Ana içeriğe atla

keşmekeş

yarın yine saatim çalacak telaşım hayatımı 5 geçe
yüzüme vurduğum her bir su zerresi git gide soğuyacak
hayallerimin isyanı beni yatağımdan kaldıracak  sinsice
yastığım bana küs, ben ona hasret savrulacağım sistemin keşmekeşinde

sonra elim karnıma gidecek sanki hayalini çok kurarmışım gibi
içi boş, doğmayacak bebeğimin yuvasına değecek çalışmaktan yorgun zihnim
her sabah beni yatağımdan ayıran o gözü kör olası dünya varya sevgili
ne sana ne de bana iznini verecek bebek gülüşüyle ısınan kalbin


hayat, insan, aşk, aile, sevgi, adalet... her biri ayrı bir keşmekeş
bencilliğin vadisi var ya...oraya tırmanmamak da büyük keşmekeş

Yorumlar

  1. off fena yazmıssın harıka yani fena derken bayıldım ninicim

    YanıtlaSil
  2. çok güzel yazmışsın cidden eline sağlık :)
    -
    hemera

    YanıtlaSil
  3. çok güzel yazmışsın. her sabah ıkınarak yatağından çıkıp bi yandan da onu düşünen biri olarak bu yazıda kendimi buldum. bebek mevzusu zaten içimi ayrı acıttı. çok güzelmiş ninicim mükemmel bir yazı olmuş ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. acımasın için, hayatın gerçeği... en az her sabah o yataktan çıkmak zorunda olmamaız kadar gerçek:)

      Sil
  4. topal ve fakir bir adam varmış. Aklı fikri gözü gönlü köyündeki küçük boş bir tarlada. Kimsesiz gibi duran kimsenin dönüp bakmadığı ekip biçmediğı bu tarlada. Adam yıllarca çalışmış biriktirmis ve neredeyse yaşlanmış. Tarlayı alacak parayı biriktirince tarlanın sahibini aramış şehre gidip. Tarlanın sahibi çoktan ölmüş ve köyün yolunu bile bilmeyen oğluna kalmış. Onu bulmuş ve tarlayı ondan almış. Sonra geri dönüp tarlayı bir güzel sürmüş. Ortasına geçmiş. Yüksek sesle . ey tarla artık senin sahibin benim. Sen benimsin. Demiş. Tarla dile gelmiş. Ey topal. Kendine gel. Sen benim 99. Topal sahibimsin. Var sen düşün sağlamını.

    Tüm keşmekeşlerımiz hırslarımız hedeflerimiz. Verdiğimiz ödünler hayatımızdan. Hepsi bir kötü tarla için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. düşüncelerime daha iyi yakışan bir hikaye olamazdı!

      teşekkür ederim Fd

      Sil
  5. sevgili Can YÜCEL den ;

    Olsun istersin…
    Hatta olsun diye yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin.
    Aşktır; değer verirsin, ödün verirsin, sevgiden de öte saygı gösterirsin, olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin…
    Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş (?) ne de çözüm için bi’şeyler yapma gayretinde.
    İştir; sabahlarsın, “olsun” diye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin…
    Dosttur; hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler, kendine ayırmadığın onca şeyi “O’na” ayırmaya çalışırsın…
    Sonra olayın içinden kendini çıkartır şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın… Bakarsın ki her şey başladığın gibi!
    Olmuyorsa, olmuyordur!

    Gönlün rahat mı?
    Elinden geleni yaptın mı?
    Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Can Yücel...

      Teşekkür ederim shirin serkan, bir de hoşgeldin.

      Sil
  6. sen çıkmazdasın, ben çıkmazdayım, o çıkmazda, onlar çıkmazdalar. hep çıkarın peşinden gidenler de er geç çıkmaza çıktıklarını anlayacaklar. bazen çıkmak için dalmak gerekiyor, çıkmazı bırakıp çıkmak gerekiyor. ayakta kalmak, kolay olsaydı bunu herkes yapardı, herkesten farklı olmak gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çıkmaya çalışırken çıkmaza düşmemeli insan, ironiye kapılmamalı...

      Sil
  7. Alışamadım bu yazılarına. İçim bir garip oluyor okuduğum zaman, sanki hayatın boyunca hep gülümsemiş, gülümseyecekmiş gibi düşünüyorum seni. O fotoğraftaki gibi.
    O yüzden yine diyorum ki; mutlu ol Nini.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canımm!

      mavi mavi mutludur aslında hep bir yanım, merak etme beni sen. Çok teşekkür ederim, ben hep gülümsüyorum zaten-sen de hep gül Emilia...Mavi mavi gül^^

      Sil
  8. bunun belki bi çözümü olabilir.
    başka iş gibi.
    ufak bi şehirde başka iş gibi.
    daha alçakgönüllü bi hayat gibi.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. en büyük hayalim ama yalnız gidemiyor ki insan:)

      Sil
  9. Adsız15:39

    cok güzel bir yazi olmus, eline saglik : )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. viva, çok teşekkür ederim ve hoşgeldin^^

      Sil
  10. Çok beğendim , hele sonda küçük harfle yazılanlara bayıldım , sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zeynep:)
      benden daha büyük sevgiler^^

      Sil
  11. birlikte de gidilebilir ki. önemli olan birlikte çok istemek. demek ki sadece sen istiyorsun.
    :)

    YanıtlaSil
  12. çok beğendim sevgili nini.. hayatın gerçekleri.. ama o yataktan çıkmanla, o yatağa dönüşün arasında bir amacın varsa.. kalkmak ilk kahvenin kokusundan itibaren keyifli hale glebiliyor.. ama budüşüncem bile bu güzel yazıya duyduğum hayranlığı eksiltemiyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de beğenmene sevindim Dayatılanla yaşamak, teşekkür ederim

      Sil
  13. Yaşam başlı başına bir keşmekeş değil mi zaten? Hepimiz bir şekilde içine düşmüş durumdayız. Ama sen daha bugünden yarın için bu kadar üzülmesen?
    İfade ediş biçimin çok güzel olsa da içim acıdı......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ilhamın nereden geldiği, hangi duygudan beslendiği belli olmuyor... mesela bu defa tasaları seçmiş:)

      Sil
  14. Sabahlari uyanmaktan Nefret ediyorum :(

    YanıtlaSil
  15. Ne kadar etkileyici olmuş dizelerin.

    YanıtlaSil
  16. Ama beni çok derinden etkiledin...

    Ağlardım eğer hala güneş olmasa...

    Ağlarım ama, ertelemiş olurum en fazla...

    Yüzün gülsün...

    YanıtlaSil
  17. mimin var bende yeni.
    :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...