Ana içeriğe atla

Kayıtlar

biri bana anlatsın

insan olan biri bana söylesin; Allah, peygamber inancı olan, özellikle de müslüman olan biri bana anlatsın lütfen. tanıtsın bana dinini de, inancını da. sanıyorum ki benim bildiğim, anladığım, benimsediğim yanlış bir inanç. iyi bir kalbe sahip olmak, diğer tüm canlılara iyi niyetle yaklaşmak, dürüst olmak değil önemli olan. bunu Allah korkusuyla ve din maskesi altında yapıyor olduğunu vurgulamak mesele. o da nasıl eğreti duruyorsa dursun sanıyorum ki prim yapıyor. zaten yalandan yaşayanlara göre de, yukarıdaki prime bakıyor...  inancı diline pelesenk, devlet işine-her şeye dahil olmuş;  kendisine uymayan herkesi Allah'ından izin almadan katletme hakkına sahip olmuş. ama sorsan bu bir müslüman, bir insan. yazık! istiyorum ki biri bana  bu haberi  açıklasın. o da olmazsa, Kaddafi'nin linç edilişi ve bedenine sokulan demir boruyu açıklasın. o da olmazsa hoşgörü dini olarak lanse edilen müslümanlığa mensup kişilerin saldırdığı gayrimüslümleri anlatsın. öldürülen masum...

Mini Sohbet - Gece Gevezeliği

"Bu gece nasılsın?" dersen, "bir dalda iki kiraz, biri al biri beyaz" derim.  "Genel olarak ruh halin şu sıra nasıl?" dersen "çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane derim" Mesajın alındığını umarak doğaçlama saçmalamaya devam ediyorum ve tüm sıralamalarımın saat 01.00 sonrası laptop kucağımda, ara ara, mevcut bulunan ruh halime göre yaptığımı belirtmek istiyorum. Bir meyve olacak olsaydım çilek ; sebze olacak olsaydım patates; hayvan olacak olsaydım köpek (golden) olmak isterdim. Tarihte yer alan sarışınlardan birine benzeme şansım olsa Grace Kelly olmayı seçerim. Friends dizisinin tüm karakterleriyle aynı evde yaşamak istiyorum. Bir de Joey&Chandler&Ross bana aşık olsun istiyorum. (aralarından seçemiyorum, çok zorlansam Ross'u eliyorum ama diğer ikiliden asla vazgeçemiyorum. evet! hayat bana zor) Şu an Assos ya da Seferihisar'da olup, denize ayaklarımı sokup cup cup yapmak istiyorum. Tabii bundan önce havanın da y...

en keyifli ayrılık melankolisi

ne kadar olabilir ki? 3 santim. belki de 4... sadece ama sadece 3-4 santimlik bir araklıktan sızan güneş ışığıyla bile kışkırıyorum sana karşı. bu perdeler dün gece sımsıkı kapanmıştı oysa, gitmeden önce sen mi açtın? sana soruyorum, sana söyleniyorum. hem de evde olmadığını bile bile. alışkanlık fena şey, dırdırım geldi bak yine...  uyanmak için çok erken. gömüyorum yastıklara yüzümü. hepsi benim, bütün yastıklar benim. kollarım bacaklarım açık, kar meleği gibi yatıyorum yatakta. yine de dolduramıyorum. bir gecede büyümüş, kocaman olmuş sanki. ya da ben sonunda zayıfladım.  fayda etmiyor pofuduk yastıklar, o 3-4 santim yetti bana, uyandım! saat kaç?  ... kışın tek güzel yanı soğuk, buz gibi bir su çarpıyor her sabah suratıma. bir o, bir de koyu kahve. ha tabii bir de senle başlar(d)ım her güne. sen neyse de, o muhteşem ikili bana lazım yine:  1, 2, 3 ve 4 su çarpışı yüzüme. 4 soğuk su darbesi. aklıma gelmişken; resmen 3-4 santimlik bir aralık uyandırdı...

