Ana içeriğe atla

Mini Sohbet: Tanıştır Benimle

Uzun zamandır dolduramamıştı satırları kelimeleriyle. Ne telefonunu açtı ne de gelen mesajları yanıtladı. Yüzü desen hafızalarda silik bir simadan ibaret. Öyle uzun zamandır yoktu ki artık özlenmez olmuştu sesi. Ona beslenen özlem duygusu yerini alışılmış, kabullenilmiş bir uzaklaşmaya bıraktı. Arada adı geçtiğinde herkesin aklında soru işaretleri belirir, ancak birkaçının içinde yoksunluk hissi uyanırdı.

Uzun zamandır dökemez olmuştu içindeki hisleri satırlara. Ne çalan telefonun sesi, ne de gelen mesajların döndürebilmişti onu hayata. Kimbilir en son ne zaman bakmıştı aynadaki suretine. Öyle uzun zamandır kendini kapamıştı ki iki göz evine, şimdi geri dönmek istese de dönemezdi kendininkinden başka ayakların yürüdüğü caddelere.

 Diyelim ki şansın yaver gitti ve rastladın ona: bana söyler misin kim bu gördüğün karşında?

nileud@gmail.com

Yorumlar

  1. var cok cok eskıden ben boyle olmustum depresyona gırmıstım sevgılımden ayrıldığımda

    YanıtlaSil
  2. var tanıdık birisi aynaya baktığımda gördüğüm..

    YanıtlaSil
  3. 5 senemi paylaştığım.. 5 sene birbirimize herşey olduğumuz, uyurken üstümü örten - korkudan tirtir titrerken gecenin bir vakti el ele tuvalete gittiğimiz, yapmayı beceremediğimiz yemekleri beraber yediğimiz, birlikte çamaır yıkayıp sıkamayınca küfrettiğimiz, elektrik sobasını ızgaraya birlikte çevirdiğimiz, fotokopi paralarını nasıl denkleştireceğimizi kara kara birlikte düşündüğümüz, bir cinnet halinde ev kirasını barda birlikte çatır çatır yiyip sabah ayıldığımızda kafaları duvara birlikte vurduğumuz, , hastayken birbirimize baktığımız, çaresizlikten - özlemekten birlikte ağladığımız, en mahrem sırlarımızı paylaştığımız, , en çılgın şeyleri birlikte yaptığımız, 5 senenin çok az zamanı ayrı kaldığımız, onun dışında hemen hemen her geceyi birlikte geçirdğimiz..Birbirimizin gençliğine, heyecanlarına, gözyaşlarına, kahkahalarına, en zayıf anlarına şahitlik ettiğimiz.. Üniversitedeyken birlikte bir hayatı paylaştığımız ev arkadaşım geldi gözümün önüne..Yazarken bir daha özledim :(

    YanıtlaSil
  4. içimdeki kuulumsuların bi'tanesidir belki. olabilir..^^

    YanıtlaSil
  5. nini mımledım senı yaparsan eğer nerdesın sen yaa ajan mı oldun nedır :)

    YanıtlaSil
  6. KARDEŞ DEDİĞİM.CANIMIN PARÇASI DEDİĞİM. ATTIĞI KAZIĞI HALA UNUTAMADIĞIM ÇOK UZUN YILLAR GEÇMESİNE RAĞMEN ŞUAN BİLE İÇİMİN CIZ ETTİĞİ AMA ONUN HİÇ İPLEMEDĞİNİ BİLDİĞİM BİRİ GELDİ GÖZÜMÜN ÖNÜNE .BEN GERİ DÖNEMEM AMA NİNİCİM.ÖLE SAF OLMAM ESKİSİ GİBİ.BİDAHA O ACIYI YAŞAMAM.YAZININ SONU BANA UYMADI YANİ:)

    YanıtlaSil
  7. Kadınlar günün kutlu olsun canım , sevgiler.

    YanıtlaSil
  8. bak bak döktürmüş yine niniim

    YanıtlaSil
  9. Adsız14:18

    o kdr güzel ifade etmişsin . umut verdi yalnız olmadığım düşüncesi

    YanıtlaSil
  10. Bir de aklına kimsenin gelmediği insanlar var.. Muhtemelen bir sürü kimse yarında saklanmışlar.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...