Ana içeriğe atla

Mini Sohbet: Hepimiz İnsanız

Bizli konuşmama, hepimizi aynı 'insan' kalıbına koymama kızmayın. 

İşin gerçeği bu. Belki sen eline silah alıp kan döken biri değilsin ya da yardım tırlarını yağmalayan...
Belki sen oto yıkama açtığında arabalar rahat girsin çıksın diye binanın 3 kolonunu kesen adam da değilsin.
Ama sen, kansere sebebiyet verensin; onu genlerinlede kuşaktan kuşağa aktaransın.
Sen kürk giymek isteyen; ozon tabakasını delensin.
Sen vücuduna horman enjekte edensin. 
Sen kendini en üstün gören ve hiç ölmeyecek zannedensin.
Sen farkında olmadan yine bir yerlerde, birilerinin ölümüne göz yuman katilsin.
Sen insanlık kavramını kavramaktan uzakta, üstünlüğünü dünyayı yok etmek için kullanansın.

Ben, sen, biz, onlar...
Hepimiz farklı ölüm ve yıkım senaryolarına farkında olmadan sebebiyet verenleriz.


Kuru Burunlular
Benim için herkes insan, herkes aynı, herkes insanın wikipedia'daki karşılığıdır. (lütfen tıklayın ve hepsini inceleyin)

Herkesin içindeki iyilikle tanışması dileği ile, sağduyu dolu sevgiler...

Yorumlar

  1. Benim tanıdığım iki insan tipi var. Varoluştan beri süregelen iki insan tipi. Biri; o ilk zamanlarda arka ayakları üzerine kalkıp yürüyen ilk insan ki, her kimse bugün ayaklarımız üzerinde yürüyorsak ona borçluyuz. Diğeri; yine o ilk zamanlarda herkese ve doğaya ait bir arazi parçasını çevirip burası benimdir diyen mülkiyetçi insan. Bugün bütün savaşların kıyımların sebebi bu mülkiyetçi, sömürgeci ve zengin olmak isteyen insandır. Sevgili nini, örneklerini bu iki insan tip üzerinden görmeye çalış şimdi de.

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim Hektor, her şey ikinci tip insandan kaynaklı. Hayvan iç güdümüzle, bize has olan aklı kombine edemememizin sonucu yaşanıyor tüm bunlar. Bir aslanın kendisinin ve sürüsünün sınırlarını belirleme doğasını, insanlar farklı algılıyorlar...

    YanıtlaSil
  3. bu yazdıklarına ek olarak
    EKIM
    benım hem annemı hem babamı elımden aldı


    yalnız herseye ragmen
    bızım ıcın hepımız ıcın cok onemlı olan cumhurıyetımıze sahıp cıktıgımızı,bırlık oldugumuzu gosterme zamanıdır ekım
    29 ekım cumhurıyet bayramımızda
    yuruyuslerımıze katılalım
    cumhurıyetımız ıcın bırlıktelıgımız ıcın elele olalım..
    buna her zamankınden daha cok ıhtıyacımız var

    YanıtlaSil
  4. İnanırmısın yazarken aklımdan geçti sen ve ailen hakkında yazdığın yazı. ama yazamadım elim gitmedi..

    29 Ekim konusunda da herkes bizim gibi düşünür umarım

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...