Ana içeriğe atla

Bencil Olamıyor İnsan

Siz hiç kaçtınız mı, kaçmak istediniz mi?
Gerçekten ama gerçekten, arkanıza bile bakmadan koşmak, uzaklaşmak. 
Aslında hep olmanız gereken, olmanız gerektiğine inandığınız bir yerden vazgeçmek, noktalamak... 

İstemeyin olur mu? Çok zor çünkü, çok imkansız.

Ucunda bazı şeylerden kurtulmak olsa da vazgeçmesinin bedeli olan büyük bir yükü, vicdanı, özlemi taşıyamaz insan. Ve bunu bildiği için, doğruyu bildiği için, kaçmak istese bile kaçmayı hayal edemez. Bırakın koşmayı, emekleyemez!
Çünkü insan için asıl olan ailedir.
Ne olursa olsun her şeyi ailesidir.

Her kıymetli şey gibi bununda bir külfeti vardır. Her şeyi terk edebilirsin zora girince ama senin yanında olan, seni yanında isteyen aileni asla.
Ruhun bir yerlere kaçsa da bedenin her koşulda olması gereken yerde, sevdiklerinin yanında olmalıdır. Her şey elbet bir gün düzelir ve o güne kadar ruh kaçışının bıraktığı boşluğu yüzündeki gülümseme doldurmalıdır. 

Birlikte çok daha güzel olacak yakın günlere ithafen...
Ama dikkat şimdilik ...*
*hepimiz gerginiz biraz
  

Yorumlar

  1. Kaçmak..erkekliğin 10 da 9 udur demiş atalarımız...tecrübeye itirazınız mı var??
    Elbette insan kaçmak ister..alıp başını gitmek ister..ama kaçmak istediği kendisidir aslında,deve kuşu misali kendi gerçeklerini görmemek adına başını kuma gömme çabasıdır aslında..içindeki 'ben' ile olan yengisiz savaşının yorgunluğundandır..ama alıp başını gitse bile bitmez o yengisiz savaş...
    İnsanca bir duygudur..yadırganamaz..alıp başı gitse bile yargılanamaz...eğer bilirse insanlar kaçmanın gerçekte hiç mümkün olmadığını..

    YanıtlaSil
  2. Çok doğru düşünüyorsunuz, kaçış denen şey mümkün değildir aslında...
    Yorumlarınızı okuduğumda hakkınızda dünyanın en tatlı, en hisli ve yetenekli annelerinden biri olduğunuza kanaat getirdim.
    Kaleminizin en az kızınız kadar kuvvetli olduğu düşüncesindeyim. [ :)]

    Asla geçilemeyecek olan kulağa, boynuzundan sevgiler ile...

    YanıtlaSil
  3. kaçmak olası olmasa böyle bir fiil de türemezdi.insan olduğu ortamda mutlu olamıyorsa basıp gitmeli. aile denilen şey eğer genelde seni tatmin etmiyorsa orada olmak zorunda olmanı anlayamıyorum. başka bir yazında töreleri inançları değiştirmekten dem vuruyor, bir başka yazında sevginin değişkenliğinden bahsediyor sonrada burada geleneksel bir aile bağlılığı ile mutsuz olduğun bir ortamda yaşamaktan bahsediyorsun. genelde mutluysan kalırsın degilsen gidersin. alışkanlıkların seni tutsak etmesine izin vermek niye?

    YanıtlaSil
  4. kaçmak fiilinin işlevliliği değil zaten yine bahsettiğim, evet böyle bir şey mümkün ama ne kadar kızarsan kız, usanırsan usan sevdiklerinden vazgeçemezsin. yazımda bahsettiğim şey mutsuz olduğun yerde ne olursa olsun kal değil, mutsuzsun diye kaçtığın an aslında kaçmak istemediğin bir yerden kaçıyorsan daha büyük bir mutsuzluğa yakalanacak olduğun, fevri olmamak gerektiği durumu. Şöyle ki zaten alışkanlık yada geleneksel aile bağına sahip biri de değilim, çünkü alışılagelmiş bir yaşamın ezberden cümleleri yok o satırlarda. sırf aile diye sevebilecek son insanım belki de. her yorumuna karşı cevap veriyorum gibi oluyor çünkü yazdığın yorumlar-eleştiriler için mutlu oluyorum, üzerine konuşmak güzel bir şey.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...