Ana içeriğe atla

Kesişmeyen Doğrular

Ay inmiş penceremin önüne, perde aralığından beni dikizliyor. Ben ise her şeyden bihaber usul usul çözüyorum gömleğimin düğmelerini aynaya karşı.
Dışarıdan gelen esintiyle değil de düşüncelerimle ürperirken tüylerim, aynadaki yansımam pütür pütür tenimi ele veriyor.
Dokunuyorum kendime. Seviyorum kendimi daha önce kimselerin sevmediği gibi. Geçmiyor, üşüyorum.
Ruhum tek başına dans ediyor. Beynim ise sarhoşluktan dengesiz. Tökezliyorum.
Gelmiyor içimden üzerime bir şeyler giymek. Çıplaklığını tadabilmek istiyorum bu defa gerçeğin.
Sonra sorgular başlıyor:
Sanki bizi kirleten yalanlar değilmiş gibi neden hala herkes giyinik; neden bütün tenler pürüzsüz olmaya çırpınıyor?
Geceye bakmak istiyorum, perdemi açmamla beraber karşımda kanımı donduran onlarca bakış.
Kınıyorlar beni. Kınanıyorlar çıplaklığımı. Kınıyorum beni sevmeyen o gözleri.
Bulamayınca görmek istediğimi, cesaretim kırılıyor. Cenin gibi kıvrılmışken simsiyah çarşafa fısıldıyorum: Bu gece aydınlığım yok Ay'dan yana.
Oysa Ay saklanmış kör noktama, ben bu saklambaçtan bihaber dalıyorum tek başıma uykuya.
Karanlıkta.

Yorumlar

  1. http://www.youtube.com/watch?v=DNs5KFbtMf8&feature=youtube_gdata_player

    bunu 10 kez arka arkaya dinle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nereden buldun bunu? Baya iyi.

      "- Dök içindeki öfkeyi dostum. Ama saklama benden seni sevmediğini."

      Yok artık! Süpersin.

      Sil
  2. her gün dinliyorum.

    YanıtlaSil
  3. İçimdeki sayısal kırıntılar başlığı görünce bir anlığına geometrideki "kesişmeyen doğrular" şeysine yordu; ama tabi ki o olamazdı, nat passıbuble. Olmasındı zaten.
    Sonra satırların içine daldıkça anlıyorum ki; maskelilerin içindeki dürüstlüğe özlem tarzında bir şeyler var.
    Depresifçe yani.
    Hoş ama.
    He hoşgeldin bu arada.
    Metaforunu yesinler ya.
    "Sanki bizi kirleten yalanlar değilmiş gibi neden hala herkes giyinik; neden bütün tenler pürüzsüz?" aylaykit.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle geometrik anlamıyla özdeşleşen bir kullanımı var başlığın:)

      Teşekkür ederim canım, sürekli hoş geliyorum ama dilediğimce kalamıyorum maalesef:)

      Sil
  4. beni benden aldı bu sözler..yüreğine sağlık ninicim

    YanıtlaSil
  5. Cinsel politika.

    YanıtlaSil
  6. Birde ay olabilmeliydi insanoğlu.Birde onu bilebilmeliydi. Onca yıldıza karşı tek,ihtaşımlı güneşe karşı mahcup...
    Seni anlıyorum NİNİ.Ve bu anlıyorum kelimesinin içi okadar dolu ki..
    Bu güzel yazın beni eşsiz güzelliklere götürdü.Bugün ağlamak istemiyordum ama yazını okuyunca yine hissettim içimdeki o boşluğu.Ve yine ağladım.Teşekkürler her şey için.Saygı ve sevgilerimle.Vesselam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağlamana değil de, anlamana sevindim Murat.
      Teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  7. Adsız22:27

    sen yazdıklarınla çok özelsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Sen de" demek isterdim adsız ama kimsin bilemiyorum.
      Tek bildiğim birileri için kesinlikle özel olduğun.
      Teşekkürler

      Sil
  8. Bayılırım romantik yazılara. Kelimeleri cümlelere, ifadelere inci yapana. Ve bayıldım yazın. İyi uykular ve tatlı rüyalar.. Kamerin ışığında..

    YanıtlaSil
  9. Çok anlamlı bu post olmuş buradan iyi bir edebi metin çıkardı biraz daha yazsaydın :) Nini :)

    YanıtlaSil
  10. Bolat,
    Teşekkür ederim, ne mutlu bana^^

    Bu bir seri başlangıcı...

    YanıtlaSil
  11. Romantik, etklieyici, ve azıcık ta seksi, çok güzel bi yazı mı diyeyim deneme mi bilemedim, kelimelerini ve seni özledim :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İpek, canım!

      ben de çok özledim. Nefes aldığım ilk an geri döneceğim...

      Sil
  12. Ne olmuş sana? Bir kaç ay yoktum sadece(!)

    Neden bu kadar döndün kendine, neden ruhunu delip geçiyorsun?
    İlk nefes aralığında yaz, buradayım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emilia,

      Aslında ben de yoktum bayadır. Hala da gelemedim. Kendime...

      Sil
    2. Dilerim en yakın zamanda kendine gelirsin Nini. İyi ol.

      Sil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Yaşasın Kötülük [LGBT]

Sevmeye ara verelim sevgili... Değmemesi gereken ellerimiz birbirine değdiği için yerle yeksan oluyor bir aile. Nefesimi kulağında hissettiğinde anlı kanıyor simitçinin. Yanıma sokulduğunda kesiliyor elektrikler.  Kasıklarıma dokunduğunda can veriyor merdiven altı kürtajda bir beden. Sana 'seni seviyorum' dedikçe fırıncıyı günaha sokuyor yere düşürülen ekmekler. Birbirimizi ısıttıkça soğuktan donuyor yazın göbeğinde sabi bebekler. Sarılıyoruz, insanlar ölüyor. Öpüşüyoruz, insanlar ölüyor. Sevişiyoruz, insanlar ölüyor. Kötülük bu denli legal olmuşken, masumiyetimiz cehennemi körüklüyor. İyisi mi ayrılalım sevgili. Gaddarlıkları kapıya dayanmadan önce saf günahlarımızı da alıp buralardan gitmeli.