Ana içeriğe atla

Mini sohbet: Arabesk nedir?

 Arabesk kültür denilen bir gerçek var ülkemizde. 1980'li yıllarla birlikte köyden kente göçün artmasıyla ortaya çıkan, Orhan-Müslüm-Ferdi babalarla yaygınlaşan oryantal bir müzik türü sebeptir buna.
Notalardan doğan müzik türü olmasının haricinde, doğu ve batı kültürlerinin sentezi ışığında şekillenen; İstanbul gibi büyük şehirlerdeki varoş bölgelerin yaşam tarzını ve dünyaya bakışını özetleyen alt kültürdür arabesk.
Aslında bu Arabımsı şarkı şeklinin kökeni 1940'lara dayanır ve 1948'de yasaklanmışlığı vardır. Fakat bu müziğe karşı olan ihtiyaç ve benimseme duygusuyla arabesk şu anki haline gelmiştir.
Arabesk denilince akla hep duygusal ve melankolisi yüksek şarkı sözleri ile ezgiler; isyan; mutsuzluk; haksızlık ve umutsuzluk gelir. Buna hem köyden kente göç etmelerinin sonucunda yaşadıkları mağduriyet ve yoksullaşmaları, hem de o yıllardaki askeri darbe ile oluşan lekeli ve baskılı dönem sebeptir. Gitgide artan günlük sıkıntılar da arabesk furyasının yayılmasında ve devamında büyük rol oynamıştır derken arabesk aşk acısına da el atmıştır.
Öyle işte.
Bilin istedim.

Yorumlar

  1. batsın bu dünyaaa ... diyim sen anla beni ninicim...

    YanıtlaSil
  2. arabeskı hıc sevmem,ama gel gor kı bende arabesk sarkıların hepsını bılıorum :))

    YanıtlaSil
  3. ha ha iyi olmuş.
    zaten bi önceki yazıdan bi arabesk kokusu vardı gibi.
    :)

    YanıtlaSil
  4. bende sevmem pek, ama duydugum an eslik etmeye baslarim :D
    Batsin bu dunyaaa....
    bitsin bu cileler...


    Sevgiler =D

    YanıtlaSil
  5. arabesk acılarımı ruh halimi bir kat daha arttırmıştır.Onsuz yapamayanlar ve çok güzel klasik parçalar var.Kim ne dinlerse saygı duyarım.Beni Klasik,hafif ve rock biraz daha sarıyoo.

    YanıtlaSil
  6. fanatiği değilim ama bu türün de içinde sevdiğim bazı şarkılar var..

    Bazılarının sözerine bakın ciddi ciddi güzel..

    YanıtlaSil
  7. şarkıydı türküydü bahane, dostlar şahane.

    YanıtlaSil
  8. Doğulu toplum olmamın bir göstergesidir bu sevgili olmadığı halde "gelin olmuş gidiyorsun" gibi bir şarkıyı dinleyen. Ezmeyi, ezilmeyi kısaca ezikliği seviyoruz.

    YanıtlaSil
  9. Benim bi derdim yok ama anırmakta sıkıntı görmedim dün gece? Beni hangi sınıfa koydun ninim miniğim?? :)))

    YanıtlaSil
  10. içimde arabesk bi'Kuulumsu var. evet evet kesin var! o zaman batsın bu dünya! :)

    YanıtlaSil
  11. *Prensesim anladım ben seni^^

    *biricit biz anlamadan kulağımıza yerleşiveriyor, ondandır:)

    *deeptone, kimbilir:)

    *küçük şeyler, sevgiler**

    *jetlagis, herkesin hamurunda birazcık da olsa bulunuyor belki de...

    *bozbek, kesinlikle!

    *duvar, işte anafikir bu!:)

    *Bolat, bu da doğru bir analiz

    *Firsteem şeker parem! seni müziksever kategorisine koydum ben! yine yapalım ilk fırsatta!

    *Kuul'umsumm batsın vallahi!

    YanıtlaSil
  12. Arabeks özellikle dinlemeyenlerdenim. Ama gel gör ki Orhan Gencebay'ı çok severim. Saygım sonsuz :) Bir de Yarabbim şarkısı var ki.. O şarkıyı Levent Yüksel'den dinlemek paha biçilemez. Dinlemediyseniz tavsiye ederim. Çok eğlenceli olmuş.
    Aynen şöyle:
    Şimdi aşk zamanıdır aşk ömrün baharıdır
    Bırak sarhoş olalım meyler aşk şarabıdır..
    Sevgiler Nini'cim :)

    YanıtlaSil
  13. Nono seninle aynı fikirdeyim:)

    ve evet, o versiyonu şahane!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...