Ana içeriğe atla

Faili Ocak Ayı (Uğur Mumcu, Gaffar Okkan, Hrant Dink)



İnsan olmayı hazmedebilmiş
, doğru davranmayı becerebilen, ülkesi için çalışan vatandaşımız var(dı) bizim.
  Aydınımız, gazetecimiz, düşüncesi uğruna savaşmak ve ölmek zorunda kalan Uğur Mumcu'muz var(dı)
  Bir gün evinin önünde, kendi arabasının içerisinde havaya uçtu bedeniyle beraber bütün gerçekleri/gerçeklerimiz.
  Üzüldük, utandık, nefret ettik, isyan çıkardık, adalet dilendik... Milyonların düşünce ve umutlarını öldüren, cesaretlerini kaybettiren bu cinayetin suçlularını istedik.
1993 yılından bu yana...
Faili Ocak ayı olan Uğur Mumcu cinayetimiz var bizim.

*


İnsan olmayı hazmedebilmiş, adil davranmayı becerebilen, ülkesinin tüm bireylerini eşit görüp, seven vatandaşımız var(dı) bizim.
Alt kimlik anlayışına ve teröre savaş açan, tüm tehditlere rağmen doğru uğruna savaşan emniyet müdürümüz, Ali Gaffar Okkan'ımız var(dı)
Bir akşamüstü, Diyarbakır'da pusuya düşürülmesi sonucu onu kaybettik.
Onunla beraber teröre karşı dik duruşumuzu da...
Üzüldük, utandık, nefret ettik, isyan çıkardık, adalet dilendik... Milyonların inanç, barış ve umutlarını öldüren, insanların mücadele cesaretini yok eden bu cinayetin suçlularını istedik.
2001 yılından bu yana...
Faili Ocak ayı olan Gaffar Okkan cinayetimiz var bizim.

*
 İnsan olmayı hazmedebilmiş, doğru düşünmeyi ve sevebilmeyi becerebilen, yaşadığı ülkedeki vatandaşların çoğundan daha da iyi vatandaş olan sağduyulu insanımız var(dı) bizim.
Köken tasası taşımadan aydın kimliği ile ülke menfaati için çalışan gazetecimiz, Hrant Dink'imiz var(dı) 
Bir öğle vakti gazetesinin önünde duyulan 3 el silah atışı sesi ile içi zift dolu bir çukura daha düştü bu ülke insanları.
Üzüldük, utandık, nefret ettik, isyan çıkardık, adalet dilendik... Milyonların düşünce özgürlüğünü, farklılığını, sabır ve umutlarını  yerle bir eden bu cinayetin suçlularını istedik.
2007 yılından bu yana...
Faili Ocak ayı olan Hrant Dink cinayetimiz var bizim.

Hrant Dink
...


 Faili Ocak ayı olan cinayetlerimiz var bizim
ama
sakın ola diğer ayları masum sanmayın.
 Zira sayısız ölümle onlar da müebbete en az Ocak kadar mahkumlar.

Yorumlar

  1. malesef ninicim faili ''ocak''olan bu cinayetlerin karşısında hiç bir şey yap(m)ayan devletimiz var...ve sen çok yaşa başbakanım diyen milletimiz...daha bir sürü şeyimiz var işte...seç beğen al pazarı ...

    YanıtlaSil
  2. Bu ironi gerçeğe dönüştü. Kayıplarımızın failleri bulun(a)madı, bulunanlar da çocuk çıktı zaten! Bize de, "faili ocak" demek düştü! Ocak ayında karanlık eller tarafından katledilen diğer iki aydınımız Muammer Aksoy ve Onat Kutlar'ı da saygıyla anıyoruz.

    Ey halkım unutma bizi, unutma bizi... demişti, unutmayacağız, unutturmayacağız.

    YanıtlaSil
  3. kesinlikle!

    Muammer Aksoy Ocak 1990
    Onat Kutlar Ocak 1995
    ...

    YanıtlaSil
  4. ya haklısın sahiden ocaktaydı hepsi. hiç bir araya getirmemiştim. güzel düşünmüşsün.

    YanıtlaSil
  5. Ocak'ta gülmek, Haziran'da ölmek zor nini.

    Ve korkuyorum ki bu sistem bizim bütün aylarımızı öldürecek.

    YanıtlaSil
  6. Bu değerler kolay kazanılmıyor ama malesef, kolay kaybediliyor.

    YanıtlaSil
  7. Tüm faili meçhul cinayetlerde kaybettiklerimiz önünde saygıyla eğiliyor ve kendilerinden tırnakları kadar olamadığımız için özür dilemeye bile utanıyorum..değmezdik biz onların hayatlarını bizler için yitirmelerine tıpkı çanakkalede bağımsızlık için canlarını verenlerin can vermelerine değmediğimiz gibi..

    YanıtlaSil
  8. Bu tutumunu gerçekten seviyorum.

    Eh Uğur'lar olmalı.

    YanıtlaSil
  9. Başkalarının düşüncelerine katlanamayan bir toplum oldukça ve çabuk gaza gelen bir toplum oldukça adaleti sağlamamız çok zor.

    YanıtlaSil
  10. Allah hepsıne rahmet eylesın mekanları cennet olsun..katıllerıde hem bu dunyada hemde obur dunyada cezalarını ceksınler ınsallah

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...