Ana içeriğe atla

Hayallerim


el, dil, düşünce değmemiş hayallerim,
ağzımdan çıkmadığı için kulağımın duymadığı;
paylaşmadığımdan kimsenin kirletemediği düşlerim var benim.
çünkü
rubik küpü gibi hayallerim,
başkalarının elinde renkleri karmakarışık;
beyazı tamamlamaya çalışırlarken geride bıraktıkları alacakaranlık.

yaşamak, yaşatmak istediğim hayallerim, 
oldurmak istediğim gerçeklerle
bir başına ruh devrimi yapan fantezilerim var benim.
ama
kara kutu gibi hayallerim,
salise salise tüm kurduklarım kaydedilse de,
cesedimle kendini imha edecek tüm düşlerim, 
düşüncelerim.

Yorumlar

  1. Ah o hayaller, bir türlü tamamlanmaz o renkler. Ne rübik küpte bütün renkler biraraya gelir ne de kara kutu açılır da içindekiler anlatılır kimseye. Öyle kalırlar hepsi içinde öylece. Onları gerçekleştirmek için yaşamıyor muyuz zaten biz. Onlar için yaşamıyor muyuz? Eminim bir gün o renklerin en azından birini tamamladığında diğerlerinin birleşmemesi umrunda bile olmadan çok mutlu olacaksın. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne kadar da doğru şeyler söylemişsin...
      ben aslında bir rengi tamamladım ama umut için hiç olmazsa bir renge daha ihtiyacım var sanırım:)

      Sil
  2. Dene bence, ama kara kutudaki hayallerini de gerçekleştirmelisin. Eğer rübik küp ile uğraşıyorsan, iki hayal için bir hayalinden vazgeçmelisin. ;)

    YanıtlaSil
  3. Daha önce hiç görmediğimiz bir şeyin
    puzzle ı konulmuş önümüze.
    Bir yandan anlamlı bir şeyler yapmaya
    bir yandan da anlamaya çalışıyoruz.
    Puzzle ı en geç tamamlayanlar resmi
    anladığını sanıp onu yapmak için diretenler oluyor.
    Hep bi eksik, hep bi fazla, hep bi
    mantıksız parça.
    Resmin düşündüğümüz gibi
    olamayabileceğini anladığımızda
    yorgun ve kırık bir halde buluyoruz kendimizi.
    Yeniden başladığımızda herşeyi
    bozup..
    Cesaret edemiyoruz tekrardan 'Bu o '
    demeye.
    Anladığımızı söylemeye cesaret edemiyoruz resmi.
    Tahminde bulunmaktan korkuyor,
    eksik parçayi aramayı bırakıp, sadece
    elimizdeki parça için en anlamlı yeri
    arıyoruz.
    Sadece yaşıyoruz. Sadece yaşamakta olan her şey gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. neden hep benden rol çalıyorsun ki!
      sen nasıl güzel yazıyorsun böyle, çok teşekkür ederim^^

      Sil
  4. ne güzel bir yazı ve yorumlarla destekleme olmuş böyle.. çok güzel..3ünüz de tşekkürlere

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. onlarla yazmak benim için de bir zevk...
      teşekkür ederim, senin de zaman zaman bize katılmanı dilerim..

      Sil
  5. Göğe yükselen hayaller
    Dalga dalga
    Kulağında yankılanan
    Dilinin üstünden dünyaya
    Sabun köpüğü gibi kayan
    Yeşilin her tonu
    Kırmızının en boğugu
    Sarının en çiği
    Mavinin en mavisi
    Gökkuşağının en eksik renklisi
    Vücut bulmak isterler
    Zihninden
    Diline göç ederler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bulunca kendilerine beden
      bürünürler arafta kalmış renklere
      dökülüp dudaklara şarap misali
      çakır keyf yol alırlar gerçekliğe

      Sil
  6. ne etkileyici yine güzel nini :)

    YanıtlaSil
  7. hayaller ve üstüne yazılan güzel cümleler ve nini..^^

    YanıtlaSil
  8. Etkileyici, düşündürücü ve şiirsel..
    Çok beğendim...

    YanıtlaSil
  9. Hayal beynin afyonu,afyonsuz beyin taşa benzer.
    Afyonlu zamanlar olana farklı gözle bakarsın,en ciddi şeye gülebilir, en komik şeye de ciddiyetle bakabilirsin işte. Ama sana yazılan bir şey var, gel-gitleri bol , hayallere ayıracak zamanın varsa ve bunları yaşayabilirsen - ki bunu sadece deliler yapar bir yerde - o zaman yaşıyorum de,arkana yaslan,en sevdiğin içecekten bir yudum al,ohh bee yaşıyorum de.
    Saygılar,

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...