni gördüğüm her an midem ağzıma geliyor, cinnete bulanıyor naif ruhum. Gel gör ki ulusun yarısı seni seviyor, zaten tutulduğu da bu ya nutkumun!

Dağlıca

 Hakkari ilinin Yüksekova ilçesine bağlı olan bir köy. Orası adına Vikipedi der ki: Dağlıca esrarengiz bir yerdir, sisli puslu karanlık ve ürpertici sınırın son köyüdür. Bugün (19.06.2012) : 8 şehit, 16 yaralı asker Dün:           (22.12.2011) : 1 şehit, 1 yaralı            (07.05.2010) : 2 şehit, 1 yaralı asker           (14.03.2010 ) : 1 şehit, 1 yaralı asker           (21.10.2007) : 12 şehit, 16 yaralı-8 esir asker             ... Konu terör olunca maalesef kronolojik şehit ve yaralı asker listesi kolaylıkla uzatılabiliyor.  Dağlıca'nın birkaç adım ötesinde olan Uludere, Yüksekova, Ortabağ, Çukurca, Şemdinli  gibi birçok ilçe/köy bize Hakkari'nin adını duyuruyor.  Hakkari'nin birkaç kilometre ötesindeki başka şehirler bize teröre lanet okutturuyor.. Biz, kabaca " Allah'ın hatırladığı " şehirlerde yaşayanlar diye tab...

Çocuk İhmal ve İstismarı: Velayet

 Her zaman dile getirdiğim bir şey vardır: doğumuna sebebiyet vermek bir çocuğu senin "malın" yapmaz. Annesi de olsan, babası da olsan önemli değil. Bakamadığın ya da çocuğun için tehlike oluşturduğun anda ne aranızdaki genetik bağ ne de velayet denilen şey önemli gelir. Gönül isterdi ki bu düşüncemi devlet; hak-hukuk kuklacısı adalet ve herkes benimsesin, fakat ne mümkün?  Hiçbir yasanın yeterli ve akılane olamadığı; düzgün olan yasaların da sağlıklı bir şekilde yorumunun yapılamadığı ülkemizde bu oldukça ütopik kaçacak bir istek. Bunu biliyorum. Biliyorum ama kendimi sitem etmekten alıkoyamıyorum. çocuk ihmal ve istismarı Küçücük bir kız çocuğu, bundan 1 sene önce annesini kanserden kaybediyor. Tam 1 sene boyunca kemoterapi seansı sonralarında annesinin çöküşüne, eriyişine şahit oluyor küçücük aklı ve kalbiyle. 1 sene boyunca annesinin tedavisi için geldikleri başka bir şehirde, teyzesinin evinde, babası ve kendisinden sadece birkaç yaş büyük olan abisinden uza...

Çocuk İstismarı

Çocuk İstismarı   Yetişkin insanların bile kendilerini korumakta başarılı olamadığı dünyamızda, ülke hukukumuza göre 18 yaşına dek her birey çocuk kabul ediliyor. Çocukların saptanmış ezbere bir kıstas olan reşitlik evresine kadar yetişkin olmadıkları yönündeki negatif genellemeye karşın, özellikle de içinde bulunduğumuz topraklarda, bir anda "yetişkin"e dönüştü(rüldü)ğüne şahit oluyoruz. Küçük bireylerin maruz kaldığı fiziksel, duygusal, cinsel, sağlıksal, eğitimsel vb. ihmallerin yanı sıra; bir de çocuk istismarı denen ve evrensel çapta sık örneklerine rastlanan bir gerçek vardır ki, bu istismarlardan haberdar olan insanda insanca söz söyleyebilme yetisi kalmaz. Çocuk istismarı denen hadiseyi kendi içerisinde ayırmak gerekirse fiziksel, duygusal ve cinsel istismar başlıkları altında irdeleyebiliriz. Bu yazımda asıl değinmek istediğim nokta istismar farkındalığı olduğu için her birinden kısa kısa ve yüzeysel bahsedecek, daha sonraki zamanlarda da ana başlıklar altın...

Naegleria fowleri

kim için, ne uğruna yaşadığını-çalıştığını sorguladın mı hiç? dilersen 3 üniversite üzerine yüksek akademik başlarılara imza at; dilersen dünyanın en güzel/yakışıklı, çekici, herkesin imrendiği insan ol; dilersen yeni nesil Koç, Sabancı sayıl; dilersen tüm dünyanın şerefi-namusu senden sorulsun; dilersen cennette en ön sırada yerin hazır olsun; ... Kim için, ne uğruna bugününü yaşadığını bana açıklayamıyorsan; bırak bana açıklamayı kendine-sisteme-hayata dair bunu hiç sorgulamadıysan sen benim için " tıkla bak, şundan " farksızsın!  Acıyorum ezbere yaşayan insanlara, öyle böyle değil-çok acıyorum. Hele ki çocuklarını böyle yetiştiren ailelere gerçekten darılıyorum. Ben ve benim gibi hissedenler ,  daha kim olduğunu bilmeyen insanlarla trikotaj misali çevresi örülmüş, anarşist-tembel gibi yaftalar yemiş,  onlara göre çaresiz; onların yanında yalnız birey leriz biz!

Erdal Eren - Sinan Süner

Hatırlamayalım da unutalım mı? Her şeyin yerle bir olmaya başladığı dönemlerden birinde ölen gencecik delikanlılar... Onların hikâyeleri değil mi tüm ülke tarihinin silinmeyecek kara lekesi ve kabuğun altında aralıksız kanayan yarası. Ne yapalım? Hatırlamayalım da unutalım mı? O Sinan Süner   O , Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği  (Y.D.G.D.)  üyesi ve ODTÜ öğrencisiydi.   O ,  SSCB'nin (Sovyetler Birliği) Afganistan işgalini protesto etmek amacıyla bir gece duvar        yazısı yazmak üzere toplanan öğrenciler arasından en şanssız olandı. Çünkü o, duvar yazısı ve                  afişlerle uşraştığı sırada, oradan arabasıyla geçmekte olan dönemin MHP'li bakanı Cengiz Gökçek 'in koruması Süleyman Ezendemir'in silahıyla defalarca vurulan ve daha sonra kan kaybından ölene kadar başkent sokaklarında arabayla gezdirilip işkence gören, öldüğü anlaşılınca da hastane kapısına atıl...

biri bana anlatsın

  insan olan biri bana söylesin; Allah, peygamber inancı olan, özellikle de müslüman olan biri bana anlatsın lütfen. tanıtsın bana dinini de, inancını da. sanıyorum ki benim bildiğim, anladığım, benimsediğim yanlış bir inanç. iyi bir kalbe sahip olmak, diğer tüm canlılara iyi niyetle yaklaşmak, dürüst olmak değil önemli olan. bunu Allah korkusuyla ve din maskesi altında yapıyor olduğunu vurgulamak mesele. o da nasıl eğreti duruyorsa dursun sanıyorum ki prim yapıyor. zaten yalandan yaşayanlara göre de, yukarıdaki prime bakıyor...  inancı diline pelesenk, devlet işine-her şeye dahil olmuş;  kendisine uymayan herkesi Allah'ından izin almadan katletme hakkına sahip olmuş. ama sorsan bu bir müslüman, bir insan. yazık! istiyorum ki biri bana  bu haberi  açıklasın. o da olmazsa, Kaddafi'nin linç edilişi ve bedenine sokulan demir boruyu açıklasın. o da olmazsa hoşgörü dini olarak lanse edilen müslümanlığa mensup kişilerin saldırdığı gayrimüslümleri anlatsın. öld...