Ana içeriğe atla

"Siz Beni Artık Sevmiyorsunuz!"

... diye surat asmıştı okurlarına -kimse görmedi-. 
Oysa, eskisi gibi yazsa belki de böyle bir trip hiç gerekmeyecekti.


Oturdum ve eski yazılarıma baktım.
Çoğu ne kadar toy, ne kadar naif, ne kadar da umut dolu.
Dağınık cümleler, imla hataları...
İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken;"o" günü, yazdığı hislerini hatırlarken.
Hele o uzunun da uzunu cümlelerim...

Ne de çok yazmışım. Ne de çok yazacak şey bulmuşum.
Şimdi o kadar yazamıyor oluşuma kızgınım.
-Yazacak şeyim olmadığından değil, yazamayışlarıma kızgınım-

En çok kendime, azdan da biraz fazla size kırgınım.

Nerdeyim?
Nerdesiniz?



Yorumlar

  1. ben de böyle hissediyorum demeye şaşkınım:))

    YanıtlaSil
  2. Adsız09:54

    tüm blog yazanlar zaman zaman bu hisse kapılıyor. şimdi soru şu : sanat sanat için mi, sanat halk için mi? eğer kendin için yazıyorsan, yani seni tatmin edecek dolu olduğuna inandığın konularda yazıyorsan bunlara katlanmak lazım. okuyanlar için yazıyorsan, okunsun diyeyse yani hem de çok okunsun; evet çok okunacak blog yazabilecek zeka ve kabiliyete sahibiz, çok okunuruz da. cinsellik temelli, kadın erkek ilişkilerinden bahset, cesur ol, fotoğraflarla destekle oldu bitti.

    bu yolu denediğim zamanlar olmadı değil, başarılı da oldu, çok okunuyordum ama ben tatmin olmuyordum, farkındaysan o tür yazıların hepsini uçurdum. şimdi okumaktan en çok keyif aldığım bloglardan biri kendi bloğum :))

    işte böyle, ben ne dedim kendim de bilemedim ama sanırım sen anladın.

    dostça kal, ben seni her zaman okuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anladım ben seni. Her zaman kendim için yazdım, çoğu zamanda saçmaladım. Ama yine de ne bileyim. İnsan seviyor buradaki iletişimi. Facebook, Instagram vs değil, buradakini...

      Şu an sana yanıt yazıyor olmak bile mest ediyor. :) Teşekkürler, sen de böyle kal.

      Sil
  3. Sevgili Nilay. İnan bu belirttiğin duyguları bende fazlasıyla yaşayıp üzerine dertlendiğim çok oldu. Bundan dolayı yeni bir blog açtım ve dondurduğum yazma eylemine biraz daha hayat verdim.Bu boşlukta yazmaya susanan zamanlar oluyor. Son derece haklısın. Buraların eski hâlini o kadar özlemekteyim ki; anlatamam. Neredeyse hergün yazardık, yorumlar bırakırdık. Yaşadığımız hayatın akışındaki sallantılar burasını da fena halde etkiliyor. O eski rüzgarların esmediği çok net. Değiştik mi, yabancılaştık mı inan bilemiyorum? Hep bir sıkıntıdan, kederden yaka silkiyoruz. Yinede yalnız olduğunu hissetme sakın.

    Eski yazılara bakmak çok tatlı bir his. Bende arada okuyorum. Hüzünlenip bir taraftan da neler yazıyor muşum dedirtiyor. Onun için kırgınlığını azaltacak şeyleri yapmaya elimizden geldiğince paylaşarak çalışalım. Olabildiğince... Güzel kal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Rodolfo, her zaman aynı düşündük zaten seninle. Sonuçta zamanının dur demeden yazanlarıydık.
      Sen de hep güzel kal, sevgiler.

      Sil
  4. Büyüyorsun, ve gaaayet buralardayız sanki :S

    YanıtlaSil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  6. walla önce resim dikkatimi çekti ne yalan söylim şimdi =P temsili sandım ama değilmiş, bu tarz hislere bazen bende kapılıyorum sonra geçiyor, takipçi sayısı seni yanıltmasın çoğu bloglarımıza dahi gelmiyordur ama rakamın büyümesi içten içten insanı mutlu ediyor. çikolata gibi yalancı bir mutluluk işte !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında takıldığım şey takipçi rakamı değil. Eskiden buralarda muhabbet ederdik. Yazdığım şeylere eleştiri gelirdi ya da eklemeler... Onları özledim işte. Ama özünde dediğin gibi, çikolata. :)

      Sil
  7. Biz buradayız yazmanı bekliyoruz güzel insan :) yazma eyleminin hiç tükenmemesi dileğiyle, saygılar sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Bolat, teşekkür ederim çok çok. :) Sevgiler.

      Sil
  8. peki ama nasılsın yaaa :)

    YanıtlaSil
  9. sana bir ödül verdim ama işteee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun zamandır ödül almamıştım, geldim:)

      Sil
  10. Biz seni hala seviyoruz....
    buradayız nini..
    izlediğimiz blog sayıları arttıkça kayboluyoruz bazan..
    ev de pek görünmüyordun . rahatsız etmeyelim dedik bizde.
    selamlar.. sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dilediğin zaman "rahatsız" edebilirsin Şahin Shirin, teşekkürler. :)

      Sil
  11. Delilikle sıradanlık arasında mor bir gül var esasında. Konu da, ben de buraya ne şekilde geldiysem artık.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...