Ana içeriğe atla

Bachata



Müziğe kapılasım var, içinde kendimi kaybedene kadar.
Savrulmalıyım esintisinde rüzgârın, sen gelip de beni kolumdan çekene kadar. 
Ateşi görüyor musun sen de, söylesene kaynadı mı kanın benimki gibi?
Hadi! Gel öyleyse yanıma,
Bizi bu tutkuyla yakıp serinletelim!
...
Gözlerim kapalı, başım omzunda izliyorum sizi: 
bedeninle çalan şarkının ahenkle beni yönlendirmesini.
Dinle bak, ne diyor:  "mira, como estoy sufriendo
me quemo por dentro, por sentir tu amor..."
Sence, yakamozda aşığıyla buluşan denizkızını;
bence, bana olan inatçı sevgini tasvirliyor.
...
Bize dair cevaplar arama kafanda, formül bongonun sesinde gizli.
İki kişilik bir aşk resitalidir Bachata'nın 4/4'lük ritmi.
Sorgulamayı bırak da kendi adımlarında hisset beni,
Gözlerine baktığımda dansa değil, aşka davet ettim seni!
.
Şimdi o gözleri kapat ve şarkı bitene dek benimle dans et....
"mira, como estoy sufriendo
me quemo por dentro, por sentir tu amor..."

Yorumlar

  1. Bachata için olmasa da, Bernard Shaw'un tango için ettiği söz gelir akla...Dediğin gibi nini, Lâtin müziği ve dansı her zaman aşka davet eder...

    YanıtlaSil
  2. Şarkı çok güzelmiş Nini :)

    YanıtlaSil
  3. Aşka davet var bu tınıda, yazdıklarınla öyle bütünleşti ki müzik, çok hoşuma gitti.

    YanıtlaSil
  4. Esintili bir yaz akşamı var bu şarkıda.. Aşk var..Tutku var.. Sanki biraz da isyan var..

    YanıtlaSil
  5. Parça çok hoş gerçekten.
    Teşekkürler...


    (Bu arada.. Görüp görmediğini bilmiyorum; ama, blogumda ödülün vardı nini)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zeugma,
      Seve seve...

      Görmemiştim, hemen geliyorum! şimdiden teşekkürler sevgili Zeugma

      Sil
  6. Şarkı çok hoşmuş ^^
    Senin yazılarını okuyunca dans edesim geliyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaybolmuş Bir Denizyıldızı,

      benim istediğim de bu:)

      Sil
  7. Merhaba Nini.. "Bachata'sız Yapamayanlar" grubu olarak bloğunu yeni keşfettik. Biraz göz gezdirdiğimizde neden daha önce keşfedemediğimiz için birbirimize kızmaya başladık. Başarılı blog olmuş. Başarılarının devamını dileriz.. Facebook grubumuzu mutlaka ziyaret etmelisin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bachata House,
      merhaba...

      Teşekkür ederim, şu saniye yapıyorum o eylemi^^

      Sil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...