Ana içeriğe atla

Platonik Aşk Hikayesi


Bazı sabahlar yüzümde bir tebessümle uyanıyor,
  rüyamda benimle olan o adamın mutluluğu ile güne başlıyorum.

Bazı şeylerin sadece söylenmesi dile kolay gelir ya,
 işte, bu da öyle bir şey. Söylenmesi kolay, yaşanması değil. 
Tıpkı yıllardır ayrıldığım adama tükenmek bilmeyen bir özlem duyduğum gerçeği gibi.

Biz, iki eski sevgili...
Genç yaşımızda yan yana gelip, 
en masum şekilde geçirdik bir bedenin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki günlerimizi.
Şimdi ise o,
 benim uzaktan uzağa, ara sıra sohbet ettiğim ve çok sevdiğim bir arkadaşım.

Arkadaşım...
Dün gece yine onu rüyamda gördüm. 
Birbirimize sarılıp, televizyon karşısında sımsıcak uzanmıştık. 
Ekranda bir film. 
Hangi film bilmiyorum, ki zaten umurumda da değil.
Tek unutamadığım kokusu... 
Rüyada saçlarıma sinen kokusu.
Bu mümkün mü? 
Rüyada koku sinmesi değil, 
bir insanın kokusunun yıllar boyu unutulmaması mümkün mü?

Uyandım.
Öyle alışkınım ki sabah uyandığımda "rüyaymış" demeye.
Öyle kabullendim ki onunla sadece rüyalarda bir araya gelmeye.
Ve
öyle seviniyorum ki rüyalarımda beni sevmesine, özlemesine.

Platonik
ama
özel.

Yeniden kokusunun üstüme sinmesi çok güzel!

Yorumlar

  1. cok guzel bır yazı olmus...
    kokusunu hatırlaman ne guzel...
    ben sadece yuzunu hatırlıyorum bazen ruyamda karsıma cıkıyor kafamı karıstırıp gerı donuyor yuvasına...o gunum ne kadar zor gecıyor hayal mı gercek mı dıye dusunmekten gunu bıtırıyorum bazen :S

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzellergüzelinergiz,
      Teşekkür ederim. Yazdığım şeyler kurgu ama sana bir şeyler hissettirmesi mutlu etti

      Sil
  2. Öyle alışkınım ki sabah uyandığımda "rüyaymış" demeye.

    Sadık kalma olayı var ya... O işte...

    YanıtlaSil
  3. sadık kalmak. üstelik bundan haberi bile yokken.
    derin bir iç çekip, hayat diyorum. bazen sadece rüyalarla bile yetinebiliyor insan.

    YanıtlaSil
  4. platonikte olsa bazı duygular yaşamaya ve yaşanmaya değer...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Murat,
      Çok haklısın. yaşansın yeter..

      Sil
  5. Adsız09:04

    kafa bi milyon oldu yine benim, yazmayın kardeşim böyle şeyler :(((((

    YanıtlaSil
  6. Adsız12:39

    Pastel'i bu cümleden bulunuz.
    bknz: "Tıpkı bunca zamandır onu hiç unutmamış olmama rağmen, konuştuğumuz zamanlarda her şeyi geride bırakmış bir ruh haliyle davranmam gibi."

    Ben de mi sadığım diye geçirdim içimden. Ama bendeki durum gelse bile; benim dönemicek kadar öfkeli olmam. O kadar uzun zaman oldu ki, gelse bile bi' hayra yaramaz o gelişi bakış açısı.

    Ama yine de yaşanılanları unutmamak tıpkı yaşatılanlar gibi.

    Çok güzel bir yazı olmuş Ninim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pastel,
      Teşekkür ederim canım!!
      seni en çok mutlu edecek ne ise, dilerim o olur

      Sil
  7. Öyle alışkınım ki sabah uyandığımda "rüyaymış" demeye.
    Öyle kabullendim ki seninle sadece rüyalarda bir araya gelmeye.
    Öyle yaraladı ki bu cümleler beni!Aynı durumda olduğum için belki de.Keşke hiç uyanmasam da sonsuza kadar rüyalarımda birlikte olsak diye düşünüyorum bazen.Bir film vardı ya hani Inception Leonarda Dicaprio oynuyordu.Oradan bir replik geldi aklıma:
    -Rüya görmek senin için neden bu kadar önemli?
    -Çünkü rüyalarımda hala birlikteyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Denizyıldızı'm,
      Daha çok yakışan bir replik olamazdı!

      Sil
  8. ben öyle bi'solukta öyle bi'güzel okudum ki bu yazıyı, inan üstüne kurucak cümle bulamadım şuan canım. hala rüyanın etkisindeyim..^^

    YanıtlaSil
  9. şu anda tamda benim durumum.. çok yeni gerçi.. ama sızısı geçmiyor ve kokusunu hep duymak adına bende kalan çamaşırlarını yıkamadım alıp alıp kokluyorum.yattığı yastık kılıfını da yatarken alıp koklayıp öyle uykuya dalıyorum.hoş ne kadar nasıl uyuyorsam.. işimiz rüyalara kaldığı için yapacak birşey yok.. :(

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Ah.

Psikolojik ve sosyolojik bir mücadelenin içindeyiz... Bundan yıllar önce, 2012'de, bir yazı okumuştum. Tam da Dağlıca (okumak için tık tık ) olayının ardından. Yeniden kendini sıklıkla hatırlatmaya başlamıştı terör. Linklediğim yazımda bir liste var, o sıralarda "sadece" beş satır. Şimdi listelemeye kalksam yanımda durup buz kesmiş elimden tutacak cesaretiniz var mı?  ... Okuduğum o yazıda şöyle bir şey diyordu yazar: Günümüz Türkiye’sinde terörün gündelik haberler arasında yer almaya başlaması ve toplumun buna sessiz kalması, bir toplumun yok olmasının yolunun o toplumun değer yargılarını aşındırmaktan geçtiği gerçeğini akıllara getirmektedir. Ne kadarı doğru?  Aşındığımız kesin. Peki, aşınan gerçekten değer yargılarımız mı? Neden sessiz kalıyoruz? Umursamıyor değiliz. Üzülmüyor değiliz. Görmüyor değiliz. Hatta 2012'den farklı olarak artık ölmüyor da değiliz. O halde olan ne? Kanıksıyoruz.  (TDK /1. -i Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez ...