Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

99 Problems

Otursam sabaha kadar aralıksız yazarım. Haftalardır bu geceyi, bu modu beklemiş gibiyim. Nitekim 5-6 tane taslak kaydettim bile. Çok kelimem var paylaşmayı istediğim ve de çok kelimem var paylaşmaya cesaret edemeyeceğim. Şimdi ise düşünmeden sıralanıyor bütün kelimelerim ardı ardına. Düzeltmek için bile tekrardan okumayacağım bir yazı yazmak; sabah uyandığımda byorumlara rastlayıp ne yazdığımı çıkarabilmek istiyorum. Size bir şey itiraf edeyim mi. Ben aslında çok şey değil, sadece soğuk meyveli yoğurt ve huzur istiyorum. Mümkünse güzel bir müzik eşliğinde.    99 Problems Parçalı bulutlu, kendime zorla yıldızları gösterebildiğim gecelerden birinde dedim ki yanımdakine: "sıcak değil aslında bizi bunaltan, sıcağın varlığını fırsat bilip de bedende asalaklık yapan nemdir aslında insana düşman olan" Sonra bir an için sustuk ve elimizdeki kadehlere baktık. Kafamızı kaldırıp da göz göze geldiğimizde ise dudaklarımızdaki büküklük yerini kahkahalara bıraktı. İşte tam da o anda...

Pike

ne yastığa var ihtiyaç  ne de pikeye baza dahi olmasın, sen sokul yeter tenime. ister uyanık oluruz,  ister bulutlarda beden olmasa da olur ruh akar usulca damara. varlık mı bu, hiçlik mi? sahi hangimizde gizli  tanrı parçacığı   ? kafam pek karışık, anatomimde de sualler. oysa düşte ne de kolay cevapları: hele bi sen çekiversen  kokumu içine ah bi de inansa midem gitmeyeceğine... işte biz, tam da o düş günü kulluktan çıkıp  belki de pike olacağız

Ünzile Kaç Koyun ediyor?

Bazı zamanlar düşünürüm kendi kendime hayata dair. Kimi zaman insanlar; kimi zaman para; kimi zaman savaşlar, kimi zaman kutup ayıları… İtiraf etmeliyim ki bu düşünceler arasından en çok da “ aşk” uğrar zihnimin kapısına. Hatta yıllardır o kadar bir parçası oldu ki nöronlarımın, zile basmasına gerek yok, yedek anahtarı var bin bir gözlü bohçasında... Tüm bu süslü kelimelerimle anlatmak istediğim şey şu ki: aşk, yaşasam da yaşamasam da hep aklımda. Üst katımda, yan sıramda; filmlerde, kitaplarda; dostumda, düşmanımda; kafesteki muhabbet kuşlarımda... Sevgi kadar ömrü uzun olmasa da, “ aşk ” bu, yüzyıllardır hâkim insanlığa. Bu bir aşk yazısı, evet. Aşk hakkında ama aşk kokmayan . Aynı anahtarla zihnime konuşlanan fakat diğer akrabalarından farklı olan. Demiştim ya aşkın bin bir gözlü bohçası diye, işte belki de bu eksik kalmış bin ikinci göz. Bütün börtü böcekli; mutluluk ve ihanet arası emsallerinin arasında unutulan, çok fazla konuşulmayan.  Mesela ben, kendi ad...

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Duvar

... , çünkü sen benden, ben senden, biz ise bizden uzaklaşalı çok oldu. Başlangıçtaki büyü ile eş gördüğümüz benliklerimiz, zaman geçtikçe aramıza duvar ördü. Büyüttüm, büyüttün, büyüdü. Duvar yükseldi; göremez olduk birbirimizi. Sen dedin ki "neden yaptın bunu?". İndirdin balyozunu  bizi kurtarabilmek için  aramıza giren duvarın kalbine. Ben ise "dur" dedim, "durmazsan molozların altında ezileceğim/z". Sen vurdun, ben ezildim. Üstelik duvara asıl sebep de sendin.  ... Vurabilirdim ben de elimde balyoz olmaksızın var gücümle o duvara. Ama yapmadım. Kanasam da, üstüne kanımın sinmiş olduğu moloz parçacıklarını solusan da * durmazdım bir dakika. Ama yapmadım.  Senin duvar diye lanetlediğin aramızdaki son hudutun da yıkılışına seyirci kalamadım. ... Bu yüzden artık dur. Y orma,  yorulma, d ur!   ... Artık sıva zamanı.  Aramızdaki haklı duvarı kabullenip, h angimiz usta diye düşünmeden,  bizimle son bir kez biz olarak barışm...

Yalan Dünya

Kelimeleri olmalı ki insanın,  karşılaştığı her durumda çözülebilsin dili.  O lmasın her şeyi daha da içinden çıkılmaz hale sokan o tutukluk hali. Riya, ihanet, yalan, politika... Ya biz oluyoruz raydan çıkan ya da eşimiz dostumuz oluyor bizi trenin altında bırakan. Her birinde ayrı yanıyor canımız; doluyor kin bohçamız. Derken nutkumuz tutuluyor.  Ne sevdiğimizi söyleyebiliyoruz ne de sevmediğimizi. Ne mutlu olabiliyoruz ne de üzgün. Ne pişmanlıktan bahsedebiliyoruz ne de af dilemekten. Her şeyin taktik ve maske olduğu dünyamızda, tutuk kaldığımız tek gerçek ölüm.   Geriye kalanın hepsi,  en masumun bile gizliden sahte olduğu yalan dünya. Hâl böyle olunca dürüst olmak gitgide zorlaşıyor insanın doğasında. Hele ki (zamanında) sevdiğin insanlardan gelen hayâsızlıklarla. Hele ki (hâlâ) sevdiğin insanlara yaptığın hatalarla. Susmak istemiyoruz çoğu kez: gördüğümü gör-bildiğimi anla   demek istiyoruz bizi yoran ki...

Sivas Katliamı

Olay: Katliam Tarih: 2 Temmuz 1993 Yer: Madımak/Sivas Ne üstadlar, alimler karalamış kelimelerini; ne yetenekler vurmuş duygularını sazına... Aradan geçen bunca yıl içerisinde ne acısı geçiyor bu utanç dolu lekeli olayın, ne de insana verdiği kin duygusu... Diri diri tam 37 canın, yavaş yavaş, ne olduğunu anlayamadan küle dönmesini izlediler. Diri diri tam 37 canın, şaşkınlık ve korku içerisinde kendilerini dışarıya atma çabalarını, zevkle ve inançla izlediler; dışarı çıkabileni de linç ettiler. Diri diri tam 37 canın, önce saçları ve vücudundaki tüyler, ardından derisi, sonra sinir uçları ve bütün bedeni yandı. Yavaş yavaş, acı ve çığlıklar içerisinde. Diri diri tam 37 candan, belki de bir kaç tanesi diğerlerinden önce karbonmonoksit zehirlenmesiyle ölecek kadar şanslıydı. Önceydi belki ama yine yavaştı. Diri diri tam 37 canı, ne olduğu belirsiz-kime çalıştığı belirli mahluklar, planlı ve inançlı bir şekilde yaktılar! Zaman zaman hortlar içimde Madım...