Bir Adam ve Yalnızlığı

bu kızı alıp duvardan duvara kafasını çarpmak istiyorum! garip garip bakan gözleriyle bana ettiği lafa bak hele! neymiş "ayrılmanız iyi oldu ya, zaten sen çok yıpratıyordun kızı, şimdi keyfi yerinde, bir daha bulaşma" !!! bak sen şunun ettiği lafa. nasıl da hoşuna gitmiş ayrılmamız. biliyorum ben, bu şimdi yememiş, içmemiş arkadaşlarıyla da tanıştırmıştır seni. kendi kafasına uyacak sevgili arıyor ya sana aklınca. canına minnet benden kurtulmak. hata bende, ne  diye selam verdim. çok bayılıyormuşum, seviyormuşum gibi bir de yolumu çevirip, peşinden gittim. ne diye yaptıysam! hay aklımı... ulan başka yol mu kalmadı, ne diye bu sokağa ben! ... günlerdir iyiydim, yerindeydi kafam ne güzel. aklımı aldı resmen, aklımı! sahiden unuttun mu beni be güzelim? iyi mi oldu benden kurtulman? öyleyse de ne diyebilirim ki sana? yüzüm mü var nasıl benden vazgeçersin demeye. az çektirmedim sana ben. az sabretmedin sen saçmalıklarıma. az susmadın ben karşında hayvan gibi anırırken....

Bir Kadın ve Yalnızlığı

 bilsen seni nasıl özledim eski sevgili. boşluğunu dolduracağım diye yaptıklarımla aslında hiçbir şeyi olduramaz oluyorum. unutmak için attığım her adımda kaldırım taşları yine seni hatırlatıyor. yetmezmiş gibi bir de, yolda karşılaştıklarım  bana seni soruyor, "onu unuttun mu?" diyor. ben mi? "unuttum" diyorum. diyorum ama yalan söylediğimi, beni en az tanıyanı bile gözlerimden anlıyor. sonra bir panik, iyi gözükmeye çabalıyorum. sahte bir neşeye bürünüyor, yalandan gülümsüyorum. sen de bilirsin, ne zaman zorla gülümsesem dudaklarım sadece sağa açılır...

Mini Sohbet: zararlı arkadaşa bir başka bakış

ebeveynlerin, çocuklarının arkadaşları için sık kullandığı bir sıfattır "zararlı arkadaş" sıfatı. ne olduğuna dair hepimizin bir fikri var zaten. hep konuşulur, bilinir ve onlar hakkında uyarır, uyarılırız. çünkü tehlikelidirler, çünkü kendi kimliğini oturtamamış, genç bir birey ya da büyüme evresindeki çocuklar için risk taşırlar. çünkü bir arkadaş, sırf ona güvendiğiniz, uyduğunuz için hayatınızı elinizden alabilir. yalanlar  ufak ufak ve masumca başlar, ebeveynler yanlış ve yetersiz davranırsa, yapılanlar kontrolden çıkar.  ancak böyle durumlar haricinde, bir de ailelerin yersiz taktığı  "zararlı arkadaş" sıfatı vardır. her rahatsız oldukları durumda kullanırlar. oysa ki çoğu kez, ya bilmezler ya da bilmemezden gelirler ki, o zararlı arkadaş aslında yoktur.  söylemeye çalıştığım şey şu: çocuklar ergenlikle beraber birçok dönemden geçiyorlar. uzatmadan örneklendiriyorum: çocuğunuz eve sarhoş geldiğinde çoğunlukla kendisi de istemiştir, sandığınız kadar canavar...

Mini Sohbet: biraz matrak biraz ciddi, bir karasinek bin düşünce!

