Ana içeriğe atla

Tekboynuz





Yaşadıklarımıza, şahit olduklarımıza, işittiklerimize inanabiliyor musun sevgili okur? Biliyor musun, ben inanma evresini geçtim, her defasında biraz daha kanıksıyor olmaktan korkuyorum. Zira, bugüne kadar hiçbir pesimizm türü bu denli kötü niyete bulaşmamıştı. Ve hiçbir hata tüm bunları olağan kabul etmek kadar tehlikeli olmamıştı.
Keşke okumakla kalmasan ve desen şimdi bana, "bak bu ilk değil, evveli gibi bu da geçip gidecek..."Neyse.
Kendimi kötü hissediyorum sevgili okur. Yorgunluğundan ölüyorum tüm bu olanların. Kulaklarım patlıyor konuşmayanların sessizliğinden. Acı bir tat geliyor ağzıma söylenmemiş sözler yüzünden. Beynim karıncalanıyor bildiklerimden. Oysa bilinmeyen bir dünya ne güzel olurdu değil mi? Çünkü bilinenler bizi hayli tüketiyormuş gibi görünüyor. Mesela bu gece yatağımıza gitsek ve uyusak, yeni günde olayların farklı olduğu diğer bir dünyada açsak gözlerimizi ne güzel olurdu değil mi? Öyle bir dünya ki, sessiz boyun eğişimiz, sessizliğimiz almamış bizden değerlerimizi. Öyle ki değerlerimiz bizim için eskisiden bile daha değerli. Ne dersin, belki boşuna umut etmemişizdir. Belki hâlâ bir şans vardır. Belki tüm bunlara rağmen yarın herkes insanlığa uyanır. Ama o zamana kadar sen gözlerini kapa, ben de yanına sıkışayım. Elimde tüm saflığı ve masumiyeti ile bir unicorn masalı, hümanizmin hatrına sana güzel insanlar anlatayım.
iyi geceler

Yorumlar

  1. "bak bu ilk değil, evveli gibi bu da geçip gidecek..." , son da değil, yani bu geçecek başkası gelecek. En baştan verilmesi gereken ders buydu bize Nini, güzel uyan yarın-lar-a hep ; günün getirecekleri insanın iyi-kötü oluşuyla paralel değişken ; hazır ol.

    Saygıyla,

    Aylak

    YanıtlaSil
  2. insanlık, masumiyet, hümanizm, vicdan sonunda elbette kazanacak...
    umudumuzu hep koruyacağız...

    YanıtlaSil
  3. "İnsan mefkuresi kadar insandır" diyor Muhammed İkbal. Elbette insan olarak doğuyoruz. bütün zaaflarımızla yaşıyoruz. Oysa insani ve vicdani vasıflarımız geliştikçe işte o zaman olgun insan, eski tabirle "İnsani kamil" olabiliyoruz. Bugünün insanı yaratılış sırrına sahip çıkamadı malesef. Bencilliği içinde kendi insanlığını unuttu da, vahşileşti, canileşti, sanki bir hilkat garibesine dönüştü ne yazık ki... Elbette iyi insanlar var azınlıkta olsa da. Kıyıda köşede, kalbi bir karıncaya bile titreyen insan gibi insan. (Yazılarında buna işaret ediyorsun.)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ah.

Psikolojik ve sosyolojik bir mücadelenin içindeyiz... Bundan yıllar önce, 2012'de, bir yazı okumuştum. Tam da Dağlıca (okumak için tık tık ) olayının ardından. Yeniden kendini sıklıkla hatırlatmaya başlamıştı terör. Linklediğim yazımda bir liste var, o sıralarda "sadece" beş satır. Şimdi listelemeye kalksam yanımda durup buz kesmiş elimden tutacak cesaretiniz var mı?  ... Okuduğum o yazıda şöyle bir şey diyordu yazar: Günümüz Türkiye’sinde terörün gündelik haberler arasında yer almaya başlaması ve toplumun buna sessiz kalması, bir toplumun yok olmasının yolunun o toplumun değer yargılarını aşındırmaktan geçtiği gerçeğini akıllara getirmektedir. Ne kadarı doğru?  Aşındığımız kesin. Peki, aşınan gerçekten değer yargılarımız mı? Neden sessiz kalıyoruz? Umursamıyor değiliz. Üzülmüyor değiliz. Görmüyor değiliz. Hatta 2012'den farklı olarak artık ölmüyor da değiliz. O halde olan ne? Kanıksıyoruz.  (TDK /1. -i Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez ...

Mini Sohbet - Huzur

ben burada olmak istiyorum.  stresten, işten, kalabalıktan, internetten, haberlerden, matkap sesinden, topuklu ayakkabıdan, ailemden, kavgadan, sevgilimden, dostumdan, dedikodudan... her şeyden uzakta. şimdi sen bunu okuyorsun ya, ben burada olup senden de uzak kalmak istiyorum. sevdiğim-sevmediğim ne varsa düşsün 5 dakikalığına yakamdan. söz güneşi batırıp geri döneceğim bensiz sahteliği eksik kalacak dünyaya ama şimdilik bi destur! müzik bile benimle olmasın bu defa. sadece rüzgar, dalga ve yengeçlerin ayak sesleri... kıyafetlerimi de atayım ki kenara, esintiyle üzerime bulansın kum taneleri. ...    1... ...2... ...3... ...4... ...5 . uyanış (bknz: beyaz yatak )

Benimle Dans Et

"Benimle dans eder misin?" Ne de güzel bir soru değil mi, bir de düşünsene tanımadığım sana, birine benim ağzımdan döküldüğünü. Komik mi olur yoksa çekici mi bilemiyorum ama bence çok eğlenceli... Bu teklifim her ne kadar yurdum kültüründe kabul görmese de, tamamen masumca. Ama itiraf etmeliyim ki genç bir kadın olarak, aklım karşı cinsten hoşlanmaya erdiğinden beri en büyük hayalim, ilgimi çeken adamı dansa kaldırmak. Sanmayın ki öyle tango, vals, romantizm vb. Basbaya coşmak, eğlenmek, gülüşmek.Hem iddialı hem de heyecan verici, dominant bir hareket (gülücük) Dans bana sadece aşk meşk flört çağrıştırıyor gibi durdu ama aslında öyle değil. Ben çok sevip ısındığım kadın ya da adam, herkesle dans etmek isterim. Annem ve onun lise arkadaşlarıyla da içip deli gibi dans ettiğimi; hiç tanımadığım biriyle dans ederken tanışıp, sonradan onu kendime dost edindiğimi de (nam-ı diğer Beatrice) bilirim. Mesela şimdi bunları okuyorsun ve ben senin gerçekte kim olduğunu bilmi...