Ana içeriğe atla

Mini Sohbet: Sana ne?

fiskos fiskos
A' nın çok para harcamasından sanane
B 'nin çok gezmesinden sanane
C' nin bütün gün Facebook'ta olmasından sanane
Ç' nin onu aldatan sevgilisine dönmesinden sanane
D' nin bekar hayatını sevmesinden sanane
E' nin hafif kız olmasından sanane
F' nin kaç para kazandığından sanane
G' nin babası dolandırıcıysa sanane
Ğ' nin gay olmasından sanane
H' yi en yakın arkadaşın sevmiyorsa sanane
I'  nın hep aynı öpücük pozunu vermesinden sanane
İ'  nin girdiği işle seni şaşırtmasından sanane
J'  nin yağlarını aldırmasından sanane
K' nin sevgilisini aldatmasından sanane
L' nin çakma çantasından sanane
M'nin erkek arkadaşını boğmasından sanane
N' nin evden çıkmamasından sanane
O' nun senin gibi düşünmemesinden sanane
Ö' nün bu gün çok rüküş gözükmesinden sanane
P' nin erken evlenmesinden sanane
R' nin süslü olmasından sanane
S' nin tek taşından sanane
Ş' nin aldığı kilodan sanane
T' nin dedikodusunu yaptığı tanımadığın kişinin özel hayatından sanane
U' nun az sevişmesinden sanane
Ü' nün kıro sevmesinden sanane
V' nin yeni saçının ona yakışmamasından sanane
Y' nin çok içmesinden sanane
Z'nin koca kalçasından sanane

Söylesene, sanane?

Yorumlar

  1. Adsız18:45

    kişinin suratına söyleyemediklerini, arkasından başkalarına söyleme

    YanıtlaSil
  2. herkes için doğru olan o, keşke uzak kalınabilse
    yapmadan durulamıyorsa önemli olan riyakarlığa vurmadan, hep böyle basit dedikodu boyutunda kalması.
    ciddi konularda yüze söylenemeyenleri dedikodu olarak adlandırmıyorum ben, salt ikiyüzlülük bunun adı..

    YanıtlaSil
  3. İ ve N...hmmm
    Nedense tanıdık geldi. ;)

    YanıtlaSil
  4. bak sen şu tesadüfe ! hakikaten tanıdıkmış ;)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...