Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ayrılık etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Tatlı Rüyalar

Odamızın kapısına bir çivi çaktım, üzerine de sarımsak astım!  (Gayrı uzak durmalıydı iblisler...) 01:43 Rüzgar homurdanmaya başladığında ürpermişti içim: "Ayrılığın uğultusu olabilir bu..." Ben de yalnız uyuyacağım bu gece için silahlarımı kuşandım. Yastığımın altında bir bıçakla, gece lambası ışığında dua ediyorum: bildiğim tüm dillerle, bilmediğim bütün dinlerde. 02:09 Belki pazarlık ederiz diye tüm birikimim komidinin üzerinde. Çırçıplak, gözlerim odanın kapısında, nöbette. Neyim var neyim yoksa vazgeçtim: sadece uyumak istiyorum. 03:22 Evin içinde tıkırtılar; kendimi yorganın altına saklansa tüm kötülüklerden korunacak küçük bir kız çocuğu gibi hissediyorum. Oysa hiç de sevimli gelmezdi zatıma bu gardını düşürmüş pozlar... 03:24 Sahi, çocukken daha mı kolaydı korkular? Bir de, büyüdükçe yalnız mı kalır tüm çocuklar?  03:30 Sarımsaklar kokar...  03:44 Ay ışığı görülmüyor; husuf var bu gece.  Peki ya ben ne yapacağım olu...

Gizli İtiraf

S enden kurtulduğum günden beri yeniden nefes almaya başladım. En çok da "ben" olabilmeye hasret kalmışım ki haftalardır sadece kendimle baş başayım. Ne çok acıtmışsın canımı, ne de çok çalmışsın karakterimden. İnsana kim olduğunu unutturmamalıydı oysa gerçekten seven!  Ç abuk toparlandım senden sonra, ama kolay oldu dersem yalan olur. Onca beraber geçen yıldan sonra yokluğuna alışmak elbet zor olur. Kök salmışsın bir kere içimde, budamak da yetmedi kestim attım seni bu defa.  Ö ldün belki ama köklerin hala toprağımın altında. Zerre pişman değilim, iyi ki de yoksun artık.  Leke lekeyken zaten çok bile dayandık. Endişelerim de çok yersizmiş, zaman geçtikçe anladım.  Donuk hayatıma yokluğunla sen renk kattın. İyi ki bitti, iyi ki de etkin altında değilim artık.  Müjdeler olsun ki gittin ve beni rahat bıraktın! Bazen nefretimiz ve sitemlerimiz farklı duygular barındırır kendi içinde. Çoğu kez kendimize bil...

Rimelleri Akmayan Adamlar

İlişkiler gizemli bir yolculuk, bile bile lades... Başlarken nereye varacağını bilmeden başlıyor insan. Biter mi?  Biterse içini ezer mi? Bitmemesi seni  üzer mi? ... Bitti, üzüldün mü? Bitmesi yüzünü güldürdü mü? ... Toz kondurmadığın ruhun büzüşüp kalıveriyor birisinin karşısında. Düşünüp duruyor ama varamıyorsun bir sonuca:  acaba hangi ara kapılmıştın bu kadar "o"nun varlığına? ...derken ayrıldınız. Bu gece kendini sokaklara vurup kafanı dağıtmak varken, hatta özlediğin yabancı tenlere özgürce doyabilecekken evindesin. Evinde ve bu halde... Yakışır mıydı bunlar senin gibi "adam" birine? Yakıştı, çok da şık durdu.  Duygularını yaşamak da bir erdemdir; bu yüzden  ne sorgula ne de gocun. Giden sevgilinin ardından olabilecek hallerden birisinin içerisindesin sadece. Biraz giden babanın ardından ağlayan annen;  biraz da bugün terk edilmiş tanımadığın insanlar kıvamı diptesin. Tek eksik yüzündeki a...

en keyifli ayrılık melankolisi

ne kadar olabilir ki? 3 santim. belki de 4... sadece ama sadece 3-4 santimlik bir araklıktan sızan güneş ışığıyla bile kışkırıyorum sana karşı. bu perdeler dün gece sımsıkı kapanmıştı oysa, gitmeden önce sen mi açtın? sana soruyorum, sana söyleniyorum. hem de evde olmadığını bile bile. alışkanlık fena şey, dırdırım geldi bak yine...  uyanmak için çok erken. gömüyorum yastıklara yüzümü. hepsi benim, bütün yastıklar benim. kollarım bacaklarım açık, kar meleği gibi yatıyorum yatakta. yine de dolduramıyorum. bir gecede büyümüş, kocaman olmuş sanki. ya da ben sonunda zayıfladım.  fayda etmiyor pofuduk yastıklar, o 3-4 santim yetti bana, uyandım! saat kaç?  ... kışın tek güzel yanı soğuk, buz gibi bir su çarpıyor her sabah suratıma. bir o, bir de koyu kahve. ha tabii bir de senle başlar(d)ım her güne. sen neyse de, o muhteşem ikili bana lazım yine:  1, 2, 3 ve 4 su çarpışı yüzüme. 4 soğuk su darbesi. aklıma gelmişken; resmen 3-4 santimlik bir aralık uyandırdı...

Bir Adam ve Yalnızlığı

bu kızı alıp duvardan duvara kafasını çarpmak istiyorum! garip garip bakan gözleriyle bana ettiği lafa bak hele! neymiş "ayrılmanız iyi oldu ya, zaten sen çok yıpratıyordun kızı, şimdi keyfi yerinde, bir daha bulaşma" !!! bak sen şunun ettiği lafa. nasıl da hoşuna gitmiş ayrılmamız. biliyorum ben, bu şimdi yememiş, içmemiş arkadaşlarıyla da tanıştırmıştır seni. kendi kafasına uyacak sevgili arıyor ya sana aklınca. canına minnet benden kurtulmak. hata bende, ne  diye selam verdim. çok bayılıyormuşum, seviyormuşum gibi bir de yolumu çevirip, peşinden gittim. ne diye yaptıysam! hay aklımı... ulan başka yol mu kalmadı, ne diye bu sokağa ben! ... günlerdir iyiydim, yerindeydi kafam ne güzel. aklımı aldı resmen, aklımı! sahiden unuttun mu beni be güzelim? iyi mi oldu benden kurtulman? öyleyse de ne diyebilirim ki sana? yüzüm mü var nasıl benden vazgeçersin demeye. az çektirmedim sana ben. az sabretmedin sen saçmalıklarıma. az susmadın ben karşında hayvan gibi anırırken....

Bir Kadın ve Yalnızlığı

 bilsen seni nasıl özledim eski sevgili. boşluğunu dolduracağım diye yaptıklarımla aslında hiçbir şeyi olduramaz oluyorum. unutmak için attığım her adımda kaldırım taşları yine seni hatırlatıyor. yetmezmiş gibi bir de, yolda karşılaştıklarım  bana seni soruyor, "onu unuttun mu?" diyor. ben mi? "unuttum" diyorum. diyorum ama yalan söylediğimi, beni en az tanıyanı bile gözlerimden anlıyor. sonra bir panik, iyi gözükmeye çabalıyorum. sahte bir neşeye bürünüyor, yalandan gülümsüyorum. sen de bilirsin, ne zaman zorla gülümsesem dudaklarım sadece sağa açılır...