Ana içeriğe atla

Mini Sohbet - Gece Gevezeliği

"Bu gece nasılsın?" dersen, "bir dalda iki kiraz, biri al biri beyaz" derim. 
"Genel olarak ruh halin şu sıra nasıl?" dersen "çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane derim"

Mesajın alındığını umarak doğaçlama saçmalamaya devam ediyorum ve tüm sıralamalarımın saat 01.00 sonrası laptop kucağımda, ara ara, mevcut bulunan ruh halime göre yaptığımı belirtmek istiyorum.

Bir meyve olacak olsaydım çilek ; sebze olacak olsaydım patates; hayvan olacak olsaydım köpek (golden) olmak isterdim.

Tarihte yer alan sarışınlardan birine benzeme şansım olsa Grace Kelly olmayı seçerim.

Friends dizisinin tüm karakterleriyle aynı evde yaşamak istiyorum. Bir de Joey&Chandler&Ross bana aşık olsun istiyorum. (aralarından seçemiyorum, çok zorlansam Ross'u eliyorum ama diğer ikiliden asla vazgeçemiyorum. evet! hayat bana zor)

Şu an Assos ya da Seferihisar'da olup, denize ayaklarımı sokup cup cup yapmak istiyorum. Tabii bundan önce havanın da yaz havası olmasını istiyorum.

Şimdi banyoya gidip makasla saçımı kesmek istiyorum. Hep uzun saçlı tanındım. Bakalım kısa saçlarımla da beni tanıyabilecekler mi? ( ehi-öhö! eğlendim!)

Karşımda Kaya Çilingiroğlu var şu an (telegol), saçının alnına doğru kıvrılmış kısmını düzeltmek istiyorum. Kendisinin yapması rahatlatmayacak belli, bizzat kendim o kıvrılmış saç tutamını parmağımın ucuyla arkaya atıvermek istiyorum. Neyse ki ben ekrana doğru yürümeden program kapanışını yaptı.

TV'de spor yapan kadını izlerken ben de kilo vereyim-sıkılaşayım istiyorum. Ama ondan da önemlisi, kanalları karıştırırken gördüğü spor yapan bu kadın için yorum olarak "şunlara daha sexy kıyafetler giydirseler oturur izlerim" demiş bulunan yanımdaki şahsı Saadettin Teksoy'a havale ediyorum. (Nedeni yok, aklıma ilk o adam geldi. Alternatifi Fatma Girik. Ama onu neden seçtiğimi biliyorum: tükürüyor)


Sıkıldım, bitirmek istiyorum. Üstüne bir de uykumu bekliyorum.

 Neyse, sustum.
Son olarak herkes rüyasında havuç görsün istiyorum.
Tatlı rüyalar....

İyi Geceler











Yorumlar

  1. Adsız07:36

    saçlarını kendin kesebilecek kadar cesaretin varmı

    YanıtlaSil
  2. hoşgeldin...

    tam kendi kendime neden böyle bir soru sormuş diyordum ki, profiline baktım:)

    öncelikle saçımın kısalmasına cesaretim var mı diye sormalı... asla kendim kesemem ama arada bir çılgılık yapma ihtimali kendimde sezmiyor da değilim.

    YanıtlaSil
  3. Adsız08:15

    sen de bu potansiyeli gördüm açıkcası çılgın birine benziyorsun

    YanıtlaSil
  4. Adsız07:59

    nini kestin mi saçlarını ne yaptın

    YanıtlaSil
  5. Sadece boyunda oynama oldu,biraz kısaltıldı ama ben yapmadım:))

    YanıtlaSil
  6. Adsız12:54

    ne kadar kısaldılar omuzlara kadar kestirseydin elin değmişken

    YanıtlaSil
  7. Uzun kullanmayı seviyorum

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Yaşasın Kötülük [LGBT]

Sevmeye ara verelim sevgili... Değmemesi gereken ellerimiz birbirine değdiği için yerle yeksan oluyor bir aile. Nefesimi kulağında hissettiğinde anlı kanıyor simitçinin. Yanıma sokulduğunda kesiliyor elektrikler.  Kasıklarıma dokunduğunda can veriyor merdiven altı kürtajda bir beden. Sana 'seni seviyorum' dedikçe fırıncıyı günaha sokuyor yere düşürülen ekmekler. Birbirimizi ısıttıkça soğuktan donuyor yazın göbeğinde sabi bebekler. Sarılıyoruz, insanlar ölüyor. Öpüşüyoruz, insanlar ölüyor. Sevişiyoruz, insanlar ölüyor. Kötülük bu denli legal olmuşken, masumiyetimiz cehennemi körüklüyor. İyisi mi ayrılalım sevgili. Gaddarlıkları kapıya dayanmadan önce saf günahlarımızı da alıp buralardan gitmeli.