Sinekler intihar eder mi? bazı bazı, düşüm düşüm düşünüyorum yerli yersiz bir şeyleri. ne öyle memleket meselesi ne de sonucuna varamadığım bir formül çözümlemesi...  bir anda saçma bir şey geliyor aklıma ve ben ona takılıp kalıyorum.  takıldıkça bir yenisi daha ekleniyor. sonra kafamdan onları şekillendirip bir karara varıyorum ve adeta çok önemli bir şey yapmışımcasına huzura eriyorum. böyle anlarda gugul* benim en iyi dostum. çünkü gugula sorunca illa ki benim gibi saçma bir konuya sapıklık yapıp, kafasını takarak forumlarda ya da sitesinde paylaşmış insanlara rastlıyorum. mesela, bugün  yatakta doğrulduğum an gözüme duvara kendini vurup duran bir karasinek çarptı. bunu neden yapıyor ki? cama toslayıp dursa, dışarı çıkmak istiyor der camı açardım. "kendini öldürmeye mi çalışıyor yoksa" diye düşündüm ve merak ettim. hı hı.  evet, merak ettim. öncelikle neden böyle düşündüğümü size açıklamam lazım:  çok eskiden 2 tane muhabbet kuşumuz vardı. bera...

Gelecekteki Doğmayacak Bebeğime Mektup

Çocuk sahibi olmak en güzel hayaller, sevgi dolu beklentiler içinde alınan bir karardır çoğu zaman. Sonu mutluluktur. Bu yazıyı yazmama, senin de okumana sebep olan düşüncelerim, annelerimiz ya da anne olmak isteyen adaylarımıza ithafen değil, farkındalık adına yazıldı. Bu sebeple dile geldi dünyaya bir çocuk daha getirmenin ne denli zor ve önemli, sorumluluk isteyen bir karar olduğu. Bunu layığıyla yerine getiren herkese imrenerek, umarım  5 yıl sonra fikirlerim, güvencem ve dünya değişir de, ben de bu duyguyu reddetmeyi bir kenara bırakıp yaşamsal döngünün, annelik saatinin sesini duyarım diyerek bu kasvetli yazıyla seni baş başa bırakıyorum. -Tüm anne olan ve olmayı isteyenlere en içten iyi dileklerim ve her şeyin hep yolunda gitmesi temennisi eşliğinde.-   İstemiyorum seni bebeğim. Senin ne kadar güzel ve muhteşem bir varlık olabileceğini bilmediğimden değil. Bir bebeğin, bir çocuğun küçücük dünya tatlısı burnunu, parmaklarını, ağlarken büzdüğü o dudaklarını ...

Rüyada Atatürk'ü Görmek

Gecelerim gündüzlerimden daha yorucu geçiyor. Hemen kafanızı yormayın, mental anlamda. Rüyalarım öyle karışık, öyle değişken, öyle yorucular ki uyanınca her birini yeniden hatırlıyor olmak daha da tüketiyor. Her sabah 'nasıl bir hayal gücüm var' , 'aşk olsun bilinç altım' sözleriyle güne başlıyorum. Fakat bu güne başlayışım, dün geceki rüyam çok ama çok değişikti. Ben birini çok sevmeme rağmen, rüyamda ilk kez görmüştüm. Onunla tanışma, canlı kanlı görme imkanına sahip olamamış olsam da, sanki rüyamda onun aldığı nefese şahit olmuştum. Ben rüyamda Mustafa Kemal Atatürk 'ü gördüm... Ben aynı insanım, anı yaşta, aynı boyda, aynı düşüncelerde. Sadece üzerimdeki kıyafetler farklı ve zaman oldukça geride. Bir istasyondayım. Siyahın en mat ve kapkara tonunda bir tren var yanımda. Eski tip bir tren. Vagonunun içine elleriyle kömür atıyor Atatürk. Yaşlanmış. Gömleği ter içinde kalmış, buz gibi bir hava. "Ne yapıyorsunuz?" diyorum, ellerinden almaya çalışıyor...

Kötü Anılar Silinir mi?

