Ana içeriğe atla

Lütfen

Hayal et.

Bir şehirdeyiz seninle. Yüksek ve tarihi binalarla çevrili etrafımız. Başımız dönüyor. Bendeki tarih sarhoşluğu da, sendeki birkaç hızlı içilmiş yerel bira olabilir.

Sıcak esiyor rüzgâr. Soğuk bir şeyler arıyor dilimiz ve kurumuş damağımız. Ama bir yere oturmak yerine dikiliyoruz ayakta. Hiç itiraf etmesek de sanki zevk almaya başlıyoruz bu yoksunluktan; elimizin altındakinden ayrı düşmekten.

Her geçen dakika daha da kalabalıklaşırken etrafımız, oksijeni azalmış bir odaya dönüyor koca meydan. Yetmezmiş gibi o beğenmediğimiz sıcak rüzgâr bile terk ediyor bizi. Daha da ısınıyoruz. Daha da ısınıyor şehir. Derken bir adım daha atıyorum sana doğru. Ve sen anlamışcasına eğiliyorsun. Fısıldıyorum: Bu güzel meydana kıyabilecek miyiz?

Düşünme diyorsun her zamanki gibi. Yarını düşünme.

Aslında sevmiyorum yanıtını ama seninle aynı taraftayım. Ne kadar dirensem de devam etmekten alıkoyamıyorum kendimi. O yüzden gülümsemeni istiyorum. Çünkü sen gülümsersen ben düşünemem. Sen dokunursan ben düşünmem. Sen öpersen ben düşünmenin ne demek olduğunu dahi bilmem... Bu da benim bahanem oluyor. Pek zekice ve inanılır değil, farkındayım. Ne kadar da klişe: zaafım, suçumun bahanesi.

Düşününce, uğruna en sevdiğim şehrin, vazgeçemediğim meydanına kıyacak da değilim. O halde ne bu? Düşünme diyorsun. O zaman sen düşün de kimseyi huzursuz etmeden, patlatmadan, bu meydanı ayakta tutabilelim. Nasıl olması gerektiğini bilmiyorum. Bildiğime emin olduğum tek şey bir kelime: Lütfen.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...