Ana içeriğe atla

Mini Sohbet - Huzur


ben burada olmak istiyorum. 

stresten, işten, kalabalıktan, internetten, haberlerden, matkap sesinden, topuklu ayakkabıdan, ailemden, kavgadan, sevgilimden, dostumdan, dedikodudan...
her şeyden uzakta.
şimdi sen bunu okuyorsun ya,
ben burada olup senden de uzak kalmak istiyorum.
sevdiğim-sevmediğim ne varsa düşsün 5 dakikalığına yakamdan.
söz güneşi batırıp geri döneceğim bensiz sahteliği eksik kalacak dünyaya
ama şimdilik bi destur!
müzik bile benimle olmasın bu defa.
sadece rüzgar, dalga ve yengeçlerin ayak sesleri...
kıyafetlerimi de atayım ki kenara,
esintiyle üzerime bulansın kum taneleri.
...
   1...
...2...
...3...
...4...
...5
.


(Bkz. beyaz yatak)


Yorumlar

  1. Önce internet ve okuyucudan bi kop, en azından orda olmasan da odana kapan keyfine bak bebeğim^^

    YanıtlaSil
  2. İpeğim,
    denizsiz olmaz ki^^
    beraber gidelim! sen bulursun böyle bir yer

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bulmazmıyım yazın marmaristeyim uzun süre ve inan plaj boşalınca kulağımda mp3 (en öndeki şezlongta oluyorum zaten) ve aynen böyle hissediyorum^^

      Sil
    2. ipekkk, nasil canim cekti anlatamam!

      Sil
  3. ben 2 güncük yaptım..tam olarak aynısı olmasada aynısına çok yakınını..Çook güzeldi.. Ama döndüğün yer yine aynı hengame :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bozbek,
      ne şanslısın^^ ben bir gün bunu yapacağım! inandım!

      Sil
  4. bu hayatta en güzel hayal bu olsa gerek..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Can,
      daha güzeller de vardır. Adı üstünde hayal... hep güzel olur^^

      Sil
  5. şuan yoğun iş temposunda ofisten yazdığımı düşünürsek o yorumu en fazla ve güzel hayalim odur ancak :)

    YanıtlaSil
  6. Böyle bir yer bulacağızda bizde gitmeyeceğiz. Yok öyle yağma:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evren,
      Bencillik yapma diyorsun^^

      Sil
    2. Estağfurullah gözümüz yok:P Sence böyle bir yere gitmekle herşeyden kurtulunabilir mi? Deniz güneş kum! Bu üçlü her şeye deva mı? Bazen bende hayal ediyorum. Özellikle Güney Amerika at kendini oralara ooo missss! Ama zor herhalde!

      Sil
  7. Benimde çok ihtiyacım var buna. Bende bekliyorum www.bakbuharika.blogspot.com

    YanıtlaSil
  8. Müziksiz olur mu yahu? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Durumumyok,
      N.Ş.A. olmaz ama bu defa oluyor^^

      Sil
  9. yazılarına bakmayalı uzun zaman oldu, aslında kendi bloguma bakmayalı da uzun zaman oldu zaten. öyle ya da böyle devam ediliyor...
    Ben öyle olamıyorum ama seni okuduğum zaman, mesela uçurtma gördüğümüzde şaşacak kadar masum olduğumuz dönemleri hatırlıyorum. Çok etkileyicisin.
    Bu arada, Andrie Gide isimli yazarın, kayıp kısa romanları arasında olan ' Isebelle ' romanını tavsiye ederim sana. Bu yazıdan sonra ordaki birkaç paragraf senle de konuşacaktır eminim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mert,
      bazen uzak kalıyor insan...

      teşekkür ederim, tavsiyeni de dikkate alacağım...

      Sil
  10. Adsız11:44

    yazıyı okurken bir an ben de dalmıştım, masamın üstünde duran telefonun sesiyle uyandım, aaaah ah

    YanıtlaSil
  11. Dediğin gibi yapıp, senden 5 dakikalığına uzak durmak için, yazını okuduktan beş dakika sonra yazmak istedim ama senin biçtiğin ve benim de kabul ettiğim süreyi beş dakikadan çok fazla aştıktan sonra yazıyorum:
    Dinlenmek için en güzeli önünde deniz, altında kum, üzerinde güneş. O yatağı da at bence. Müzik, doğrudan da gelmesin kulağına, çevreden de...Rüzğârı karşına al, esintiyle çıplak vücuduna bulanan kum taneleri gerçeklere uyandırsın seni ve huzurlu bir şekilde bize göndersin çabucak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hektor,

      sen ne özel bir adamsın! çok saygı duyuyorum sana!

      Sil
  12. nini'm! beni aldın götürdün o fotoğrafın içine bıraktın! istiyorum! ben de! çok! ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuul'umsum! bir bilsen ben de nasıl isterim!

      kimseye söyleme ama gidersem seni kesin alırım! ^^

      Sil
    2. oo! tamam o zaman!^^ sustum bile :P :)

      Sil
  13. iyi bişi sölemişsin sanırım.
    :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...