Ana içeriğe atla

Hachiko ve Hikayesi

Hachi
Sevgi... Kendi adıma, hayatım boyunca en ama en çok önem verdiğim, düşkün olduğum ve vazgeçilmezim olan kavram. Her zaman saygının da, vefanın da, sadakatin de sevgiden geçtiğine inanmışımdır. İnsanların varoluş tarihlerinden bu yana birbirlerinin güvenini kıracak çok şey yaptıklarından olsa gerek, bugün birçok kişi, herhangi bir canlıya besledikleri sevgiyi 10, 100, hatta 1000 insana bedel görebiliyor...

Hachiko...
Hachi, kelime anlamı sekiz olan Japonca bir isim. İnanca göre kutsal, göğe eren rakam olarak kabul ediliyor.
1924 yılında, Tokyo Üniversitesi'nde görev yapan Japon profesör Hidesaburo Ueno, evine dönerken istasyonda rastladığı saf Akita cins köpeği sahipleniyor. Kısa süre içerisinde aralarında oluşan bağ, Hachi'nin akıllı ve kolay öğrenen bir hayvan olmasıyla birleşerek bize çok önemli bir "hayat dersi" olan bu gerçek hikâyeyi sunuyor

hachiko
 Her sabah üniversiteye gitmek üzere istasyona yürüyen sahibine bir sabah Hachi de eşlik etmek istiyor. Profesör başta engellemek istese de bir yolunu bulup peşine düşen bu tatlı köpeğe izin veriyor. O gün, ertesi gün, bir sonraki gün derken her sabah profesör Ueno yanında Hachi ile beraber metrosuna yürüyor. Sahibini uğurladıktan sonra evine dönen Hachi belki hava değişimi, belki tren sesleri, belki de içgüdüsel bir şekilde sahibinin dönüş saatini de hesaplayarak her akşam saat 5 olmadan istasyon çıkış kapısının karşısındaki bekleme noktasında yerini alıyor. Sahibi ve çevredeki insanları şaşkınlığa uğratan bu hayvan, her sabah istasyonda uğurladıktan sonra, akşamları da sahibini karşılamak üzere geri dönüp bekliyor. Gel zaman git zaman herkesi kendine sevdiren ve alıştıran Hachi'nin, bir akşam saatlerce beklemesine rağmen sahibi geri dönmüyor. İnatla, evine dönmeden ve yerinden kıpırdamadan beklediği sahibi maalesef günler, aylar, yıllar boyu hiç geri gelmiyor. Bir şeylerin ters gittiğini anlamış olsa da, belki de üniversitede kalp krizi geçirerek ölen sahibinin yokluğunu kabullenmek istemiyor.
Kim bilir, belki de onu bu şekilde anıyor ya da yaşatıyor...
"10 sene"

Tam 10 sene boyunca hep aynı yerde sahibinin dönmesini bekledi. Akşam vakti saat 5 olduğunda gözleri istasyonun kapısından çıkan insanların üzerindeydi. Tüm bu yıllar boyunca sayısız gazeteci, turist tarafından ziyaret edildi. Evine gitmeden, sokakta yaşadığı için çevredeki insanlar tarafından sahiplenildi, beslendi ve gerektiğinde tedavi ettirildi.
Her koşulda yılmadan sahibini bekleyen bu "köpek" geçen yıllarla birlikte yaşlandı ve 11 yaşında, yine sahibinin dönüşünü beklediği noktada öldü. (8 mart 1935)
Ölümünün ardından Japonya'da, Shibuya metro istasyonunun önündeki beklediği noktaya sadakat ve insan-hayvan ilişkisinin emsali olarak Hachi'nin heykelini diktiler. Verdikleri değer ve anlam öyle büyüktü ki koca bir dünya (2.Dünya) savaşının ardından yıkılan heykeli, japonlar yeniden yapılandırdılar.
Hachi bugün hâlâ orada ve sahibini ölümsüz bir sadakat ile bekliyor.


Hachi ve Hachi Heykeli
Hachi'nin sadece 1 sene beraber yaşadığı  sahibine karşı beslediği sevgi, onu 10 yıl boyunca bir istasyon kapısında bekletecek kadar sadık kılıyor. Kar-kış, hastalık, yalnızlık vb. demeden...
Ne kadar ironik değil mi?  
Hachiko bir köpekti ve milyarlarca insanın asla olamayacağı kadar sevgi, sadakat doluydu. Aralarındaki öyle özeldi ki, bir insan ve hayvan arasında yaşanan bu ilişki yıllardan beri sayısız kitaba, filme, derse konu oldu. Bugün ise ben geliyor ve size ondan bahsediyorum. 

Sizce de çok özel, sizce de çok anlamlı bir hikâye değil mi bu?

