An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin: 1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin. Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...
Ah Nini ah pek pessimist postlar yazmışız bu günlerde bize neler oluyor yaw :))
YanıtlaSilBütün ışıklar sönerse, zombilere gün doğar. Işıkların sönümünün zombilerinin günü olması da pek bir ilginç geldi şimdi. Bizim karanlığımız onların aydınlığı... Gerçek hayatta da insan görünümlü zombiler için değil mi zaten bizim karanlığımız; onlara aydınlık? Yalnız, hiç de fena bağladım, iyi bile sayılabilir. HOH.
YanıtlaSilO zaman, bangırdasın kulaklarda Losing My Religion.
Duyguları yalnız korkular uyandırıyor.Aradaki 2 dakila cok onemli kahrolsun Sarımsak!
YanıtlaSilİ.A