Ana içeriğe atla

Kalbi Kırılmış Kadın


kalbin kırıldığında neler yapabilirsin?

asil durmak istiyorsan ve becerebilirsen kendi kendini yemekten başka bir şey yapamazsın bir süre. bu iyi bir şey mi her zaman? hayır. 
zira bazen savurman gerekir içindeki nefreti. O kırgın, kırılmış cam kırıklarını saplaman lazım gelir bir bir camı kıranın iki kaşının ortasına. 
işe yarar mı? kısmen. 
tam olarak geçiremese de kırgınlığını, hafifletir yükünü. 
kıran mı? 
o hiçbir şey anlamaz senin saldırından, üstüne bir de suçlu çıkarsın.
sensindir onun hayatını zindan eden. herkes de bunu bilir kendisi böyle bildiğinden.
sonrasında bir de anlaşılmamanın kırgınlığı; damlaya damlaya küveti delen su damlası gibi. 

iyisi mi, kırıldığında aklına gelecek ilk şey "daha fazla kırılmayacağım, en azından aynı kişi tarafından" olsun.
derler ya herkesin sende bir kotası olmalı diye..
tamam işte. o kotaya bak, kıranı seç, yavaş yavaş indirge kotasını. 
kota dışına da yol ver. 
melankoli zaman zaman iyidir ama fazlası bünyeye zarar. işine yaramayanı, üstüne köstek olanı atacaksın bir kenara. hatta kenarda dursun da deme durmasın. 

uzun lafın kısası, kalbin kırıldığında yapabileceğin en iyi şey ne kadar kırıldığını hatırlayıp, bir daha aynı şekilde, hele hele aynı kişi tarafından kırılmamak olsun.
yok, aynı şekilde bir daha mı kırıldın?
tamam, çok geç değil. bir daha kırılmamaya çalış.
bak şimdi! yine mi kırıldın?
ama o zaman sen kaşınıyorsun canım...


Yorumlar

  1. Bırısı tarafından kırıldıgımda
    bı sansı her zaman vardır bende
    kredı verıyorum ınsanlara
    belkı dogru belkı yanlıs

    Dıyorum kı
    bunu yaptı ama belkı duzeltır..
    Ikıncısınde de aynı ınıyetsızlık varsa
    ıste o zaman devreye
    fınal gırıyor
    fınale gırdıysem de
    sonrasında dıledıgınce cabalasın
    o kapı bı daha acılmıyor

    YanıtlaSil
  2. Bir kadın ile bir erkek arasında yaşanan birliktelik; kadın açısından bakıldığında, kırılmak üzere olan büyükçe bir cam parçası üzerinde yürümeye benzer. Her an yaşanabilecek bu kırılganlık kadının tüm bedenini saracaktır. Kadın, camın ilk kırıldığı anda yürümeyi bırakmayacak ve daha dikkatli adımlarla yürüyüşünü tamamlamak isteyecektir. Ne kadar dikkat edilirde edilsin kırılmalar devam edecektir. Cam üzerindeki her çatlak, kalp kırığına dönüşecektir ve artık tamir edilmez boyutta kadını yaralayacaktır, ta ki çatlayıp kırılmayan daha esnek, daha dayanıklı ve adımlarınızı üzerinde yumuşatacak bir cam parçası bulana kadar.

    YanıtlaSil
  3. #Öykücüm bende çoğu zaman duygularımız doğrultusunda ikinci şans vermeye inananlardanım ama bir üçüncüsü asla olmamalı.
    kapını bir daha o kişiye açmaman en iyisi.

    YanıtlaSil
  4. #Hektor her zamanki gibi güzel bir ifade geldi senden. Aynen dediğin gibi, ne kadar yürümeye devam ederse o kadar dağılıyor insan.
    Zorlamamayı, olmadığını anladığın an gidebilmeyi bilmek, öğrenmek gerekiyor.
    ta ki yeni bir cam parçasına kadar..

    YanıtlaSil
  5. Adsız01:44

    aaaööööööööööööööf nese.
    İ.A

    YanıtlaSil
  6. Tıpkı film bittiğinde sinemadan çıkıp gitmek gibi...yeni, güzel bir filme kadar...

    YanıtlaSil
  7. #İ.A haklısın sana göre çok sıkıcı çok östrojen muhabbetler bunlar, sen yorma o güzel aklını canım atım benim..

    YanıtlaSil
  8. Ben de insanlara kredi veririm... Zamanla azalan krediler... ve ne yazık ki çok az insan arttırabiliyor kredisini.

