Ana içeriğe atla

Bir Adamın Ayrılık Gecesi

Ah be güzelim!

22:07
Sen daha önceleri de gitmiştin benden. Bu ilk değil. Bir değil, iki değil. Beşinci! "Ne diye bu haldeyim oğlum ben" diyorum, yine içimdeki cevaplıyor, "ne diye olacak oğlum, bu defa kız fena yalnız koydu seni..." 

23:29
Biz neler yaptık birbirimize, ne diye yaptık? Çat kapı uğrayıp bi anlatsan keşke... Ya da gelme istemem, ne gerek var. Resmen yıprandık, vay be! Ayrılığa koşar adımlarla yetiştik ya helal olsun bize. Sonumuzun böyle olacağını biliyordum da, ne diye sana "güle güle" diyemedim onu bilmiyorum. Zaten senin de benden aşağı kalır yanın yoktu. Yüzüme bile bakmadan, sustun ve gittin. Ama aferin. İyi yaptın. Konuşsan da kararımı vermiştim zaten. Artık geri dönüşü yoktu. Ama o hiç susmayan sen, susa susa bu gün sustun ya... İşte, ben ona baya bi hayret ettim be güzelim!

00:37
Yanarım yanarım, bir tek şu halime yanarım. Yanlış yapıyorum kendime. Bir hata var buralarda bir yerde... 

01:02
Böyle mi olacaktı? Arkandan dinlediğim şarkılar bunlar mı olmalıydı? Hele ki şu devirdiğim kadehler yok mu! Onların içinde bu meret değil, renk renk kokteyller olmalıydı. Dibimde de alkolden makyajı akmış onlarca hatun. Mis!

01:19
ayrılık
Senin yüzünden bu haldeyim. Çık git hayatımdan. Senin yüzünden söylüyor bu gece Müzeyyen Abla. Senden sebep devrildi bi büyük. Çatalım senin yaptığın mezeleri, gavurdağ salatasını arıyor. Aramasın. Niye arıyor? Benim gönlüm de gözüm de yanar döner meyvelerde. İsyankar çatal! Onu da fırlattım attım kenara...

01:48
...İyi ki gittim, iyi ki gittin be güzelim. Şimdi ikimizde ayrı noktalarda, olmamız gereken yerlerdeyiz. Ben adını da yüzünü de unutacağıma ant içtim. Hele şu ikinci büyük bi yarılansın, o zaman bak bakalım senden eser kalıyor mu? Gecenin sabahında bir baş ağrısı da aldı mı yokluğunun yerini, bitti. Sonrasında sokulacağım bir başka dilberin boynuna...

01:56
Hani şu senin hep rahatsız olduğun, yosma dediğin var ya. Hiçbir zaman kabul etmezdim sana karşı ama, haklıydın be güzelim. O yosmanın ta kendisi. Bak sen gider gitmez atıvermiş telefonuma bana özel gece mesaisinin adresini. 

01:59
Yok, yok, yok be güzelim.  Kıskanınca çıldırıyorsun ya, ondan sebep sataşıyorum hep onun adıyla sana. Ne senden sonra ne de bir ömür gitmem ben o beş para etmez kadına.

02:06
Gitmem o kadına.... Gitmem ama başka başka tenlerle unuturum ben seni yokluğunda. Tenime değen her tende daha da silineceksin hafızamdan. Gün gelecek eser kalmayacak yaşadıklarımızdan. Öyle de çok sürer sanmayasın, bir, iki bilemedin üç deplesmana...

02:17
Biz bittik be güzelim...

02:35
Üzülüyormuşsun, üzülmeyesin. Geç kaldın. Şimdi üzülmemek için daha önceleri düşünecektin. Sen hak ettin ve biz ayrıldık. Çünkü ben senden vazgeçtim. Yani sen artık umurumda değilsin. İstemededim seni ve bitti. 

02:37
Sen yoluna, ben  yoluma. 

02:39
Ama dur sen. Sakın ola yoluna moluna bakma, doğrudan git evine yurduna. Aman ha duymayayım seni bir başkasıyla. Sokulmasın benden başka kimse o mis kokan koynuna. 

02:43
Yapma sevgilim...

02:44
Affetmem seni sevgilim...

02:49
Diyeceğim var sana...

02:51
Bu meret beni yarı yolda devirmeden sana son bir sözüm daha var diyeceğim.

02:53
Her ne geveliyorsam boşver. Benim unutmamı beklemeden sen beni unut be güzelim. 

02:54
Unut...
Unut çünkü, ne dersem diyeyim içimdeki ayık adamı kandıramıyorum. Durmadan diyor ki, " ben unutulmayı çoktan hak ettim"

Ah be güzelim!

...

* karakter ve 10 gün sonrası için:  Bir Adam ve Yanızlığı

Yorumlar

  1. sana mı ait?

    YanıtlaSil
  2. Bekleyebileceğimden çok öte güzellikte bir empati olmuş tebrik etmek istedim :) dertli zamanına denk gelse adama kesin bi 35'lik açtırır :)

    YanıtlaSil
  3. Teşekkür ederim. Kendimce biraz da erkeklerin sesi olmak istedim:)

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederimm:)

    YanıtlaSil
  5. Ne dersem diyeyim içimdeki ayık adamı kandıramıyorum.Bana durmadan diyor ki : " ben unutulmayı çoktan hak ettim."
    daha ne söylenir ki bunun üstüne !

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Yaşasın Kötülük [LGBT]

Sevmeye ara verelim sevgili... Değmemesi gereken ellerimiz birbirine değdiği için yerle yeksan oluyor bir aile. Nefesimi kulağında hissettiğinde anlı kanıyor simitçinin. Yanıma sokulduğunda kesiliyor elektrikler.  Kasıklarıma dokunduğunda can veriyor merdiven altı kürtajda bir beden. Sana 'seni seviyorum' dedikçe fırıncıyı günaha sokuyor yere düşürülen ekmekler. Birbirimizi ısıttıkça soğuktan donuyor yazın göbeğinde sabi bebekler. Sarılıyoruz, insanlar ölüyor. Öpüşüyoruz, insanlar ölüyor. Sevişiyoruz, insanlar ölüyor. Kötülük bu denli legal olmuşken, masumiyetimiz cehennemi körüklüyor. İyisi mi ayrılalım sevgili. Gaddarlıkları kapıya dayanmadan önce saf günahlarımızı da alıp buralardan gitmeli.