Ana içeriğe atla

arkadaşım küstürme beni


küskün çiçek değilim ki ben, dokundun diye boynumu bükeyim,
ama bağırırsan yüzüm düşer, bunu peşin peşin söylemeliyim.
ha bir de asla düşünmeden, yok yere üstüme gelmemelisin
günahımı aldığını unutmam, barışsak da mimlenirsin

 kavga-gürültüyü sevemedim hiç, bir de benimle kaba konuşanları,
kalıbında varsa bunlardan biri git, zor olur seninle muhabbet bağı.
gerçi sevdirdiysen bana kendini, yapınla seni alttan alırım ama,
sen de beni ayrı tutmaz ve çabalamazsan, söyle bu dostluk bana ne fayda?

  bazen küs kalamam seversem, kızgınlığım söner, kıyamam,
 öyle de affediciyim ki aslında, kafamı kırsan uzaklaşamam.
 ama an gelir usanır kalırım, artık beni öyle kırmışsındır ki, 
 yine de pişmansan bize bir şans, dene ve geri al beni.

 porselen bebek değilim ki ben, düşürdün diye parçalanayım,
 ama  kırılmayacağıma güvendiğin an, sesinle bile dağılırım.
 ne etle örülmüş bedenim ne de sevgim kandırmasın seni,
eğer beni bile bile tekrar üzersen, tuzla buz ederim bizi.

Yorumlar

  1. çok samimi, çok içten bir yazı..

    YanıtlaSil
  2. sakın bana küsme, senden evvel ben dağılırım çünkü..:)) şaka bir yana muhteşem bir yazı yine..

    YanıtlaSil
  3. Kimeyse bu sitemlerin, harika dökülmüşler yine.
    Bayıldım...

    Sen bunu kime yazdın niniciğim?
    Bana mı yoksa :)

    YanıtlaSil
  4. @bozbek, elimden geldiğince, kendi tarzımla ifade etmek istedim. çok teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  5. @Dayatılanla Yaşamak, sana asla küsmem korkma. bu mümkün değil. En azından yazmayı bırakmadığın sürece küsmem:)

    YanıtlaSil
  6. @Zeugma:) sana yazar mıyım hiç, sen beni üzmezsinki hem...

    kim olduğu konusu ise net bir cevaba sahip değil, arkadaşlarıma karşı genel tutumum bu...:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...