Hayatımız boyunca biriyle tanışmamız, onun tanıdığı birileriyle daha tanışmamıza sebep olur.  Bu döngü böyle zincirleme sürer gider. Ama önemli olan bu tanışıklıkların bize kattığıdır. İsimlerini duyduğumuzda bizlerde uyandırdığı intibadır. Kimileri bir suret, iki kelime olarak aklımızda kalıp çoğu kez unutulurken, kimileri hafızamıza çivi çakar. Ama bazen artık hatırlamak istemeyiz onları. Silmek isteriz kötü anıları bir bir beynimizden. Anıları silmeyi beceremezsek beynimizi,o da yetmezse kalbimizi söküp atmak isteriz yerinden. Melankoliyi kenara bırakıp gerçekçi olacak olursak, bu söküp atma işlemlerini gerçekleştirmemiz mümkün değil. Zira, bunları yapacak kadar ne bir kuvvet, ne de teknik olarak anatomik bir yeti olabilir herhangi bir insanda. eternal sunshine of the spotless mind Böyle bir konuya girmişken ' Eternal Sunshine of the Spotless Mind' filmini anmazsak olmaz. Malum bu filme de konu olan aslında şu an bahsettiğim istenmeyen kötü anılar ve onlardan kurtul...

Bir Kadının Ayrılık Gecesi

 Ağlamaktan nefret ediyorum!  Bana yaşattıkların için senden nefret ediyorum. Sana aşık olduğum için kendimden nefret ediyorum. Bana aldığın saatten, seni hatırlayan beynimden, yoksun diye üzülen kalbimden nefret ediyorum. İyi ki bitti, iyi ki kurtuldum senden. Meğersem ben ne aptalmışım da senin gibi birini sevmişim. Meğer sen ne inanılmaz, ne güvenilmez bir insanmışsın! Keşke seni hiç tanımamış olsaydım. Seni tanımama neden olduğu için en yakın dostumdan bile nefret ediyorum! "Aaa neden ayrıldınız ki, siz çok yakışıyordunuz" diyen arkadaşımdan, "iyi ki de ayrılmışsın kızım, o adam seni çok üzüyordu" diyen annemden nefret ediyorum.  Bana bunları neden yaşatıyorsun?  Hiç mi sevmedin beni? Kimbilir ne yapıyorsundur şimdi. Evinde bile değilsindir sen, kesin dışarı çıkarmıştır o arkadaşların seni. Sen gezip, eğlenirken ben burada evdekilere duyurmadan ağlamak için yüzümü yastıklara gömüyorum. Yatağımın üstündeki yastıklarım var ya, hepsi sırılsıklam. Bir tek kuru o...

Bir Adamın Ayrılık Gecesi

Ah be güzelim! 22:07 Sen daha önceleri de gitmiştin benden. Bu ilk değil. Bir değil, iki değil. Beşinci! "Ne diye bu haldeyim oğlum ben" diyorum, yine içimdeki cevaplıyor, "ne diye olacak oğlum, bu defa kız fena yalnız koydu seni..."  23:29 Biz neler yaptık birbirimize, ne diye yaptık? Çat kapı uğrayıp bi anlatsan keşke... Ya da gelme istemem, ne gerek var. Resmen yıprandık, vay be! Ayrılığa koşar adımlarla yetiştik ya helal olsun bize. Sonumuzun böyle olacağını biliyordum da, ne diye sana "güle güle" diyemedim onu bilmiyorum. Zaten senin de benden aşağı kalır yanın yoktu. Yüzüme bile bakmadan, sustun ve gittin. Ama aferin. İyi yaptın. Konuşsan da kararımı vermiştim zaten. Artık geri dönüşü yoktu. Ama o hiç susmayan sen, susa susa bu gün sustun ya... İşte, ben ona baya bi hayret ettim be güzelim! 00:37 Yanarım yanarım, bir tek şu halime yanarım. Yanlış yapıyorum kendime. Bir hata var buralarda bir yerde...  01:02 Böyle mi olacaktı? Arkandan d...

