Uzun zaman oldu Ay'a yazmayalı... Oysa çok daha yakın olalım diye kavramamış mıydım onu ellerimle? Bir tek benim etrafımda dönsün diye indirmemiş miydim asılı kaldığı gökyüzünden? Demek ki onu boğmakla yanlış yaptım. Sevmeyi beceremedim. Göğsüme yasladığım yüzü karanlıkta kalınca aydın yanını tek başına sevemedim. Ne mi oldu? İşte, birkaç savunma mekanizmasıyla son durum: Ay ve ben bir süredir konuşmuyoruz. 1) Bastırma: Anlamadım, konu nedir? 2) Bahane bulma (Mantığa bürüme): İyi de, zaten çok konuştuğumuz da yoktu... 3) Yansıtma: Konuşmuyoruz çünkü onun tek dünyası olmamı istiyor. Elinden gelse beni alıp gezegeni yapacak. 4) Karşıt tepki geliştirme: Bence beni çok boğmamalıydı. Kıskançlığın ve sahiplenmenin de bir dozu olmalı canım. 5) Hayal kurma: Oysa şimdi yanıma inse. Yine penceremden beni izlese. Gel dese bana. Gel de pencereni arala... 6) Kaçma: Konuşmazsak konuşmayalım. 7) Yön değiştirme: Konuşmamamız mesele değil. Benim derdi...
Merhaba, Ben Nini — Kelimelerin Zamanda Açtığı Tünellere Hoş Geldin!