    Acaba bazen biz mi fazla kendi kalıbımıza uydurmaya çalışıyoruz insanları :S
    şimdi bakıyorum da beni üzen insanlar başkalarıyla uyumlu geçinebiliyorlar. İşte o zaman anlıyorum ki bizim kızdığımız kırıldığımız insanlar aslında bizimle aynı değer yargılarına, aynı düşüncelere ve aynı davranış biçimlerine sahip olmayan insanlar. Belki de biraz onları oldukları gibi kabul edebilmeliyiz. (Cümle biraz öyle bir izlenim yarattı ama öyle körü körüne de hümanist bir insan sayılmam)

    Tabii ki hayatımda uygulamaya geldiğimizde, yazarken olduğum kadar pozitif olamıyorum ne yazık ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yesmmm,

      ben de aynı şeyi düşündüm, yaşadım: zamanında geçinemeyen bir çift, ayrı ayrı hayatlarına yeni aldıkları insanlarla çok ama çok huzurlu olabiliyorlar.

      Sil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ah.

Psikolojik ve sosyolojik bir mücadelenin içindeyiz... Bundan yıllar önce, 2012'de, bir yazı okumuştum. Tam da Dağlıca (okumak için tık tık ) olayının ardından. Yeniden kendini sıklıkla hatırlatmaya başlamıştı terör. Linklediğim yazımda bir liste var, o sıralarda "sadece" beş satır. Şimdi listelemeye kalksam yanımda durup buz kesmiş elimden tutacak cesaretiniz var mı?  ... Okuduğum o yazıda şöyle bir şey diyordu yazar: Günümüz Türkiye’sinde terörün gündelik haberler arasında yer almaya başlaması ve toplumun buna sessiz kalması, bir toplumun yok olmasının yolunun o toplumun değer yargılarını aşındırmaktan geçtiği gerçeğini akıllara getirmektedir. Ne kadarı doğru?  Aşındığımız kesin. Peki, aşınan gerçekten değer yargılarımız mı? Neden sessiz kalıyoruz? Umursamıyor değiliz. Üzülmüyor değiliz. Görmüyor değiliz. Hatta 2012'den farklı olarak artık ölmüyor da değiliz. O halde olan ne? Kanıksıyoruz.  (TDK /1. -i Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez ...

Mini Sohbet - Huzur

ben burada olmak istiyorum.  stresten, işten, kalabalıktan, internetten, haberlerden, matkap sesinden, topuklu ayakkabıdan, ailemden, kavgadan, sevgilimden, dostumdan, dedikodudan... her şeyden uzakta. şimdi sen bunu okuyorsun ya, ben burada olup senden de uzak kalmak istiyorum. sevdiğim-sevmediğim ne varsa düşsün 5 dakikalığına yakamdan. söz güneşi batırıp geri döneceğim bensiz sahteliği eksik kalacak dünyaya ama şimdilik bi destur! müzik bile benimle olmasın bu defa. sadece rüzgar, dalga ve yengeçlerin ayak sesleri... kıyafetlerimi de atayım ki kenara, esintiyle üzerime bulansın kum taneleri. ...    1... ...2... ...3... ...4... ...5 . uyanış (bknz: beyaz yatak )

Benimle Dans Et

"Benimle dans eder misin?" Ne de güzel bir soru değil mi, bir de düşünsene tanımadığım sana, birine benim ağzımdan döküldüğünü. Komik mi olur yoksa çekici mi bilemiyorum ama bence çok eğlenceli... Bu teklifim her ne kadar yurdum kültüründe kabul görmese de, tamamen masumca. Ama itiraf etmeliyim ki genç bir kadın olarak, aklım karşı cinsten hoşlanmaya erdiğinden beri en büyük hayalim, ilgimi çeken adamı dansa kaldırmak. Sanmayın ki öyle tango, vals, romantizm vb. Basbaya coşmak, eğlenmek, gülüşmek.Hem iddialı hem de heyecan verici, dominant bir hareket (gülücük) Dans bana sadece aşk meşk flört çağrıştırıyor gibi durdu ama aslında öyle değil. Ben çok sevip ısındığım kadın ya da adam, herkesle dans etmek isterim. Annem ve onun lise arkadaşlarıyla da içip deli gibi dans ettiğimi; hiç tanımadığım biriyle dans ederken tanışıp, sonradan onu kendime dost edindiğimi de (nam-ı diğer Beatrice) bilirim. Mesela şimdi bunları okuyorsun ve ben senin gerçekte kim olduğunu bilmi...