Nazım Hikmet Ran

20 Kasım 1901 - 3 Haziran 1963 Necip Fazıl Kısakürek:  Benim idealimdeki rejim olsa seni astırır, sonra da mezarını türbe yaptırırdım . Nazım Hikmet : Benim idealimdeki rejim olsa, ben de seni astırırdım. Sonra da darağacının altına oturup hüngür hüngür ağlardım!

murphy yasaları

murphy yasaları harita sigara dumanı her zaman içmeyene doğru gelir. haksız mıyım?  murphy! ah şu gözü kör olası murphy yasaları... "ters gidebilecek her şey ters gidecektir!"  * " eğer bir işi halletmek için birden fazla olasılık varsa ve bu olasılıklardan biri istenmeyen sonuçlar veya felaket doğuracaksa; kesinlikle bu olasılık gerçekleşecektir!"  * buraya teker teker yazsam günlük hayattaki karşılıklarını bitiremem. bu nedenle bir kısmı için buradan  buyurunuz . daha içten, daha eğlenceli ifadeler için oturup sadece 5 dakika kadar kendi hayatınızdaki, her an karşılaşabildiğiniz örnekleri listeleyebilirsiniz. sonradan okuması oldukça eğlenceli oluyor. ben yaptım. ve evet, çok tirajikomik&eğlenceli oldu. murphy yasaları nereden gelir aslen ciddi bir kanun olan bu görünün ortaya çıkışı:   yıllardan 1949. adamın biri, araştırası geldiği için insan bedeninin ne kadar ivmeye dayanabileceğini merak eder. bu sebeple bir d...

Canım Anneannem Benim!

Canım canım canım canım! Her zaman bilge, her zaman nasihat sever. Bayılır sizi karşısına alsın ve hayatınızın güzelleşmesi namına sohbet etsin. Doğrulardan bahsetsin, hatalara karşı uyarsın. Yer yer karamsar ve iç sıkıcı da olsa, aklı ve kalbindeki mutluluğu saçsın. Hele ki konu torunuysa... Bugün gözümü onun heyecanla kız kardeşim MID'ı sorguladığı sesiyle açtım:  "Bu kitap senin mi? Sehpada buldum, ben çok sevdim bunu, benim olsun bu. Bunu yazan kimse benim gibi düşünmüş"  Resmen neyin nesi bu heyecan diye kalktım. Ne göreyim! Anneannemin elinde Montaigne/Denemeler kitabı. Tutmuş kollarının arasında, kitaba ve yazara övgüler yağdırıyor. (Tatlım!) Ben de uyku sersemi "o kadar sevdiysen al, sende kalsın, oku" dedim. Bir sevinç ki sormayın! "Okurum tabii, yanımdan da ayırmam. Gerektiğinde açar gösteririm bak burada da böyle yazıyor diye"  (gülücük) anneannemi temsilen gözlüğü ve Montaigne Onun bir kitap karşısındaki bu çocuksu sevincine k...

09:05 - Onunla 1 dakika

Dün yine acı ve hayal kırıklığı dolu haberler aldık, üzüldük. Bütün gece baş ağrısı ve stres çektim ve anca  05.00 civarı uyuyabildim. S aatimi 08.55'e kurdum ki o siren sesini,  o 1 dakikalık saygı duruşunu kaçırmayayayım. Alkış kıyamet, bravo  bana diye değil, 1 dk önünü ilikleyemeyenlere misal olsun diye. Şu an bulunduğum ilçeden hep umutluyum biliyorum ki isminin anımsattığı kadar ruhunda da barındırıyor bu semt sevgilimizi. saat 09.00 balkondayım esiyor karşımda vızır vızır geçen arabalar ve kulağımda gürültüleri  beklediğim tek bir ses karşı apartmanda evin camlarını silen temizlik yardımcısı Atatürk ve Salvadore Allande heykellerine ev sahipliği yapan parkta oturan insanlar, spor aletlerinde sabah sporunu yapanlar, zabıta binası yol, ... saatim yok yanımda kornaların aralıksız çığlıklarıyla anlıyorum siren sesi yaklaşıyor 09.05 içim titriyor soğuktan değil oldum olası alt üst eder bu "ses" beni bir o kadar da isterim her sene duy...