Ana içeriğe atla

Steve Jobs ve Tenzile Erdoğan



Başlık kafanızda (?) mi yarattı? Haklısınız, ben de yan yana yadırgamadım değil...

Şu sıra can sıkıntısından fazla takip ettiğim sosyal medya, gazetelerdeki okuyucu yorumları, sözlük ve benzer platformlarda bulunan ve kafamda duracağına, burada dırdırım olsun dediğim iki konum var. Okumak ve beni çekmek isteyenler yazının devamına buyursunlar.

Yapım gereği birisinin ölmüş oluşuna yoğun bir şekilde üzülürüm. Ölüm doğal bir döngüdür, kabul. Fakat genel olarak insanlar kayıplara istemdışı empati kurarlar ve üzülürler diye düşünüyorum. Yanılıyor muyum, olabilir.. Ama böyle paylaşımcı olduğumuza inanmak hoşuma gidiyor. 

Neyse, sataşma amacı gütmeden belirtiyorum ki: Steve Jobs'un hastalığı döneminde ve arkasından gelen ölümüne üzülenlerden biriyim. 
Onunla hiçbir alakası-çıkarı olmayan insanların neden üzülüyor olduklarına anlam veremeyen kişilere de saygı duyuyorum. Saçma bulan kişilere ise anlatmaya çalışmak gibi boş bir uğraş içerisine girmek istemiyorum. Neden üzüldüğümüzü, böyle bir insanın kaybının ne hissettirdiğini, onun, 'yarattığı elmavari eğlence-lüks kullanım aracı olarak görülen bir aletten' ötürü değil de dehası ve kapasitesinden dolayı hayranlık duyulan biri olduğunu sanırım buraya karalamama gerek yok.

Öte yandan gündem olmasından ve popülerliğinden ötürü ülkemizde yapılan RIP iletileri ve "yıkıldık" mesajları birçok kişiye abartı geliyor. Evet, ben de abartı buldum. Ama hakikaten üzücü bir kayıp olduğuna inanan kişiler de yok değil, oldukça varlar. O yüzden yargılamak yerine sağduyulu yaklaşmalı.

Bir diğer dırdırım ise kısa, net ve yine kendimce tartışmaya kapalı:

Başbakanın vefat eden annesiyle ilgili yapılan, başbakana laf sokma amacı taşıyıp, ölüme dair hiçbir maneviyat taşımayan çirkin söylemleri çok zamansız, seviyesiz ve de yersiz buluyorum. 

Çok mu ters bize başbakanın yaptıkları? Ohoo, o kimlere neler neler mi dedi?
Evet mi? 
Bu yüzden her hareketimiz mazur mu görülmeli?
Peki, şöyle devam edeyim:
İstediğimiz kadar ideolojimiz uymasın, istediğimiz kadar haz etmeyelim. Birazcık insansak böyle durumlarda seviye, saygı çıtasını bilinçli bir farkındalık ile artırmalıyız bence.
Olmadı mı? O zaman o çıtayı bir zahmet normal seviyede tutabilmeyi başarmalıyız.
Beceremiyorsak, illa ölümüyle ilgili rahmet ya da yorum yazmamız şart değil.
Çekelim klavyeden parmaklarımızı, bu konu hakkında da konuşmamış olalım ne var?

İnanın ki soğutuyor böyle şeyler beni insanlardan.
Ne saçma, ne zavallı bir ihtiyaçtır ölen bir annenin laf sokmak için kullanılması.
Nasıl bir 'çelik ayna' seviyesidir.
Ülkem evladına bir kez daha hayret ettim doğrusu! 
Gördüğünüz gibi hep gülümseyen hep yapıcı olan biri olmam mümkün değil.
Kızdım.

Budur, bitti, rahatladım.

Yorumlar

  1. Herkesten üzülmesi beklenmez tabi ama kesinlikle saygıyı hak eden biri Steve Jobs.

    Başbakanın annesi ise, bende siyasi görüş olarak başbakana ısınamam hatta daha bile fazlası ama sonuçta anne annedir ve başka kimseye benzemez.
    Allah sabır versin.

    YanıtlaSil
  2. Umarım herkes sen, ben gibi düşünecektir bir gün...
    Aynı şekilde düşünmemize sevindim, sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. Adsız05:40

    "By tükancı" alınmış. "nini" Saf çocuğu masum Anadolu'nun"
    Yani.....

    YanıtlaSil
  4. Adsız05:41

    Saate Dikkat:
    Olay öyle değil gözüm. Sizler alımlıklarsınız. O yazanlar alınmış ve ekilmişler.
    Ara sıra alınmışlar ekilmişler gibi davransalar da, dığının dığısı mutlaka özüne dönüyor. Ssncı bu zaten. Anlamışsanız ya ekilmiş ta da alınmışsınızdır. Anlamamamışsanız "Saf çocuğu masum Anadolu'nunsunuz." Ama o 60 çıkan aslında 12 bile olmayan karışım ile, asıl binde 96 olan ekilmişler anladı.
    Mesele bu kadar basit. Kardreim.
    Ha Siz Rahmetli Tenzile Hatun'un arkasından atmayın laf sokmayın mı demek istedin?
    O binde 96 ile sonradsn yüzde 60 olan sessiz çoğunluk var ya imkanları ve fırsatlatı olsa Erdoğan'ların ciğerini yiyecek. Neyse
    ALLAH ONLARA ASLS FIRSAT VERMEYRCEK.
    EKİLMİŞLER VE ALINMIŞLAR YANİ O.Ç BİN KAT TA ARTSA."Hak geldi batıl zayi oldu. Zaten Batıl mutlaka zayi olmaya mahkumdu"

    Saygılar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Yaşasın Kötülük [LGBT]

Sevmeye ara verelim sevgili... Değmemesi gereken ellerimiz birbirine değdiği için yerle yeksan oluyor bir aile. Nefesimi kulağında hissettiğinde anlı kanıyor simitçinin. Yanıma sokulduğunda kesiliyor elektrikler.  Kasıklarıma dokunduğunda can veriyor merdiven altı kürtajda bir beden. Sana 'seni seviyorum' dedikçe fırıncıyı günaha sokuyor yere düşürülen ekmekler. Birbirimizi ısıttıkça soğuktan donuyor yazın göbeğinde sabi bebekler. Sarılıyoruz, insanlar ölüyor. Öpüşüyoruz, insanlar ölüyor. Sevişiyoruz, insanlar ölüyor. Kötülük bu denli legal olmuşken, masumiyetimiz cehennemi körüklüyor. İyisi mi ayrılalım sevgili. Gaddarlıkları kapıya dayanmadan önce saf günahlarımızı da alıp buralardan gitmeli.