Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mustafa Kemal Atatürk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bu 19 Mayıs Hüzünlüyüz...

Günlerdir nefesimiz kömür karası... Ama onun fotoğraflarına bakmak bile temiz bir nefes! Nefes.  Minnet. Borç.  Özlem.  Sevgi.  Zoraki, korkuyla, putperestlikle değil candan sevgi.  En çok da nefes.  Nefes  Nefes  Nefes  Yüz ifadesi bile nefes!

İyi Bayramlar & İyi Ki Doğdum

Bu bayram hep kutlansın Bugün, sokakta, internette, televizyonda, arkadaşımızın suratında... Nereye baksak 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı var. Bugünü, kimi ülkemizde çocukların olumsuz koşullarına ve çiğnenen haklarına dikkat çekerek, kimi de Mustafa Kemal'in armağan ettiği bayramımızı kutlayarak tamamlayacak. Kimi böyle günleri kutlamayı anlamsız bulduğunu söyleyerek kutlayanlara sataşırken, kimisi falanca yerde çocuklar ölürken siz bayram mı kutluyorsunuz dramasına *   kapılacak. Ben mi? Ben bugünü kutlayanların harmanlanmış düşüncelerine sahibim, sivri köşelere çekilmeye gerek yok. 23 Nisan, motivasyon ve değerleri "hatırlamak" adına güzel bir bayram. Ama aynı şekilde her güne işlenmesi gereken çocuk hakları sorumluluk bilinci ne de dair dikkat çekmek için ideal bir gün. "1" Gün Aslında, "önemli olan bir gün değil, her gün" demeci klişeleşmiş gelse de çoğu kişiye, atlanılan yadsınamaz bir gerçekliği olduğunu savu...

Mustafa Kemal Atatürk

Sonsuzluğa.... Fotoğrafların devamı için tıkla:   http://bit.ly/BilinmeyenAtatürkFotograflari Geçmişten bugüne olduğu gibi; bugünden yarına da  kimsenin Mustafa Kemal Atatürk'ü sevmekten korkmadığı; sevdiğini söylemekten kaçınmadığı  ve daha nice yeni kuşakların özgürce Atatürk ve eserlerini tanıyarak sevebildiği günlerimizin olması dileği ile...

"10 Kasım 1938" ertesi

Cenaze törenlerinden görüntüler                                         "10 Kasım 1938 Perşembe" gününden bu yana, bedenen aramızdan ayrılışının hüznünü akıl ve vefa sahibi olan milyonlarca insan taşıdı.  Yıl oldu bilmem kaç... Sadece hatıranın, yokluğunun içimizi titretmesi gerekirken; bunca yıldır biz, mirasçıların olarak bir Mustafa Kemal adımı atamamanın vicdan azabını çekiyor, bedelini ödüyoruz.  Senden sonra yaşadığımız birçok kirlenmiş yılla birlikte daha bir yalnız, daha bir kimsesiz hisseder olduk. Git gide umut kaybediyor, sana ait anıları kaptırıyoruz.  İyi düşünmeye çalışarak, er ya da geç senin izinden sapanların uyanabileceğini umut ediyorum.  10 Kasım 2011 Perşembe. 10 Kasım 2012 Cumartesi. 10 Kasım 2013 Pazar. ... Bu günlere dair söylenebilecek sözler satırlara sığmaz. Her sene de aynıları tekrarlanır. Okuyabile...

29 Ekim 2012

Bendeki sular durulunca... Az kelimeye çok duygu sığdırmaya çalışıyorum şu sıra. Zira ne dilimde tat var ne de parmaklarımda güç. İçimden geçen onlarca nefret söylemini susturuyor mantığım. Sağduyulu ol diyor. Sağduyu gerek böyle zamanlarda... Kafamdakilerin özetiyse sendeki, ondaki ile aynı: 29 Ekim 2012 hafızalarımıza istemediğimiz şekilde kazındı. Ben hırsımdan kendimi nerelere koyacağımı bilemezken, Özdil düşüncelerini 49 karaktere sığdırdı: İstediğin kadar tazyikli su sık.. Korkma sönmez! Kimi anladı, kimi kısalığına takıldı. Ben ise hayran kaldım kelime oyununun altında yatan gözdağına. Zaten bundan sonra az laf çok icraat olmadıkça olmaz. Cumhuriyete bile dikta edenler yarın senin ekmeğinde, yatağında... İyisi mi, sen karakter saymak yerine devlet duruşunda karakter ara. Yürüyüş ve kutlamaları ihmal etmeyen herkese sevgiler...

Rüyada Atatürk'ü Görmek

Gecelerim gündüzlerimden daha yorucu geçiyor. Hemen kafanızı yormayın, mental anlamda. Rüyalarım öyle karışık, öyle değişken, öyle yorucular ki uyanınca her birini yeniden hatırlıyor olmak daha da tüketiyor. Her sabah 'nasıl bir hayal gücüm var' , 'aşk olsun bilinç altım' sözleriyle güne başlıyorum. Fakat bu güne başlayışım, dün geceki rüyam çok ama çok değişikti. Ben birini çok sevmeme rağmen, rüyamda ilk kez görmüştüm. Onunla tanışma, canlı kanlı görme imkanına sahip olamamış olsam da, sanki rüyamda onun aldığı nefese şahit olmuştum. Ben rüyamda Mustafa Kemal Atatürk 'ü gördüm... Ben aynı insanım, anı yaşta, aynı boyda, aynı düşüncelerde. Sadece üzerimdeki kıyafetler farklı ve zaman oldukça geride. Bir istasyondayım. Siyahın en mat ve kapkara tonunda bir tren var yanımda. Eski tip bir tren. Vagonunun içine elleriyle kömür atıyor Atatürk. Yaşlanmış. Gömleği ter içinde kalmış, buz gibi bir hava. "Ne yapıyorsunuz?" diyorum, ellerinden almaya çalışıyor...

09:05 - Onunla 1 dakika

dün yine acı ve hayal kırıklığı dolu haberler aldık, üzüldük bütün gece baş ağrısı ve stres çektim, anca sabah 05:00 civarı uyuyabildim saatimi 08:55'e kurdum ki o siren sesini, o 1 dakikalık saygı duruşunu kaçırmayayayım. "alkış kıyamet, bravo" bana diye değil, 1 dk önünü ilikleyemeyenlere misal olsun diye şu an bulunduğum ilçeden hep umutluyum biliyorum ki isminin anımsattığı kadar ruhunda da barındırıyor bu semt sevgilimizi saat 09:00 balkondayım esiyor karşımda vızır vızır geçen arabalar ve kulağımda gürültüleri  beklediğim tek bir ses karşı apartmanda evin camlarını silen temizlik yardımcısı Atatürk ve Salvadore Allande heykellerine ev sahipliği yapan parkta oturan insanlar, spor aletlerinde sabah sporunu yapanlar, zabıta binası yol, ... saatim yok yanımda kornaların aralıksız çığlıklarıyla anlıyorum siren sesi yaklaşıyor 09:05 içim titriyor soğuktan değil oldum olası alt üst eder bu "ses" beni bir o kadar da isterim her sene ...