Ana içeriğe atla

6 Mayıs 1972

6 Mayıs 1972

Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in ölümlerinin üzerinden 40 yıl geçti.
İdamları sırasında annemin bile çocuk olduğu bu gençleri, bugün saygı, hayranlık, hüzün ve sevgiyle anıyorsam fazla söze ne hacet!
...

Deniz'e Karşı Utancım

yıllar geçti üzerinden, artık idam yok
1972'den beri bu tarihten tiksinen çok
sen gittin gideli çok şeyler değişti be çocuk
öldüğün yaştayım ama bıyıksız halin kadar yüreğim yok
...

bir de şarkı:
Zülfü Livaneli: Hoşçakal Kardeşim Deniz
..

Böyle insanları Hatıramayalım da unutalım mı?
sahi,
daha ne isimler var bu lekeli tarihte kalp ağrıtan,
daha önce de bu blogda yer verdiğim başka isimler gibi:
Hatırlamayalım da unutalım mı?

Yorumlar

  1. Ülkelerinin geleceği için savaştılar, çabaladılar..
    Biz gençler ise hepimiz birer korkağız.
    Olanları sadece seyretmekle yetiniyoruz..
    Keşke onların tırnağı bile olabilsek..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güven T.

      Keşke... belki yetişme tarzımız ve ortamın aldığı halden ötürü, en duyarlıyım diyen bile onlar gibi olamıyor...

      Sil
  2. Adsız00:08

    Benzer bir postu paylaşmayı ben de içimden geçirdim.

    Ama sonra dedim ki, bu ülkenin insanları sığ, bu ülkenin insanları bağnaz, sen paylaşsan "göstermelik" kalır satırların. O yüzden içinde tut.

    Yüreğine sağlık, unutulmaları imkansız. Huzur içinde uyumalarını çok isterdim. Ama o günlerden tek farkımız "idam"ın olmamasıdır belki.

    İnsanlar değişti, seneler ilerledi ama teknolojiye ayak uydurduğu gibi gelişemedi. Kör,sağır, dilsiz kalmaya devam ediyor birçok insan ne yazık ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. pastek,

      yazık ki onlardan bahsetmenin bile " göstermelik" algılanacağı günlerdeyiz

      Sil
  3. bu aksam belgeseli var can dundarin hazirladigi belgesel

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ferhat Bayram,

      fırsatım olsa kaçırmazdım ama kaçırdım. internet üzerinden izlerim artık

      Sil
  4. gencecik ne canlar yitirildi bu ülkemde ve hala yitirilmekte.

    YanıtlaSil
  5. onlar unutulmayacak.. çünkü yürkleri vardı, idealleri vardı ve o gencecik yürekleri o kadar cesurdu ki koskoca adamların ödü koptu susturmak istediler.. hani bugünkülerin korktukları adamlar korktu onlardan.. o yüzden onlar hep yaşayacak.. diğerleri hep yaşarken ölecek..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dayatılan,

      her zamanki gibi çok haklısın!

      Sil
  6. Adsız01:42

    NİNİ,inan onlar inandıkları uğrunda herşeyden,hayatlarından bile vaz geçecek kadar dik durdular.Ama o dönemde onların dava arkadaşları olanlar şimdi ya kapitalist işadamları ya da onların borazanlığını yapan gazeteci rolünü oynuyorlar.Dahası onları okuyan gençlikten bir tane daha HÜSEYİN İNAN,DENİZ GEZMİŞ,YUSUF ASLAN,MAHİR ÇAYAN ve henüz ne olduğunun adı konmamış ERTUĞRUL KÜRKÇÜ çıkmadı ve çıkmayacak.Çünkü artık gençler tıpkı bundan 30 yıl önceki gibi RENKLİ RENKLİ SİNAMASKOP AVUTULUYORLAR
    ercüment tezcan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ercüment,

      daha önce de söylediğim gibi, çok yerinde bir yorum bu!

      Sil
  7. Onları unutmak mümkün değil . Ülkelerini seven , cesur , ideallerinin peşinden giden " Darağacında Üç Fidan ' ı ".
    Can Yücel 'in Deniz için yazdığı bir şirle onları saygıyla anıyorum :

    MARE DOSTUM
    En uzun koşuysa elbet Türkiye'de de Devrim
    O, onun en güzel yüz metresini koştu
    En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak ...
    En hızlısıydı hepimizin ,
    En önce göğüsledi ipi...
    Ama aşk olsun sana çocuk , AŞK olsun !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zeynep,

      nasıl severim bu şiiri... aşk olsun!

      Sil
  8. profil parçam ve gezmiş'in en sevdiğiymiş sana hediye bırakıyorum .:/
    http://www.dailymotion.com/video/xdv6p6_rodrigonun-gitar-koncertosu_music

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. crazywoman,
      bilmiyordum^^ çok teşekkürler!

      Sil
  9. Onlar bu vatanı herkesten daha çok sevdiler!..ölümüne sevdalıydılar!..İdeallerinin peşinde dimdik ayakta durdular..vatan satılmasın, bölünmesin, parçalanmasın istediler!..
    Tarih içinde yaşadığımız bu süreçlerde, vatanı parsel parsel satanları da, canını feda edecek kadar cesur yürekli kahramanlarını da unutmayacak hiç bir zaman!..

    Teşekkürler bu değerli paylaşımınız için..
    Işıklar içinde yatsınlar!..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esmir,

      Asıl ben teşekkür ederim sana

      Sil
  10. Bazen kediler kendi evlatlarını yer ya, işte öyle yedi bu memleket evlatlarını, üzülmemek, sıkılmamak elde mi, yazık oldu yazık. Mahir Çayan hemşehrimizdi, babam anlatırdı kendisini bana, ah ahhhh....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bolat,

      Ah baban kimbilir daha nelere şahit oldu, ben sadece okuduklarımla ürperiyorum...

      Sil
  11. Seni kaybettim, sanki her şeyimi kaybettim ben. Annemi, babamı, kardeşimi, abimi, mavi papuçlarımı ve yeşil parkamı. En çok da inancımı kaybettim.
    Siz ki, avukat, bürokrat, doktor olacakken, kendi ideolojilerinizin peşinden giderek hiçbirimizin götünün yemediği işler yaptınız/başardınız. Bugün Kıbrıs Şehitlerinde, bir avuç inanan gündoğdu marşını söylüyorsak belki hala umut vardır.

    Rahat uyuyun, fiilen ölü fikren diri kardeşlerim.

    YanıtlaSil
  12. 1 ödül 1 de Mim kampanyasından kazandınız çekiliş yok kura yok lütfen ekranlarınızın ayarlarıyla oynamayınız;DD

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...