Ana içeriğe atla

Kayıtlar

sevgi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Züğürt Tesellisi

  bu bir gönderme yazısı, araftan, hem de sana. okuman ya da okumaman... mühim olan bu değil. zaten bana tüm bunları yazdırmanın telafisi, bilmem kaç vuruş harfi okumanla olcak iş değil. ... bunu oku istiyorum, oku ve bil halimi... beklemediğim duygular hakim şu sıra bana: hayal kırıklığı. bir fikrin var mı bu duygumun nedeni hakkında? ... gitmen benim için en doğru şeyken, boşluğun var dünyamın bir köşesinde. ne de çok sevdirmişsin bana kendini. dostluğun mu aradığım yoksa sırtımdaki bıçak mı bana seni hatırlatan? önemi kalmadı aslında, ne de olsa hayal kırıklığım artık adınla yaşayan. ... en çok da canımı ne yakıyor biliyor musun? sen bu denli acımasızca beni kandırıp- bir hiç uğruna beni sırtımdan vurup harcarken; bir de kendimi bu kadar kaybolmuş hissetmeme sebep olmuşken, ben oturmuş burada, bunca zaman sonra hala seni özlüyor, güvendiğim birinin daha kaybına alışıyorum. resmen büyüdüm derken  kendimi bir kez daha aptal hissediyorum. apta...

Mini Sohbet - Ağzı Olan Konuşuyor

Seninle konuşmak istiyorum, olmuyor Benimle konuşmanı istiyorum, olmuyor Sana güvenmek istiyorum, olmuyor Bana güvenmeni istiyorum, olmuyor Sussunlar istiyorum, olmuyor Dedikodu ölsün diyorum, olmuyor Korumak istiyorum, olmuyor Korunmak istiyorum, olmuyor Temiz kalmak istiyorum, olmuyor Temiz kalsınlar istiyorum, olmuyor Büyüyelim istiyorum, olmuyor Barışalım istiyorum, olmuyor Unutalım istiyorum, olmuyor Affedelim istiyorum, olmuyor Affedilelim istiyorum, olmuyor Dostluk diliyorum, olmuyor Anlayış bekliyorum, olmuyor Hatasızlığa çalışıyorum, olmuyor Hata aramak kimin haddine diyorum, olmuyor ... Herkes kendi işine baksa keşke, ama o zaman da insanlar çok "düzgün" olmuyor...

Hep Mutlu Olun!

Bazen çok şey hissettiğinde hiçbir şey yazamaz ya insan, işte tam da o sulardayım şu anda. Özel bir insana, benim için her biri özel olan 365 gününden birinde, ona layık olduğunu düşündüğüm hiçbir kelime bulamadığım için sadece sonsuz hayranlık, saygı ve sevgilerimle... Sana yazmaya kalksam kelime haznem yetmez.  İyi ki varsın ve hep yanımda ol lütfen! İçinde annelik taşıyan tüm kadınlara söylüyorum: hep mutlu olun! ve Canım annem ve fedakar anneannem,  dilerim ben sizin hep mutluluk sebebiniz olurum!

Teşekkür Ederim

"Kendime yalan söylemeye başladığımdan beri kimseye güvenmiyorum" O.Wilde Değişim... Ben ne çok değiştim. Büyüdüm, yaşadım ve tecrübe ettim. Bugün bana hayatımdaki pişmanlıklarımı, keşkelerimi sorsanız hiç düşünmeden bir bir aklıma düşenleri anlatır size dilim. Kalemim ya da klavyem değil, dilim. Ancak, beni gören bir çift göze -bakan değil, gören- ve beni duyan, bir çift kulağa -duyan değil, dinleyen- anlatabilirim içimdekileri.  Kendimi bildim bileli iyi niyetime güvenir, en çok bu özelliğimden ötürü benliğimi severim. Ben insanları olduğu gibi kabul eden, yargılamayan biriyim. Nasıl da yalan,  Nasıl da kandırmaca. Şöyle bir geçmişe baktığımda ne çok eleştirmişim yersiz yere insanları. Destek olmaya çalışsam da ne çok yaralamışım düşüncelerimle onları. Dışarıdan bakınca ne de kolay gelmiş bana kalıplaşmış doğrulara sığınarak akıl vermek. Şimdi o zamanki düşüncelerimi gözden geçiriyorum da, nasıl da yanlışmış bir olayın içine girmeden fikir yürütmek....

