Ana içeriğe atla

Duvar


... ,
çünkü sen benden, ben senden, biz ise bizden uzaklaşalı çok oldu. Başlangıçtaki büyü ile eş gördüğümüz benliklerimiz, zaman geçtikçe aramıza duvar ördü. Büyüttüm, büyüttün, büyüdü. Duvar yükseldi; göremez olduk birbirimizi. Sen dedin ki "neden yaptın bunu?". İndirdin balyozunu bizi kurtarabilmek için aramıza giren duvarın kalbine. Ben ise "dur" dedim, "durmazsan molozların altında ezileceğim/z". Sen vurdun, ben ezildim. Üstelik duvara asıl sebep de sendin. 
...
Vurabilirdim ben de elimde balyoz olmaksızın var gücümle o duvara. Ama yapmadım. Kanasam da, üstüne kanımın sinmiş olduğu moloz parçacıklarını solusan da* durmazdım bir dakika. Ama yapmadım. 
Senin duvar diye lanetlediğin aramızdaki son hudutun da yıkılışına seyirci kalamadım.
...
Bu yüzden artık dur. Yorma, yorulma, dur! 
...
Artık sıva zamanı. 
Aramızdaki haklı duvarı kabullenip, hangimiz usta diye düşünmeden, bizimle son bir kez biz olarak barışmalı. 
Zorlamaya da, acıtmaya da gerek yok; varsın bu hikaye de böyle bitsin.
Şimdi sadece sırtlarımızı verelim aramızdaki duvara ve gidelim sessizce kendi yönümüze.
Baksana üstümüz başımız toz içinde...
.
*Bir yazı okudum Yekta Kopan'dan... O yazı etkiledi ve buraya bunlar döküldü. Hele ki şu kısmı: "Kırabilirim seni, paramparça edebilirim... Ellerimin kesilmesine, kanımın sana bulaşmasına aldırmadan hem de. Ama seni kanatmak istemiyorum ki... Yaralanmamı bekleme o zaman. Sadece yeni bir başlangıca izin ver..."

Yorumlar

  1. Yalnız, 40 yıllık "Forever"dan hiç böyle bir şey çıkartmak aklıma gelmemişti. Şu an kendimden, yaratıcı saydığım fikirlerimin üşengeçliğinden ve Lady Gaga dinleyen kulaklarımdan utandım...... 3 maymunu oynuyorum gibi bir şeyler yani anlayacağın.

    Yazıyla da ilgili yorum yapmaktansa, şu şarkıyı altına paylaşarak daha akıl karı bir işe imza atmış olacağımı düşünüyorum. He ama söylemeden geçemeyeceğim, "Kelimelerini diziş şekline kurbaan. ehehe. Klavyene sağlık."
    " Ben o duvarlara çarpa çarpa nasır tuttum, ağlaya ağlaya yosun tuttum..."
    http://fizy.com/#s/1ai0pr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beyza,
      :)

      yine nokta atışı geldi senden,
      böyle bir yazının altına elbette "Duvar"

      Sil
  2. Kalp , bedenin 'Şato Dif' i
    dir.İnsanlar görmek istemedikleri
    masum hisleri hapsederler oraya.

    YanıtlaSil
  3. Adsız09:47

    ikisi de güzel

    YanıtlaSil
  4. Öncelikle Beyza çılgını aklımı okumuş,şarkıyı anımsatmış sana.

    "Gördüm neyleyim,
    insanlar vardı duvarın içinde
    ya ben hep duvara konuştum,
    yada duvar değil konuştuğum içinde insanlar var,
    nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.
    içinde değil duvarların insanlar,
    sadece arasındalar..."

    Bu geldi aklıma BANA BİR ŞEYHLER OLUYOR'da Altan Erkekli ustanın tiradından.

    İnsanlarla kalarak ustalaşmamız bundan,duvarlardan. Hep toy,çırak kalalım bu manada..

    Saygıyla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aylak,

      Beyza da sen de güzel tamamladınız yazıyı,

      teşekkür ederim,

      sevgiler.

      Sil
  5. Ne zaman eskiyor sevgiler, ödenen bedellerin acısı geçincemi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. safransarı,

      aynen öyle...
      çekiyorsun, sonra da eskiyor.
      ya da hiç eskimiyor aslında,
      bağışıklık kazanılıyor...

      Sil
  6. Çok güzel..
    Hele şu şarkıyla okuyunca daha bi etkilendim http://www.youtube.com/watch?v=2eJUFx4Y9eQ
    :)

    YanıtlaSil
  7. "Zorlamaya da, acıtmaya da gerek yok; varsın bu hikaye de böyle bitsin." diyerek sonuna geldiğim hikayelerim çok oldu.. :/

    ayrıca dün görmüştüm, "Kırabilirim seni, paramparça edebilirim... Ellerimin kesilmesine, kanımın sana bulaşmasına aldırmadan hem de. Ama seni kanatmak istemiyorum ki... Yaralanmamı bekleme o zaman. Sadece yeni bir başlangıca izin ver..." favorilerime bile eklemiştim :)

    sanırım yine aynı hissiyatlar içindeyiz nini'm^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuul'umsum!
      her zamanki gibi...

      tek farkımız benim yanımda her daim bir Mavi'm var... inanıyorum ki bir gün senin de olacak!

      Sil
    2. Nini'm! o günleri de görelim!^^ tebessüm ettim nasıl^^

      Sil
  8. ÇikolataHırsızı,
    ne güzel nickin var^^
    teşekkür ederim

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...