Onların en az insanlar kadar mühim olduğunu ve onlara en az kendimize olabildiğimiz kadar "insan" olmamız gerektiğini unutmadığımız günlerin olması şerefine, kadehimi Hachi ve Hachi gibi* yaşanmışlıklarıyla insanlara sevgi-sadakati öğreten tatlı dostlarımıza kaldırıyorum.


her yıl 8 Nisan tarihinde yüzlerce kişi Hachi'yi anmak ve
hayvanlara duydukları sevgi adına heykelinin önünde toplanıyor 


* Hachi gibi bir diğer hikâye : Ölen sahibinin mezarını kendi ölümüne dek bekleyen-koruyan Bobby için tık tık
**Bu hikâye ile ilgili Hachiko Monogatari (1987) ve Hachi a dog's tale (2009) filmlerini izleyebilirsiniz.


Yorumlar

  1. Adsız23:58

    Bahsettiğin filmi tıklayınca gördüm. İzledim, kısa bir videosuda geçtiğimz yıllarda facebookta dönüyordu.

    O kısacık video bile ağlamama yeterken, bu yazıdan etkilenmemek mümkün değil.

    Benim de köpeğim var, sokakta bulmuştuk yıllar önce. Ameliyat olmuştum birkaç yıl önce 3gün doğru düzgün başımdan kalkmadı, annem zorla tuvalet ihtiyacını gideriyordu.

    Çok sadıklar, çok sevimliler, çok içtenler, bir bakışları ile her şeyi anlatabiliyorlar. Minicik bedenlerinde kalpleri o kadar büyük ki...

    Harika bir yazıydı, ellerine sağlık güzel arkadaşım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pastel,
      canım teşekkür ederim!
      Köpeğinin sana olan düşkünlüğü çok güzel. ama ondan da güzel olan senin bunun farkına varman. keşke herkes edindiği hayvanına ya da sokaktakilere senin kadar anlayışlı olsa

      Sil
  2. Eskiden hachi'nin heykeli birbiriyle tanışmak isteyen gençlerin uğrak mekanıymış.Orada buluşup tanışırlarmış.Filmini izledim ve saatlerce ağladım.Böyle bir sevgiyi bir insan bir insana bile veremezken hayvan dediğimiz bu güzel varlık sevginin ne olduğunu bizlere kanıtlıyor adeta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hallucinations,
      Çok haklısın! benim de gözlerimde yaş kalmadı resmen...

      Sil
  3. hayvanlar daha sadık dostlar canım anlattığın hıkayeyı ılk defa duydum muthıs bı olay onların ıcgudulerı duyguları bızden guclu hıslerı zaten,paylasımın cok guzel olmus canım tesekkurler keske ınsanlar hayvanları ornek alabılseler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biricitim,
      keşke canım, keşke az biraz benzeyebilse insanlar da onlara..

      Sil
  4. Çok etkileyici ve tüm insanların ders alması gereken bir hikaye .
    Birbirlerinden bir yudum sevgiyi , sadakati esirgeyen insanların varlığını düşündükçe , Hachi'nin karşılıksız ve derin sevgisi beni çok duygulandırdı .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zeynep,
      Aynı duyguları paylaşıyoruz seninle, her zamanki gibi...

      Sil
  5. Ben önce bu filmi izleyip sonra öyküsünü okudum ve müthiş etkilendim. İzlemeyenlere mutlaka tavsiye ederim,ve ahh vefa deyince akla ilk köpek gelmesi boşa değil,bununla lgili bi anım da var hatta:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İpekböceğim,
      anın ne? merak ettim:)

      Sil
  6. köpekler ve atlar .. keşke insanlar onlarla yer değiştirse..

    YanıtlaSil
  7. Hiç duymamıştım daha önce bunu, benzerleri de var biliyorum ve hepimize büyük ders olmalı bu sevgiler...

    YanıtlaSil
  8. Evde yaşayan bir köpek dostu olan birisi olarak söylemeliyimki onlar kadar sadık onlar kadar düşünceli canlılar bulmak neredeyse imkansız ama beni en çok şaşırtan insanı insandan daha iyi anlayabilen canlılar olmaları çoğu zaman..

    Hikaeye gelince, çok duydum çokta küçük yazılar okudum bu konu hakkında ancak yüküne dayanamadığım için izlemeye cesaret edemedim henüz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamer,
      İzlemesi çok güç bir film zaten, gözde yaş kalmıyor:(

      Sil
  9. Çok güzel özetlemişsiniz elinize sağlık....

    YanıtlaSil
  10. bu arada facebook sayfamda paylaştım (izin vereceğinizden emin olarak :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Argos,
      Teşekkür ederim, seve seve=)

      Sil
  11. Hani bazen sinirlendiğimizde birisine hayvan diyoruz ya deme işte onlara hakaret etme o kişiler o hayvanların tırnağı olamaz

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...