Ana içeriğe atla

Rakkase


Evvel zaman içinde,
 anason kokusu sinince...

Bir rakkase çağrılmış meydana.

Saçlarıyla kaparken ensesindeki parmak izlerini, 
mest etmiş kadeh dolusu adamları bir bir,
kadınca, 
sinsi sinsi.

Derken raksına başlamış

Değince kıvrılan ince beline bir yabancının eli, 
göğsüne sıkıştırılan paranın kokusuna takılmış ruhu,
 ekşitmiş midesini.

Devam etmek istemiş, 
ama yapamamış.

Göz göze de gelince çalgıcının kemanesiyle,
biraz da devirdiği şişenin etkisiyle...

Tutamamış daha fazla içinde,
çıkarıvermiş ne var ne yoksa saten beyazı bir gömleğin üstüne.

Ah! Rakkase, ah!

Bir o ayak uydurmuşken bu dünyanın kirli düzenine,
o da kapıldı bu meretin karşı konulmaz müziğine.

...Rakkase raksla coştururken
aşksız meyhane içinde.
Ben deyim şu şaraptan,
siz deyin o zırnıktan,
kapılıvermiş bir kemancının görmeyen gözlerine,
"Belki" demiş, "Belki bir gün severim ben de...".

Yorumlar

  1. Müthişsin Nini, müthiş, ben de de "İstanbul seni mahvetmiş" adlı şarkı çok etkilemiştir. Müthiş!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Bolat,
      ne mutlu bana.:)

      Sil
  2. nini`m neredesin diye meraklar icersindeyim ben ama ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Prenses! Eskisi gibi burada değilim ama elbet toparlayacağım kelimeleri. Vefalı arkadaşım benim.^^

      Sil
  3. rakkas!

    son cümle de pek hoş :)

    YanıtlaSil
  4. devam etmek isteyip yapamadığımız her durumda böyle kolay kusabilsek içimizdeki hisleri keşke..

    YanıtlaSil
  5. Sabahın bu saati aklıma geldin Nini. İtiraf etmem gerekirse paylaşımını henüz okumadım.
    Fakat neredesin, neden değilsin merak ediyorum ve bu yazabileceğim tek yer burası.

    Dilerim mavidir yanların. Gel artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emilia,

      Sabahın o saatinde mailin telefonuma düştü ve ben bu yazıyı okuyunca çok mutlu oldum!

      Fakat anca yanıtlayabiliyorum. O derece kafam da zamanım da dolu ki nefes alamıyorum:(

      Seni de çok merak ediyorum.

      Mavi'yim ben, hep Mavi. Mavi askerdeyken bile Mavi...

      En kısa zamanda geleceğim. (umarım)

      Sil
  6. Hakikaten çok iyiydi be, yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
  7. nini.. görünmüyorsun epeydir.. umarım bir sorun yoktur..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Serkan,

      evet, zaman bulamıyorum. zaman bulsam enerji bulamıyorum. inşallah bitecek bir gün bu kopukluk.

      düşünülmek ne güzel şey^^ Teşekkür ederim

      Sil
  8. Adsız19:19

    selam, yazılarını ve seni özledik..
    sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arseli-ce,

      Ben de özledim, yazmayı özledim, sizi okumayı özledim. Yani kendim olmayı özledim ama...

      Sil
  9. iyisin değil mi Ninicim ?
    yoğun tempodan kaynaklı ise sorun yok demektir
    iyi ol...hep...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçük Halacımm,

      iyiyim, merak etme. Sadece yoğunluktan. Ekrana kendim için bile olsa fazladan 2 saniye bakacak enerjim yok uzun zamandır:/

      Siz de iyi olun! Ne mutlu ki hep benimle ilgilenen bir Küçük Hala var^^

      Sil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...