Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mustafa Kemal Atatürk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bu 19 Mayıs Hüzünlüyüz...

Günlerdir nefesimiz kömür karası... Ama onun fotoğraflarına bakmak bile temiz bir nefes! Nefes.  Minnet. Borç.  Özlem.  Sevgi.  Zoraki, korkuyla, putperestlikle değil candan sevgi.  En çok da nefes.  Nefes  Nefes  Nefes  Yüz ifadesi bile nefes!

İyi Bayramlar & İyi Ki Doğdum

Bu bayram hep kutlansın Bugün, sokakta, internette, televizyonda, arkadaşımızın suratında... Nereye baksak 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı var. Bugünü, kimi ülkemizde çocukların olumsuz koşullarına ve çiğnenen haklarına dikkat çekerek, kimi de Mustafa Kemal'in armağan ettiği bayramımızı kutlayarak tamamlayacak. Kimi böyle günleri kutlamayı anlamsız bulduğunu söyleyerek kutlayanlara sataşırken, kimisi falanca yerde çocuklar ölürken siz bayram mı kutluyorsunuz dramasına *   kapılacak. Ben mi? Ben bugünü kutlayanların harmanlanmış düşüncelerine sahibim, sivri köşelere çekilmeye gerek yok. 23 Nisan, motivasyon ve değerleri "hatırlamak" adına güzel bir bayram. Ama aynı şekilde her güne işlenmesi gereken çocuk hakları sorumluluk bilinci ne de dair dikkat çekmek için ideal bir gün. "1" Gün Aslında, "önemli olan bir gün değil, her gün" demeci klişeleşmiş gelse de çoğu kişiye, atlanılan yadsınamaz bir gerçekliği olduğunu savu...

Rüyada Atatürk'ü Görmek

Gecelerim gündüzlerimden daha yorucu geçiyor. Hemen kafanızı yormayın, mental anlamda. Rüyalarım öyle karışık, öyle değişken, öyle yorucular ki uyanınca her birini yeniden hatırlıyor olmak daha da tüketiyor. Her sabah 'nasıl bir hayal gücüm var' , 'aşk olsun bilinç altım' sözleriyle güne başlıyorum. Fakat bu güne başlayışım, dün geceki rüyam çok ama çok değişikti. Ben birini çok sevmeme rağmen, rüyamda ilk kez görmüştüm. Onunla tanışma, canlı kanlı görme imkanına sahip olamamış olsam da, sanki rüyamda onun aldığı nefese şahit olmuştum. Ben rüyamda Mustafa Kemal Atatürk 'ü gördüm... Ben aynı insanım, anı yaşta, aynı boyda, aynı düşüncelerde. Sadece üzerimdeki kıyafetler farklı ve zaman oldukça geride. Bir istasyondayım. Siyahın en mat ve kapkara tonunda bir tren var yanımda. Eski tip bir tren. Vagonunun içine elleriyle kömür atıyor Atatürk. Yaşlanmış. Gömleği ter içinde kalmış, buz gibi bir hava. "Ne yapıyorsunuz?" diyorum, ellerinden almaya çalışıyor...

09:05 - Onunla 1 dakika

Dün yine acı ve hayal kırıklığı dolu haberler aldık, üzüldük. Bütün gece baş ağrısı ve stres çektim ve anca  05.00 civarı uyuyabildim. S aatimi 08.55'e kurdum ki o siren sesini,  o 1 dakikalık saygı duruşunu kaçırmayayayım. Alkış kıyamet, bravo  bana diye değil, 1 dk önünü ilikleyemeyenlere misal olsun diye. Şu an bulunduğum ilçeden hep umutluyum biliyorum ki isminin anımsattığı kadar ruhunda da barındırıyor bu semt sevgilimizi. saat 09.00 balkondayım esiyor karşımda vızır vızır geçen arabalar ve kulağımda gürültüleri  beklediğim tek bir ses karşı apartmanda evin camlarını silen temizlik yardımcısı Atatürk ve Salvadore Allande heykellerine ev sahipliği yapan parkta oturan insanlar, spor aletlerinde sabah sporunu yapanlar, zabıta binası yol, ... saatim yok yanımda kornaların aralıksız çığlıklarıyla anlıyorum siren sesi yaklaşıyor 09.05 içim titriyor soğuktan değil oldum olası alt üst eder bu "ses" beni bir o kadar da isterim her sene duy...