Hachiko ve Hikayesi

Hachi Sevgi... Kendi adıma, hayatım boyunca en ama en çok önem verdiğim, düşkün olduğum ve vazgeçilmezim olan kavram. Her zaman saygının da, vefanın da, sadakatin de sevgiden geçtiğine inanmışımdır. İnsanların varoluş tarihlerinden bu yana birbirlerinin güvenini kıracak çok şey yaptıklarından olsa gerek, bugün birçok kişi, herhangi bir canlıya besledikleri sevgiyi 10, 100, hatta 1000 insana bedel görebiliyor... Hachiko ... Hachi, kelime anlamı sekiz olan Japonca bir isim. İnanca göre kutsal, göğe eren rakam olarak kabul ediliyor. 1924 yılında, Tokyo Üniversitesi'nde görev yapan Japon profesör Hidesaburo Ueno, evine dönerken istasyonda rastladığı saf Akita cins köpeği sahipleniyor. Kısa süre içerisinde aralarında oluşan bağ, Hachi'nin akıllı ve kolay öğrenen bir hayvan olmasıyla birleşerek bize çok önemli bir "hayat dersi" olan bu gerçek hikâyeyi sunuyor hachiko  Her sabah üniversiteye gitmek üzere istasyona yürüyen sahibine bir sabah Hachi de eşli...

Kırmızı Karavan

Kırmızı Karavan  Hayallerimiz olmadan yaşayabilir miyiz? Daha minicik ellerimizle okul çantamızı kaldırmaya çalıştığımız zamanlarda başlarız hayal kurmaya.  Bir kız çocuğu, şehre gelen sirkin büyüsüne kapılıp akrobat olmak isterken, onunla aynı paraleldeki bir başka küçük kız, gözlerini kapatıp okula gidebileceği günleri düşler. Düşler, düşler, düşler.  Dil, din, yaş, ırk, cinsiyet... Hiçbir yafta önem teşkil etmez hayallerde.  İhtiyaçtan ya da büyüsünden dolayı yaratılır onlar insanların kendine özel dünyalarında.  Düşüncesi bile yeterlidir sahibini mutlu etmeye.  Üstüne bir de gerçekleşse... Kırmızı karavan... Kırmızı bir kamyon hayalinin zamanla mutasyona uğrayarak vardığı nokta. Sahibesini özgür, huzurlu ve mutlu kılan küçük bir hayal.  Tüm dünyayı dolaşabileceği, içinde büyüttüğü insan sevgisine sevgi ekleyebileceği mütevazi bir dilek. Katlar, yatlar değil küçük kırmızı bir karavan Dayatılan 'ın gönlünde...

Benimle Dans Et

"Benimle dans eder misin?" Ne de güzel bir soru değil mi, bir de düşünsene tanımadığım sana, birine benim ağzımdan döküldüğünü. Komik mi olur yoksa çekici mi bilemiyorum ama bence çok eğlenceli... Bu teklifim her ne kadar yurdum kültüründe kabul görmese de, tamamen masumca. Ama itiraf etmeliyim ki genç bir kadın olarak, aklım karşı cinsten hoşlanmaya erdiğinden beri en büyük hayalim, ilgimi çeken adamı dansa kaldırmak. Sanmayın ki öyle tango, vals, romantizm vb. Basbaya coşmak, eğlenmek, gülüşmek.Hem iddialı hem de heyecan verici, dominant bir hareket (gülücük) Dans bana sadece aşk meşk flört çağrıştırıyor gibi durdu ama aslında öyle değil. Ben çok sevip ısındığım kadın ya da adam, herkesle dans etmek isterim. Annem ve onun lise arkadaşlarıyla da içip deli gibi dans ettiğimi; hiç tanımadığım biriyle dans ederken tanışıp, sonradan onu kendime dost edindiğimi de (nam-ı diğer Beatrice) bilirim. Mesela şimdi bunları okuyorsun ve ben senin gerçekte kim olduğunu bilmi...

