Ana içeriğe atla

Bir Kadın ve Yalnızlığı

 bilsen seni nasıl özledim eski sevgili. boşluğunu dolduracağım diye yaptıklarımla aslında hiçbir şeyi olduramaz oluyorum. unutmak için attığım her adımda kaldırım taşları yine seni hatırlatıyor. yetmezmiş gibi bir de, yolda karşılaştıklarım  bana seni soruyor, "onu unuttun mu?" diyor. ben mi? "unuttum" diyorum.
diyorum ama yalan söylediğimi, beni en az tanıyanı bile gözlerimden anlıyor. sonra bir panik, iyi gözükmeye çabalıyorum. sahte bir neşeye bürünüyor, yalandan gülümsüyorum. sen de bilirsin, ne zaman zorla gülümsesem dudaklarım sadece sağa açılır...
solum hep isyankar ve kalbimden yanadır. zora gelemez, ağlıyorsa gülemez. o yüzden sağıma güvenip, müthiş eğlenceli ve yolunda giden hayatımdan bahsediyorum. onlar da inanıyorlar. yani öyle umuyorum...

 bu gün tam 1000 yıl oldu. biz ayrılalı geçen her bir gün bana yüz misli yıl uzun geldiğinden olsa gerek, 1000 demesi bile yetersiz kalıyor hislerime. ruh gibi dolaşıyorum artık evde. dışarıda kafam biraz da olsa dağılıyor. buna güvenip yeni insanlarla tanışıyorum. sonra kendime şans veriyorum. kısa süreye belki çok isim sığdırdım. belki de çok çabaladım seni unutmayı başkalarının ilgileriyle. ama olmadı, onu da olduramadım. hepsinin yüzleri beni sana daha da çok yakınlaştırdı. seni hatırladıkça bir başkasıyla tokalaşmak bile ölüm gibi geldi. ne komik değil mi? oysa ayrılmadan önce ne çok şikayet ederdim senden. şimdilerde ise hiç birini hatırlamıyorum. sanki hep mutluymuşuz gibi geliyor. yemekte sandalyemi çekmeyen adamın suratına bakıp seni düşünüyor, o olsaydı çekerdi diyorum. aslında bu da yalan, çekmezdin. hiç senlik bir hareket değil bu nezaket onu da biliyorum. bilmesine biliyorum ama başka bir teni istemeyen tenim bunu reddediyor. bunu beynim de biliyor ama senden beri kalbim beynimi domine ediyor. gücüm yetmiyor, direnmeyip pes ediyor ve vazgeçiyorum.

  sen de çok şey yaşadın, bunu adım gibi biliyorum. başka başka kadınlarla oldun. olsun. evet! doğru duyuyorsun. olsun! düşününce ben bile seni unutmak için bu kadar çabaladım, varsın sen de yapacağını yapmış ol. çünkü biliyorum benim yerim ayrı. uzak kalıp düşününce her şeyin farkına varıyor insan. fakat bu farkındalığım da beni huzurlu kılmıyor, içim acıtıyor. ürperiyorum, kıskanıyorum seni başkasıyla hayal edince.

 gurur mu bu? yeniden bir şeylerin ters gitmesi korkusu mu, nedir? sensiz geçen bu 10 günlük zaferimi mi korumak istiyorum? neden sana gelip, yeniden başlayalım diyemiyorum? neden yüzümü gördüğün an dayanamayacağını bile bile karşına çıkamıyorum? neden sana söylemeye cesaretim olmayan şeyleri boş bir ajandaya karalıyorum?
ve
neden birazdan buruşturup atacağım  bu milyonuncu kağıt parçası gibi, düşüncelerimi de beynimden, kalbimden atamıyorum. baksana halime! güzelin artık kendisine yalan söyleyemiyor. gelip sana da söyleyemeyince bir sürü ağaç katlediyor. hepsi bu yüzden, hepsi senin yüzünden, hepsi ben seni hala sevdiğim için oluyor... senin yüzünden bir orman yok oluyor...


*karakter ve 10 gün öncesi için Bir Kadının Ayrılık Gecesi



Yorumlar

  1. "bugün tam 1000 yıl oldu" daha iyi anlatılamazdı sanırım.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ah.

Psikolojik ve sosyolojik bir mücadelenin içindeyiz... Bundan yıllar önce, 2012'de, bir yazı okumuştum. Tam da Dağlıca (okumak için tık tık ) olayının ardından. Yeniden kendini sıklıkla hatırlatmaya başlamıştı terör. Linklediğim yazımda bir liste var, o sıralarda "sadece" beş satır. Şimdi listelemeye kalksam yanımda durup buz kesmiş elimden tutacak cesaretiniz var mı?  ... Okuduğum o yazıda şöyle bir şey diyordu yazar: Günümüz Türkiye’sinde terörün gündelik haberler arasında yer almaya başlaması ve toplumun buna sessiz kalması, bir toplumun yok olmasının yolunun o toplumun değer yargılarını aşındırmaktan geçtiği gerçeğini akıllara getirmektedir. Ne kadarı doğru?  Aşındığımız kesin. Peki, aşınan gerçekten değer yargılarımız mı? Neden sessiz kalıyoruz? Umursamıyor değiliz. Üzülmüyor değiliz. Görmüyor değiliz. Hatta 2012'den farklı olarak artık ölmüyor da değiliz. O halde olan ne? Kanıksıyoruz.  (TDK /1. -i Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez ...

Mini Sohbet - Huzur

ben burada olmak istiyorum.  stresten, işten, kalabalıktan, internetten, haberlerden, matkap sesinden, topuklu ayakkabıdan, ailemden, kavgadan, sevgilimden, dostumdan, dedikodudan... her şeyden uzakta. şimdi sen bunu okuyorsun ya, ben burada olup senden de uzak kalmak istiyorum. sevdiğim-sevmediğim ne varsa düşsün 5 dakikalığına yakamdan. söz güneşi batırıp geri döneceğim bensiz sahteliği eksik kalacak dünyaya ama şimdilik bi destur! müzik bile benimle olmasın bu defa. sadece rüzgar, dalga ve yengeçlerin ayak sesleri... kıyafetlerimi de atayım ki kenara, esintiyle üzerime bulansın kum taneleri. ...    1... ...2... ...3... ...4... ...5 . uyanış (bknz: beyaz yatak )

Benimle Dans Et

"Benimle dans eder misin?" Ne de güzel bir soru değil mi, bir de düşünsene tanımadığım sana, birine benim ağzımdan döküldüğünü. Komik mi olur yoksa çekici mi bilemiyorum ama bence çok eğlenceli... Bu teklifim her ne kadar yurdum kültüründe kabul görmese de, tamamen masumca. Ama itiraf etmeliyim ki genç bir kadın olarak, aklım karşı cinsten hoşlanmaya erdiğinden beri en büyük hayalim, ilgimi çeken adamı dansa kaldırmak. Sanmayın ki öyle tango, vals, romantizm vb. Basbaya coşmak, eğlenmek, gülüşmek.Hem iddialı hem de heyecan verici, dominant bir hareket (gülücük) Dans bana sadece aşk meşk flört çağrıştırıyor gibi durdu ama aslında öyle değil. Ben çok sevip ısındığım kadın ya da adam, herkesle dans etmek isterim. Annem ve onun lise arkadaşlarıyla da içip deli gibi dans ettiğimi; hiç tanımadığım biriyle dans ederken tanışıp, sonradan onu kendime dost edindiğimi de (nam-ı diğer Beatrice) bilirim. Mesela şimdi bunları okuyorsun ve ben senin gerçekte kim olduğunu bilmi...