Ana içeriğe atla

Meczup

Kafalarımız karışık, yorgun ve saçmalamaya müsait haller içerisindeyiz. Her birimizin kişisel yaşantısı yeterince problemli değilmiş gibi, bir de etrafımızda olup bitenlerden nefes alamaz duruma geldik. Bir gün otobüste yanımızda oturan adamın kafatasını cama vurarak kırmak isterken; bir başka gün markette çocuğunu kolundan sürükleyen kadını saçlarından et reyonuna asmak isteyebiliriz. Gelin görün ki bu uçuk fantezilerimize rağmen aslında havlayan köpekten hiçbir farkımız yok.
Biz sadece adalet, insanlık ve sevgiye olan özlemlerimizin çizdiği yolda, sıyırmak üzere koşar adımlarla sek sek oynuyoruz. 8 adım ileri, 8 adım geri. Lanetlenmesi gereken insanlar yanımızdan bisikletle geçerken, biz olduğumuz yerde zıplayıp duruyoruz.
Ne de olsa meczubuz...
Bize meczup diyorum ama Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kimse* olanından değil; şahit olduğumuz çirkinlikler sayesinde dengesini kaybetmiş olanlardanız biz. Her gün haberleri okuduğunda kendini camdan atmak isteyen; "bundan beter ne olabilir ki" dediğimiz günün ertesinde daha vahşi bir cinayetle karşılaşanlardanız. Biz, gözümüzden sakındığımız hayvanımız kadar şanslı olamayan bir sokak köpeğinin, insanlar tarafından tecavüze uğraması sonucu belinin kırıldığını gözümüzle görenleriz. (bknz: Uzaylılarla İşbirliği ); biz N.Ç. davasına tüm ülke nüfusuyla aynı anda şahit olup şimdi, hâlâ, unutmadan merak eden birkaç binden biriyiz.

Günümüzde öyle bir hal aldık ki: kadın-erkek; inanan-ateist; Türk-Ermeni; Fb-Gs'li; iktidar-muhalefet vb. derken, gruplardan grup beğenir olduk kendimize. İlla ki aramızda bir ayrım olacak, illa ki bölüneceksek ben de pastayı buradan dilimliyorum, afiyetle buyurun: akıllı ve meczuplar!
 Ülkemizde terminolojiden bağımsız olarak, inanan bir kimse, bir eylem yapıyor ve bu eylemi din - Allah adına yaptığını söylüyorsa meczup ilan edilir. Ve yine terminolojiden ve bilimden uzak bir şekilde, psikolojik bir tedavi görmesi gerekirken, kendi dini örgütleri içerisinde "iyileştirilirler".
Yine terminolojide yer alan bir diğer anlamıyla meczup: aklını yitirmiş, deli, sapık* gibi kelimeler ifade ediyor. Her ne kadar ülkemiz genelinde din içerikli hareketlere kılıf olarak kullanılmasıyla ünlenmiş olsa da, ben bu meczup sıfatını biz azınlıkta kalan, gerçek değer ve yargılara sahip, "insan" olmayı hazmetmiş ve becerebilen insanlar adına kullanıyorum. Ne de olsa aykırı olan biziz, ne de olsa farklı olan biziz, ne de olsa tu kaka olan da biziz... O zaman biz de kendimizi meczup ilan edelim ve kendi aramızda birbirimizi iyileştirelim.
Ne dersiniz?(tebessüm)
Bu da bizim şarkımız, sözlerini özenle dinleyelim>> Meczup

not: bunu da izleyin isterim: tık tık 
*meczup

Yorumlar

  1. 2 tane mimim var.Birini yapmışsın önceden.iğerine bir bak istersen mimledim seni:)

    http://pispapaz.blogspot.com/2012/03/2-mim-bir-arada.html

    YanıtlaSil
  2. beynimi, ruhumu tatil çıkartabilmek için dünden beri inzivaya çekilmeye çalışırken senin bu yapığına ne denir..
    haklısın işte.. bak bana.. al işte sana bir tane daha meczup..

    YanıtlaSil
  3. Az bile yazmışsın...
    Ne yazık ki ruh sağlığımızı korumak için ciddi çabalar sarfetmeye başladık.

    Oysa ki dünyayı kurtaracak tek şey SEVGİ'dir..
    Sevgiler ninicim..

    YanıtlaSil
  4. bunları görüp duydukça insan insanlığından utanıyor vesselam. meczubuz. ki çok garip meczuplar hem de. çaresiz meczuplar.

    YanıtlaSil
  5. belki meczup olmaktan başka çare yok.bütün evreni düzeltmek mümkün değil. çirkinlikler vahşilikler her zaman olacak galiba.. elden geldiğince yaşamı güzelleştirme çabaları içinde olmak ondan sonra mümkün olduğunca uzak durmak en iyisi galiba.. aksi durumda yaşama zevkini kaybeder insan..

    YanıtlaSil
  6. geçenlerde düşünüyordum. Hatta bir arkadaşıma söyledim..
    Girsek bir teste yüzde 70'imizi kapatırlar abartmıyorum!
    Akıllı dediler dolu etraf.

    YanıtlaSil
  7. meczup olma durumları sanırım kendimi bildim bileli var bende...senin dediğin anlamda:)

    sevgi kurtaracak dünyayı ama ne zaman?gelmedi mi zamanı hala ninicim?

    YanıtlaSil
  8. türkiyemin üstünde dolaşan bu kara bulutların en büyük sebebi ekonomik sıkıntıda olmalarıdır ! insanın cebinde parası olsa, ay başına yetişecek borçları olmasa bu kadar buhranla dolaşmayacak sokakta, bu kadar bölünmeyecek bence..

    YanıtlaSil
  9. pandoranin kutusunda ki umut kirintilarini unutm a.. guzel olacak .. : )

    YanıtlaSil
  10. ooo cok sert hatta uber sert yok ıvana sert :)
    gercektende doğru demıssın ama bakalım ne olacak? gecen bı fılm ızledım 11.11.11 kesınlıkle ızle dıyorum tavsıyemdır bu konuylada bı bakıma ılgılı canım sevgılerımı gonderıyorum sana optum:)

    YanıtlaSil
  11. Yok ya okuduktan sonra yazacak bir şey de bulamadım yazamadan da duramadım.En azından aklımdan geçeni yazmış olayım.Ellerine sağlık. Devamının gelmesi dileğiyle...

    YanıtlaSil
  12. R.D.Laing, deliliği, yaşanılmaz bir dünyada (tıpkı senin dediğin gibi, nini) var olabilmek için geliştirilmiş bir atrateji olarak tanımlar.

    YanıtlaSil
  13. tık tıkını tıktıkladım. en sevdiğim filmlerden biridir. izlemeyenler için, izledikten bir süre sonra tekrar izlemelerini. sonra film hakkında yorumları, eleştri ve analizleri okuyup bir daha izleyerek en az üç izleme yapmalarını tavsiye ederim. ha bu arada ben hem havlayan hem ısıranlardanım senin tabirinle. bütün psikopatça şiddet fantazilerimi gerçekleştiriyorum dediğin gibi durumlara şahit olduğumda. zaten bu yüzden de adım deliye çıktı. ben deli alem akıllı yani senin anlayacığın.

    YanıtlaSil
  14. güzel nini çook güzel bi yazı olmuş bayıldım ve ah tam da otomatik portakalı yeniden izlemek istediğim anda süper oldu :)

    YanıtlaSil
  15. Ofilm seyrettiğimde etkilemişti beni..bir ara bir daha seyredeyim..:))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...