Ana içeriğe atla

Aşk

Bu bir aşk yazısı ama aşk hakkında olup da aşk kokmayan cinsinden.
Yani boşuna arama, kenarlara karalanmış iki oklu kalpler göremezsin...

Hayatta bir defa olur VS Gerçeğini bulana dek çok değiştirirsin
İlk görüşte olursa olur VS Sonradan tanıdıkça seversin
Birliktelik uzadıkça aşk biter VS Yaşandıkça aşk büyür
İlk aşk unutulmaz VS Aslolan son aşktır
Aşıksan sevişirsin VS Sevişmeden aşık olamazsın
Aşıksan vur saza VS Şoförsen bas...
 -(gülücük)-
Liste uzar gider...

Ne de çok genelleme var aşk hakkında. 
Tek tip saç modeli yapıp, tek ağızdan konuşmak gibidir bazen. Kendine yakışmayanı sırf moda diye giymeye benzer başkasında gördüğün aşkı yaşamaya çalışmak. Koyun sürüsü gibi kavalın peşinden gitmektir ezberlerle başkalarının aşkını yorumlamak.

Herkesin kendi doğruları vardır aşktan bahsederken.
Senin de doğduğundan beri ailenden, arkadaşlarından, kültüründen, çevrenden hatta içsel çocukluğundan -hoşgeldinfreud- g
ördüğün, duyduğun aşk fikirlerin vardır muhakkak. Oysa, üzerine düşünüp, farkındalıkla anlamak lazım 'aşk benim için nedir?' diye. Bu yazıyı yazana, ona, sevgiline göre değil. Yalnızca 'sana' göre ne demek tanımlaman lazım.

Önce aşktan anladığını tanı. Çünkü tanırsan inanırsın. İnanırsan açık olursun. Açık olursan yaşarsın. Yaşarsan seversin. Seversen daha çok anlamaya çalışırsın ve anladıkça daha kolay taşırsın aşkın mutluluğunu da hüznünü de. Aksi halde sadece küfesini yüklenmiş bir hamal gibi kalırsın Eros'un gözünde.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...