Ana içeriğe atla

Yatak Muhabbeti

Bazı zamanlar,
-hedef göstermek gibi olmasın ama özellikle de bu zamanlar-
insanın yataktan çıkası gelmiyor.

Bilindik fantezinin anahtar kelimeleri vardır ya:
Pijama, battaniye, film, kitap, müzik, sıcak şarap ya da çikolata...
-hatun kişi isen bir de ev topuzunu ekle onlara-
Hepsiyle bütünleşmek istersin dışarıda yağmur yağarken yatağında.

İşte, bu tembel halet-i ruhiyeni sürdürürsen fazlasıyla,
klinomanik* kişi diyorlarmış beyaz önlüklü odalarda adına.

*Yataktan çıkmama isteği/takıntısına sahip olan kişi


Yorumlar

  1. nerdesin yaaa.
    :)

    YanıtlaSil
  2. Adsız23:11

    Bazen tembellik de gerekir. Haksızlık etme.

    YanıtlaSil
  3. yataktan değil ama bu tatilde evden çıkmadım ve pek huzurlu yaa.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün öyle yoğundu ki inanılmaz özledim yatağımı:)

      Sil
  4. varya tam da böyle bir hava hic bir seyi yapmak istememek, sadece battaniye modunda olmak.. hüzün, romantiklik, melankoli, yalnızlık.. :) çikolata :) opuyorum ninicim böyle yazılarını görmek cok guzel surekli yaz:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biricit'cim ben de çok istiyorum sık yazmayı. İnşallah, amin o zaman:)

      Sil
  5. Ben manyak derecede klinomanik olabirim.
    Doktooor, çok tatlı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen birçok anlamda manyaksın zaten:)

      Sil
  6. Beni en çok mutlu eden yeniden yazdığını görmek sanırım.
    Yeni geldim 3 gün ile kaçırmamın sebebi budur.
    Özlemişim sevgili Nini. Klasik bir yorum yapamayacağım o nedenle. Hoş geldin der giderim; hoş geldin!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...