Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bencil Olamıyor İnsan

Siz hiç kaçtınız mı, kaçmak istediniz mi? Gerçekten ama gerçekten, arkanıza bile bakmadan koşmak, uzaklaşmak.  Aslında hep olmanız gereken, olmanız gerektiğine inandığınız bir yerden vazgeçmek, noktalamak...  İstemeyin olur mu?  Çok zor çünkü, çok imkansız. Ucunda bazı şeylerden kurtulmak olsa da vazgeçmesinin bedeli olan büyük bir yükü, vicdanı, özlemi taşıyamaz insan. Ve bunu bildiği için, doğruyu bildiği için, kaçmak istese bile kaçmayı hayal edemez. Bırakın koşmayı, emekleyemez! Çünkü insan için asıl olan ailedir. Ne olursa olsun her şeyi ailesidir. Her kıymetli şey gibi bununda bir külfeti vardır. Her şeyi terk edebilirsin zora girince ama senin yanında olan, seni yanında isteyen aileni asla. Ruhun bir yerlere kaçsa da bedenin her koşulda olması gereken yerde, sevdiklerinin yanında olmalıdır. Her şey elbet bir gün düzelir ve o güne kadar ruh kaçışının bıraktığı boşluğu yüzündeki gülümseme doldurmalıdır.  Birlikte çok daha güzel olacak yakın günlere...

Gezgin

- Bu bir hikaye, uzunca ama okuyan için ruhunun derinliklerinde. Hiçbir engelin hayatı köreltmemesi dileği ile... - Her zaman güne aynı yerde başlarım; nereden gelmiş olursam olayım… Sadece ortasını aralık bıraktığım perdeden, güneş odama sızar ve göz kapaklarım aralanır. Bu sabah da benim için aynı böyle başladı: Güneş geldi ve yeni güne uyandım. Gerinmeye başlarken; aklıma çocukluğumdan kalma bir şarkı düştü... Günümün gidişatı belli olmuştu, bir şeyler atıştırıp, bu günkü yolculuğum için hazırlık yapmalı. Peki, nereye? Bilmediğim neresi kaldı ki? Görmediğim surlar, karşılaşmadığım hayatlar ya da tatmadığım tropik meyve kaldı mı?  Son birkaç sabahtır böyle heyecanlı başlamamıştım güne. Belki de günün sonunda çıkacağım yolculuktu beni böyle yapan. Her ne kadar daha karar verememiş olsam da elbet bir yer vardır bilincimin derinliklerinde kalan... B abam ünlü bir yazar ve gezgindi, bu yüzden k üçüklüğümden beri çok yer gezdim ben. Babamın seyahatlerine dair yazdığı yazılar bir yana,...

Cevo

-Bu bir anı yazısıdır- Abi-kız kardeş ilişkisi, deli dolu ama çok özel bir ilişki bence.  Doğduğumda abim beni hiç istememiş: Bu nee, kız bu, ben top oynayamam bununla; istemiyorum bunu ben!  Akıllı ebeveynlerimizden 'baba' olan abime şu pedagojik yaklaşımda bulunmuş: Bak yavrum, sen şimdi bu kızı istemiyorsun ama o büyüyecek, çok güzel olacak. Sonra Kel Mahmut gelecek, kardeşinle evlenmek isteyecek. Biz de başlık parası isteyeceğiz ve ne istersen sana alacağız. - Neden Kel Mahmut bilemiyorum ama bildiğimiz 'Mahmut Hoca' değil, onu biliyorum (gülücük) -  - Uçak da alacak mıyız?  - Tabii! Bir süre düşünen sevgili abim tüm isteklerine benim üzerimden sahip olacağına kanaat getirip beni sevme kararı almışken, akıllı ebeveynlerimizden 'anne' olan ise abime şöyle meydan okur:  Peki, ya kardeşin Kel Mahmut'u beğenmezseve ben evlenmem bununla diyerek fakir birini severse? Sonrası tam bir dram...  Yerinden adeta füze misali fırlayan abim, daha birkaç günlük ...

Aşk

Bu bir aşk yazısı ama a şk hakkında olup da aşk kokmayan cinsinden. Yani boşuna arama, kenarlara karalanmış iki oklu kalpler göremezsin... Hayatta bir defa olur  VS  G erçeğini bulana dek çok değiştirirsin İlk görüşte olursa olur  VS   Sonradan tanıdıkça seversin Birliktelik uzadıkça aşk biter VS Yaşandıkça aşk büyür İlk aşk unutulmaz  VS  Aslolan son aşktır Aşıksan sevişirsin  VS Sevişmeden aşık olamazsın Aşıksan vur saza  VS  Şoförsen bas...  -(gülücük)- Liste uzar gider... Ne de çok genelleme var aşk hakkında.  Tek tip saç modeli yapıp, tek ağızdan konuşmak gibidir bazen. Kendine yakışmayanı sırf moda diye giymeye benzer başkasında gördüğün aşkı yaşamaya çalışmak. Koyun sürüsü gibi kavalın peşinden gitmektir ezberlerle başkalarının aşkını yorumlamak. Herkesin kendi doğruları vardır aşktan bahsederken. Senin de doğduğundan beri ailenden, arkadaşlarından, kültüründen, çevrenden hatta içsel çocukluğundan - hoş...