Ana içeriğe atla

Kaya (Marble)

Mevzubahis, dalgalarla olan münasebetinden alsa da fotoğraftaki rengini, özünde kar beyaz olan, nam-ı diğer marble bir kaya.



Bir kayanın üstündeyim.
Çıkıntılı, hafiften rahatsız bir kaya. Ama yerleşecek kıvamda bir düzlük buluyorum yıl boyu masa başından kalkmayan "rahatı yerinde" yaşamıma.
-"Kaya" sınıflandırmama kanma, "marble" diyorlar adına buralarda.-

Yirmi metre ötesi lacivert, berisi yeşil bir deniz var ayaklarımın altında. Biçimsiz, sıra sıra turuncu dubaların ardından gelen dalgalar yüzüme patlıyor köklerime çarptıkça.
Islanıyor tüm dünyam.
Sırılsıklam oluyor bacaklarım, gözlüğümün camı ve iki kelam etmeye çabaladığım, tavernadan rica edilmiş kenarı yırtık kağıt parçası. Ama umursamıyorum. Bir tek kelimelerim ölümsüzleşirken destek olan kitabın ıslanmasına içleniyorum. -Sayfasını kıvırmaya bile kıyamadığım kitabın ıslanmasına.-

Ne akan mürekkep ne de etkisi geçen güneş kremi kaldırabiliyor beni olduğum yerden.
Öylesine huzurlu, öylesine dinlendirici, öylesine ilham verici bir kaya ki bu sayfalarca yazmak istiyorum.
Olmaz ya, bir de o kayanın üstünde bir daktilo hayal ediyorum...

Bikinimin sırtı çapraz. Beyaz tenim, emrivaki yeni rengine alışamayacak olsa da rüzgârın serinliğine kanıp güneşe meydan okuyorum.
Gel diyorum.
Gel ve gir içime.
Tüm bedenime doku güneş desenini. Ben burada huzur buldukça sana aitim. Denize aitim. Yüzümde patlayan dalgalara, "Bu kadın orada ne yapıyor?" bakışlarına aitim.
Anlıyorum ki doğanın büyüsüne kapıldığım bu seyahatimde* en çok bu kayadaki kar beyaz saatlerimi seveceğim.
Mutluyum.
Huzurluyum.
Hayatımdaki herkese, her şeye "dur" dediğim bugün adına yalnızca keyfimin bedelinden, ıslanan Ahmet Hamdi Tanpınar eserinden, özür dilerim.

28.07.2014/ *Thassos 

Son söz

Kendi kendime bunları karalarken birkaç kare çekilmiş ardımdan habersiz. İyi ki dedim. İyi ki de ölümsüzleştirmişsin bu anı Abidin. Bak, şimdi de portfolyona huzurun resmini ekledin. 

(Benimle dinle...)








Yorumlar

  1. Adsız08:36

    kıskandım ama seni mi abidin'i mi bilmiyorum :)))

    YanıtlaSil
  2. Doğa ile baş başa kalmak.. doğanın güzelliklerini, huzurunu, dinginliğini içine çekmek ne güzeldir....

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...