Ana içeriğe atla

İnsanlar ve İroni (Alfred Nobel)

 Yazılarımda çok sık bahsettiğim ya da kullandığım bir kavramdır ironi. Bugün okuduğum " Fransızlar yeni bombasını Libya üzerinde denedi ve onlarca kişi hayatını kaybetti" haberi ile aklıma şu bomba denen şey, arkasından da savaş denen olgu ve türevleri geldi...

Ne kadar büyük bir aptallık tüm bunlar hepimizin adına... Güya evrende aklı olan tek canlı türüyüz. Vallahi yalan... Bütün beyin eforunu bu yönde, insanlık dışı çıkarlar için harcayanların yerinde olacağıma mavi-yeşil alg olurum daha iyi...

kız kaçıran
Bir kere biri bana açıklasın, vatandaş dediğimiz canlı, vatandaş olmayan canlıya göre neden daha kıymetli oluyor?

Düşman ya da rakip ülkenin topraklarında doğmak, kime beni öldürme hakkını veriyor?

Sanmayın ki ütopik ya da hayal boyutunda iyilik diliyorum tüm dünya adına. Dünyanın düzeni bu, bunlar yaşanması gereken bir hal haldı günümüzde. Hatta gayet iyi biliyorum ki güç savaşı ve insanlar arasındaki çatışmalar çok olağan. Yaşamın, yaşayabilmenin bir kuralı. -yaşam kaynakları, çoğalan dünya nüfusu, enerji - Üstelik bu dünya kurulduğundan beri böyle.

Başkalaştırma denen şey bile zaten en baştan, herkes daha elini kolunu inceleyip, kendi seslerinden korkarken, kısaca ilkellerken başlamış bir olgu. İlla ki ayrı saflara ayrılacağız ve aramızda erk savaşı başlayacak... Trajikomik olan, hepsinin sonunda ölen yine insanoğlu...
İnsan insanın azılı katili...
Tıpkı yaşamak için birbirini yiyen, güçlünün kazandığı hayvanlar gibi. İnsanı insan yapan akıl farkı nerede-bu hayvanlar nerede& biz insan mıyız, biz insansak onlar ne? Bakın yine başa döndüm, karşımda ironi. Bildiğimiz ve doğru kabul ettiğimiz gerçeklerin ironik olması, onların yaşanmamalarını sağlamıyor demek ki.

Aman bir kaza, deprem olmasın, sel basmasın... Hemen suç doğa anaya... Küresel ısınma denen şey yalan ya! Ya da inanmayan inanana, inanan inandığının çizdiği kadere atabiliyor suçu... Oysa düşünüp kafamızı patlatacak bir şey yok, onun yerine dinamiti patlatana bakmalı: yani aynaya.
Alfred Nobel

İroni kervanımda baş sırayı, insan ilişkileri çekiyor her zaman. Fransa bombasının ve bu insanın güç savaşı konusundaki tutumu üzerine aklıma ilk gelen de "ne hikmetse" Alfred Nobel oldu. Neden mi? Çünkü kendi vasiyeti üzerine, adına her sene barış ödülleri veriliyor. Bu güzel ve teşvik edici organizasyonda ironik olan ise, Alfred Nobel'i dünya gözünde Alfred Nobel yapan ve onun bu ödülleri finanse edilebilecek yüklü mirası bırakmasına sebep olan en önemli buluşu : dinamit.

Kız kaçıran demiyorum, bildiğiniz dinamit... Gayriciddi tutumumla, rahmetli vicdanını vasiyetiyle rahatlatmak istemiş diyerek, yazımı noktalarken hepimize değiştiremesek de ironilerin farkında olabileceğimiz bir insanlık diliyorum.
Sevgiler...

Yorumlar

  1. haha adam içini rahatlatmak adına son nefesinde barış demiş ama olsun bu da bir erdemdir:))

    sevgiler ninicimm

    YanıtlaSil
  2. dinamitin bulunuşundakı kullanış amacının saptırıldığını unutmayalım ama..adama haksızlık yapmayın ..ama haklısın ironidir bugün nasıl kullanıldığına bakıldığında..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ah.

Psikolojik ve sosyolojik bir mücadelenin içindeyiz... Bundan yıllar önce, 2012'de, bir yazı okumuştum. Tam da Dağlıca (okumak için tık tık ) olayının ardından. Yeniden kendini sıklıkla hatırlatmaya başlamıştı terör. Linklediğim yazımda bir liste var, o sıralarda "sadece" beş satır. Şimdi listelemeye kalksam yanımda durup buz kesmiş elimden tutacak cesaretiniz var mı?  ... Okuduğum o yazıda şöyle bir şey diyordu yazar: Günümüz Türkiye’sinde terörün gündelik haberler arasında yer almaya başlaması ve toplumun buna sessiz kalması, bir toplumun yok olmasının yolunun o toplumun değer yargılarını aşındırmaktan geçtiği gerçeğini akıllara getirmektedir. Ne kadarı doğru?  Aşındığımız kesin. Peki, aşınan gerçekten değer yargılarımız mı? Neden sessiz kalıyoruz? Umursamıyor değiliz. Üzülmüyor değiliz. Görmüyor değiliz. Hatta 2012'den farklı olarak artık ölmüyor da değiliz. O halde olan ne? Kanıksıyoruz.  (TDK /1. -i Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez ...

Mini Sohbet - Huzur

ben burada olmak istiyorum.  stresten, işten, kalabalıktan, internetten, haberlerden, matkap sesinden, topuklu ayakkabıdan, ailemden, kavgadan, sevgilimden, dostumdan, dedikodudan... her şeyden uzakta. şimdi sen bunu okuyorsun ya, ben burada olup senden de uzak kalmak istiyorum. sevdiğim-sevmediğim ne varsa düşsün 5 dakikalığına yakamdan. söz güneşi batırıp geri döneceğim bensiz sahteliği eksik kalacak dünyaya ama şimdilik bi destur! müzik bile benimle olmasın bu defa. sadece rüzgar, dalga ve yengeçlerin ayak sesleri... kıyafetlerimi de atayım ki kenara, esintiyle üzerime bulansın kum taneleri. ...    1... ...2... ...3... ...4... ...5 . uyanış (bknz: beyaz yatak )

Benimle Dans Et

"Benimle dans eder misin?" Ne de güzel bir soru değil mi, bir de düşünsene tanımadığım sana, birine benim ağzımdan döküldüğünü. Komik mi olur yoksa çekici mi bilemiyorum ama bence çok eğlenceli... Bu teklifim her ne kadar yurdum kültüründe kabul görmese de, tamamen masumca. Ama itiraf etmeliyim ki genç bir kadın olarak, aklım karşı cinsten hoşlanmaya erdiğinden beri en büyük hayalim, ilgimi çeken adamı dansa kaldırmak. Sanmayın ki öyle tango, vals, romantizm vb. Basbaya coşmak, eğlenmek, gülüşmek.Hem iddialı hem de heyecan verici, dominant bir hareket (gülücük) Dans bana sadece aşk meşk flört çağrıştırıyor gibi durdu ama aslında öyle değil. Ben çok sevip ısındığım kadın ya da adam, herkesle dans etmek isterim. Annem ve onun lise arkadaşlarıyla da içip deli gibi dans ettiğimi; hiç tanımadığım biriyle dans ederken tanışıp, sonradan onu kendime dost edindiğimi de (nam-ı diğer Beatrice) bilirim. Mesela şimdi bunları okuyorsun ve ben senin gerçekte kim olduğunu bilmi...