ben burada olmak istiyorum. stresten, işten, kalabalıktan, internetten, haberlerden, matkap sesinden, topuklu ayakkabıdan, ailemden, kavgadan, sevgilimden, dostumdan, dedikodudan... her şeyden uzakta. şimdi sen bunu okuyorsun ya, ben burada olup senden de uzak kalmak istiyorum. sevdiğim-sevmediğim ne varsa düşsün 5 dakikalığına yakamdan. söz güneşi batırıp geri döneceğim bensiz sahteliği eksik kalacak dünyaya ama şimdilik bi destur! müzik bile benimle olmasın bu defa. sadece rüzgar, dalga ve yengeçlerin ayak sesleri... kıyafetlerimi de atayım ki kenara, esintiyle üzerime bulansın kum taneleri. ... 1... ...2... ...3... ...4... ...5 . uyanış (bknz: beyaz yatak )
İsyeaaaaan, geriye bir avuç.... ya ne diyorum ben? Mahvettim şiirselliğini, of of kömür gibi yanıyorum şu an. Sanırım susmalı artık.
YanıtlaSilBir yorgunluk kahvesi içip çıkar kelimeleri, kovaladıkça kaçan ateş böceği sanmasınlar kendilerini......
Ya ama harf onay şeysinden getirmişsin. İnsan olduğunu insan böyle kanıtlamaya gıcık oluyor ama. Hem insanlık üç kelime yazmakla da kanıtlanmaz. Yapma bunu nininini yaaaaar. - lililili yar söylemini sana uyarladıktan da sonra susuyorum. Cidden! -
YanıtlaSilumarım beden yorgunluğudur.. ruh yorgunluğu olmasın da..
YanıtlaSilkelimelerin için acele etme..iyice dinlen sen. biz bekleriz burda... :)
Üzerine karabasan oturmuş gibi değil mi ? Bağırsan duymuyo kimse.. Elini kıpırdatamıyorsun.. Kabullenip yumuyorsun gözünü.. Üzerine oturan o şeyden korkmaya devam ederek..
YanıtlaSilYazma gücü önemli bir alışkanlıktır yazmadığında uçup gider Nini :)
YanıtlaSilZamanı gelince o kelimeler dökülür meraklanma :)
YanıtlaSilKır dizini otur.
YanıtlaSilBence suskunluğunu yalnız bırak, kendini dinlesin...Takma kafana !
YanıtlaSilBazen öyle yorgundur ki yürek, insanın ne aklı kalır düşünecek ne de takati konuşacak.. Bazen sadece bir ölü gibi sessiz, bir yaprak gibi savunmasız olur ve birşey yaparsın sadece. O da aslında "Hiçbirşey"dir. Ne düşünürsün ne çalışırsın ne yürürsün ne de yersin/içersin. Aslında bunların hepsini o anda yaparsın ancak bitkinlik ve bıkkınlık hali öylesine sarmıştır ki zihnini, bedenini ve dünyanı hatırladığın tek şey boşboş oturmak/uzanmak/bakmak'tır. Böyle durumlarda yaptığın tek şeyin aslında "Hiçbirşey" olduğuna karar verirsin. En iyisi ne yapmalı biliyor musun? Elbetteki "Hiçbirşey" değil.. Ancak kendi etrafına bir koza örmüşsün. İstesende, istemesende yaptığın yapacağın şu anlık sadece "Hiçbirşey"dir. Kozadan dışarı çıkınca kanatlanıp yeni dünyalar tanıyabilirsin. Böylece bir buhrandan da çıkmış olursun. Fırtına sonrasında mis gibi açan bir hava gibi, en çetin kıştan sonraki ilkbahar gibi.. Örnekler uzar gider. O zaman asıl soru şu: "Kozadan ne zaman çıkıyorsun?" Peki bu soru bir cevap mı bekliyor yoksa eylem mi?... Diyeceksin ki "eylem gerektiriyor sözlerine göre ama o eylem ne?" Cevap veriyorum: ...
YanıtlaSilGüzel bir paylaşım olmuş.Teşekkürler.
YanıtlaSil