ben sana hiç aşık oldum mu?

sen hiç benim tarafımdan sevildin mi? bilir misin benim aşık olduğum adam olmak ne demek? baksan tanır mısın benim gözümde gördüğün kendini?  tenimle tanıştıktan sonra inanabilir misin benden önce sana dokunan ellere? saatin işlevini yitirmez mi bana sarıldığın saniyelerde? sesim kulaklarını, kokum burnunu esir almaz mı gitsem bile? sessizsin... ben seni hiç öptüm mü? bilir misin seni öptüğüm an dudakların neyi haykıracak? sanır mısın üstünden zaman geçse de zihnin beni unutacak? gözlerime gözlerini bir diksen, ah! ayırabilir misin onları yeniden gözlerimden? izin verir misin senden vazgeçmeme, becerebilir misin git demeyi şefkat bulduğun bu gözlere? konuşmuyorsun... sen hiç bana sahip olabildin mi? yaşadın mı benim gözümde yek olma garantisini? olabildin mi her şeyim? döndürebildin mi dünyamı kendi etrafında? her şeyi bırak ve şunu söyle, sen hiç bilir misin benim uğruna sayfalarca yazı yazdığım insan olmak ne demek? söylesene, habe...

arkadaşım küstürme beni

küskün çiçek değilim ki ben, dokundun diye boynumu bükeyim, ama bağırırsan yüzüm düşer, bunu peşin peşin söylemeliyim. ha bir de asla düşünmeden, yok yere üstüme gelmemelisin günahımı aldığını unutmam, barışsak da mimlenirsin  kavga-gürültüyü sevemedim hiç, bir de benimle kaba konuşanları, kalıbında varsa bunlardan biri git, zor olur seninle muhabbet bağı. gerçi sevdirdiysen bana kendini, yapınla seni alttan alırım ama, sen de beni ayrı tutmaz ve çabalamazsan, söyle bu dostluk bana ne fayda?   bazen küs kalamam seversem, kızgınlığım söner, kıyamam,  öyle de affediciyim ki aslında, kafamı kırsan uzaklaşamam.  ama an gelir usanır kalırım, artık beni öyle kırmışsındır ki,   yine de pişmansan bize bir şans, dene ve geri al beni.  porselen bebek değilim ki ben, düşürdün diye parçalanayım,  ama  kırılmayacağıma güvendiğin an, sesinle bile dağılırım.  ne etle örülmüş bedenim ne de sevgim kandırmas...

Rüyada Atatürk'ü Görmek

Gecelerim gündüzlerimden daha yorucu geçiyor. Hemen kafanızı yormayın, mental anlamda. Rüyalarım öyle karışık, öyle değişken, öyle yorucular ki uyanınca her birini yeniden hatırlıyor olmak daha da tüketiyor. Her sabah 'nasıl bir hayal gücüm var' , 'aşk olsun bilinç altım' sözleriyle güne başlıyorum. Fakat bu güne başlayışım, dün geceki rüyam çok ama çok değişikti. Ben birini çok sevmeme rağmen, rüyamda ilk kez görmüştüm. Onunla tanışma, canlı kanlı görme imkanına sahip olamamış olsam da, sanki rüyamda onun aldığı nefese şahit olmuştum. Ben rüyamda Mustafa Kemal Atatürk 'ü gördüm... Ben aynı insanım, anı yaşta, aynı boyda, aynı düşüncelerde. Sadece üzerimdeki kıyafetler farklı ve zaman oldukça geride. Bir istasyondayım. Siyahın en mat ve kapkara tonunda bir tren var yanımda. Eski tip bir tren. Vagonunun içine elleriyle kömür atıyor Atatürk. Yaşlanmış. Gömleği ter içinde kalmış, buz gibi bir hava. "Ne yapıyorsunuz?" diyorum, ellerinden almaya çalışıyor...