Ana içeriğe atla

Bir Adam ve Yalnızlığı

bu kızı alıp duvardan duvara kafasını çarpmak istiyorum!

garip garip bakan gözleriyle bana ettiği lafa bak hele! neymiş "ayrılmanız iyi oldu ya, zaten sen çok yıpratıyordun kızı, şimdi keyfi yerinde, bir daha bulaşma" !!!

bak sen şunun ettiği lafa. nasıl da hoşuna gitmiş ayrılmamız. biliyorum ben, bu şimdi yememiş, içmemiş arkadaşlarıyla da tanıştırmıştır seni. kendi kafasına uyacak sevgili arıyor ya sana aklınca. canına minnet benden kurtulmak. hata bende, ne 
diye selam verdim. çok bayılıyormuşum, seviyormuşum gibi bir de yolumu çevirip, peşinden gittim. ne diye yaptıysam! hay aklımı...
ulan başka yol mu kalmadı, ne diye bu sokağa ben!

...


günlerdir iyiydim, yerindeydi kafam ne güzel. aklımı aldı resmen, aklımı! sahiden unuttun mu beni be güzelim? iyi mi oldu benden kurtulman? öyleyse de ne diyebilirim ki sana? yüzüm mü var nasıl benden vazgeçersin demeye. az çektirmedim sana ben. az sabretmedin sen saçmalıklarıma. az susmadın ben karşında hayvan gibi anırırken. biliyor musun kimse sen gibi olamıyor, kalmamış senin gibisi be güzelim. midemi bulandırıyor artık bu ucuz kadınlar. zevk vermiyor artık sevmediğim tenlere dokunmalar. 

 yine düştün  aklıma...

sahi, kaç gün oldu? kaç saniyedir sesini hiç duymadım? sayısalın iyidir, pratiksin sen, olsaydın hemen hesaplardın. şu an öyle bir sıkıntı kapladı ki içimi, iki adım atacak halim yok. sanki biri bütün iç organlarımı sıkıyor, nefesim daralıyor. park mantarına da attık tekmeyi, şu an ayağımı gram hissedemiyorum. ama seni çok özlüyorum be güzelim. saçlarını okşamayı, güzel yüzünü güldürmeyi özledim. özlerim tabii, ben senin yüzünü belki aylardır hiç güldürmedim. şu gözleri garip bakan, suratsız arkadaşın bile ilk defa haklı. ben senin kıymetini hiç bilemedim. seni kendi ellerimle kaybettim. sandım ki ne yaparsam yapayım hep benim yanımdaydın sen, sandım ki sen hiç gitmeyecektin.

...


gerçekten mutlu musun şimdi? var mı biri hayatında? gülümsüyormusun yine kocaman kocaman! belki de sen de üzülüyorsundur hala, unutamamışsındır beni. belki de yalan söylüyordur o nemrut suratlı ekürin. hem sen beni çok sevdin, bunu biliyorum be güzelim. senin gibi biri unutamaz hemen sevdiğini. mesela şimdi gelsem ve çıksam karşına, kızar mısın geldiğime yoksa sıçrayarak sarılır mısın boynuma? 

...


ne işim var benim burada?
gelsem dayansam ya kapına. kovarsan da kov. en son susup gitmiştin, unuttum sesini. küfürler et bana, avaz avaz bağır gerekirse. razıyım. yeter ki son bir kez sesini duyayım... Şimdikaına dayanacağım ve diyeceğim ki, kim ne derse desin, ne yaşarsak yaşayalım, bana ne yaşatırsan yaşat anladım ki senden başkası yalan!  evet! aynen bunları diyeceğim. 
Bunları diyeceğim çünkü, seni çok özledim. 
...





* karakter ve 10 gün öncesi için Bir Adamın Ayrılık Gecesi



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...